DEFY VENTURES ONLAR AMERIKA’ DA: Geçmişin Suçluları, Geleceğin Girişimcileri

Bir mezuniyet törenindeyim. Ama bu ne alışık olduğumuz mezuniyet törenlerine benziyor ne de öğrenciler bizim düşündüğümüz gibi. Onlar “hapishane” yaşamından geliyor ve devam ettikleri bir eğitim programından sonra diplomalarını almayı bekliyorlar. Törenden önce bazıları kısa da olsa topluluk önünde bir konuşma yapıyor.

Programdan geçen yıl mezun olmuş olan, doğuştan girişimci, karizmatik, lider görünümlü Jose Vasquez (26) söze başlıyor. Bu genç adam şöyle diyor,

“Baba mesleğinden etkilenerek kendi işimi kurdum, ürünün kalitesini, müşteri memnuniyetini daha 17 yaşlarımda iken öğrendim, kar marjını ve nakit akışını da biliyordum, günde 2000 dolar kazandığım günlerde olmuştu. İyi müşterilerime hediyeler gönderiyor, bazılarını yemeğe de çıkarıyordum.“ (Müşteri Memnuniyeti!)

Geleceğin Girişimcileri1

Ama tek bir problem vardı, satısını yaptığı ürün UYUSTURUCU idi. Babası ve iki kuzeni ile hapishaneye giriyor. İki yıl sonra hapisten çıkıyor ve şimdilerde kendine yeni bir hayat kuruyor genç bir girişimci olarak, yeni işiyle ve tabi ki yasal yollarla.

Sözlerini şöyle sürdürüyor” bundan bir süre önce hapishanedeki bir hücreye kapatıldım. İnsanlarla hiçbir görüşmenin olmadığı, yiyeceğimizin bile küçücük bir pencereden bırakıldığı bir hücre. Bunu söylemek gerçekten zor ama bir süre önce o turuncu hapishane kıyafetini giyerken, şimdi takım elbiseli, kravatlı bir girişimciyim. Kendi işimin sahibi (CEO) olarak 18 müşterime “Happy Vida” ismindeki şirketimle profesyonel consiyer servisi yapıyorum. Birçok üst düzey yöneticinin önünde beni mezuniyet kıyafetleri içinde gören annem ve büyük annem çok gururlandı. Artık bir girişimci olarak düşlerim de bile inanmayacağım bir işin sahibiyim ve bunu ben başardım.”

Bir diğer konuşmacı söze başlıyor;
“Ben bir adam oldurdum. 16 yaşındaydım. Kardeşimin katili olduğunu düşündüğüm adamı. Adaleti kendi ellerimle vermek istedim. Ve 21 yıl parmaklıklar ardında cezamı çektim” diyor Fabian Ruiz.

Nasıl tanıdık bir hikâye, Fabian’in yaşamı beni yıllar öncesine götürüyor. İstanbul’daki iş yaşamımda karşılaştığım bir görüşmeyi hatırlatıyor, farklı ülkelerde de olsa hikâye hep ayni.

Geleceğin Girişimcileri2

Türkiye’de çalıştığım şirketlerin İnsan Kaynakları Departmanına, İş ve İşçi Bulma Kurumu, görüşmek üzere adaylar gönderiyordu. Bu adaylardan bazıları da eski ‘hükümlü’ idi. Benim en zorlandığım görüşmeler elbette bu adaylar ile yaptığım konuşmalardı. Onlara ne soracaktınız?

-Daha önce nerede çalıştınız?
-Nasıl bir iş deneyimine sahipsiniz?
-İşinizden ayrılma sebebiniz nedir?

Ne yazık ki bu soruların hiç biri onlar için hazırlanmamıştır.
O eski bir “hükümlü” olarak sadece hikâyesini anlatır, anlatırken de genelde önüne bakar, birçoğu “kader mahkûmu” dur, siz dinlersiniz, dinledikçe gözlerinizden akan yaşlara engel olamazsınız. Şirkette ona uygun olabilecek bir iş bulmak için çabalarsınız ama işe yaramaz ve sonuçta iki kolunuz bağlıdır.

Eski hükümlüler benim için “SUDAN ÇIKMIŞ BALIKLAR” gibidir. Yıllarca hapishanede yaşamış, her gün takvimde günleri, yılları saymış, dışarıya çıkma, özgürlüklerine kavuşma, yeni hayatlarına başlama hayali kurmuşlardır.

Özgürlüklerine kavuştukları günlerde ise dışarısının hiç de düşündükleri, hayal ettikleri gibi bir yer olmadığını anlamaları uzun sürmez.

Geleceğin Girişimcileri3

O günlerde, toplum olarak onlara nasıl yardım edebiliriz, ne yapabiliriz sorusunu kendi kendime sorardım. Fakat bir “İK uzmanı” olarak daha yolun çok başındaydım ve tek istediğim belki bir gün belli bir konuma gelince bir şeyler yapma arzusu idi.

Bir organizasyon kurup, kısa süreli bir meslek edindirme projesi oluşturulabilirdi. Yetenek ve ilgi alanlarına göre herhangi bir işi öğretmek ve bir şirkette iş bulmasını sağlamak zor olmamalıydı.

Amerika’ya yerleşince, ne yazık ki böyle bir projeyi hayata geçirmek sadece düşüncede kaldı ve eyleme dönüşemedi. Benim kendi ülkemde gelecekte bir gün yapmak isteyip de yapamadığım bu isin bir benzerini Amerika’da Catherine Rohr başarmıştı.

DEFY VENTURES’in kurucusu “CATHERINE ROHR” ile 2012 yılının Aralık ayında öğrencilerinin mezuniyet töreninde tanıştım. Eski hükümlü-yeni öğrenciler çocuklar kadar mutluydular, gözlerinde ve davranışlarında bir çocuğun masumiyeti vardı, sanki yıllarca bir suçtan dolayı hapiste yatan onlar değildi. Kendilerine değer verildiğini, bir birey olarak ise yaramanın verdiği mutluluğu, yaptıkları konuşmalarında da belirttiler. Sanki yeniden doğmuşlardı.

Catherine Rohr, Defy Ventures’i kurmadan yıllar önce Teksas’taki hapishane girişimcilik programını (PEP-Prison Entrepreneurship Program) yönetti ve eğitimler verdi. Onun liderliğindeki program 5 yıl içinde 600 mezun verdi. Mezunlardan sadece %5’i hapishaneye geri döndü. (Bu oran ülkenin genel ortalamasında %50’dir.) Bu program sayesinde, oradaki hükümlülerin bazılarında doğuştan gelen liderlik, iş yönetimi becerisi gibi özelliklerini fark etti. Ona göre çoğu potansiyel bir girişimci değil, girişimcilikleri kanıtlanmış kişilerdi ancak kanunsuz yollarla, araba hırsızı, gangster ya da uyuşturucu satıcısı gibi.

Ve tanıştığı bu suçluların çoğu, karizmatik, bağımsız, risk almaktan korkmayan kişilerdi. Tıpkı iş yaşamında başarılı olmuş yöneticiler ve girişimciler gibi.

Geleceğin Girişimcileri4

Catherine Rohr, Newyork civarında kar amaçsız bir organizasyon olan DEFY VENTURES 2010 yılının Ekim ayında kurdu. Bu organizasyonun amacı, hapisten yeni çıkmış ve artık parmaklıklar ardına tekrar dönmek istemeyen ve yeni bir hayata başlamanın heyecanını duyan eski hükümlülere eğitimler vererek yardım etmek, onlara kendi işini kurup yönetmesini sağlamak ve 1 yıl süresince bu işin takibini yapmaktı. MBA programına benzer daha basitleştirilmiş dersler ile yeni girişimciler yaratmaktı amaç.

Defy Ventures, bağışlar ile kuruldu ve ülke genelindeki bazı şirketler, Venture kapitalistler ve özellikle Newyork civarındaki girişimciler, şirketler, bankalar v.b kuruluşlar ve diğer bağışçılar ve gönüllü çalışanlar ile de yaşamını sürdürüyor.

Google, Bloomberg, Bridgeway Capital, Weinberg Foundation, Buford Foundation, Cornerstone Foundation, Grace and Mercy Foundation gibi büyük kuruluşların ve bir o kadar da küçük kuruluş ve bireylerin( 400’den fazla) desteği ile 2.000.000 dolar bağış topladı ve bu bağışların her kurusu yardım bekleyen eski hükümlülerin başarısı için harcanacak, takibini de Yönetim Kurulu üyeleri yapacak.

Catherine Rohr, iş yaşamında başarılı olmuş üst düzey yöneticileri, girişimcileri bu programda gönüllü olarak çalışması konusunda ikna ediyor. Gönüllüler bazen konuşmacı olarak katılıyor yada öğrencilerin yapmak istedikleri is için görüş bildiriyor (judges) , bazıları da bir yada birkaç öğrencinin Mentor’i /Koç’u oluyor.

Eğitime katılmak isteyen hükümlüler, bir kaç görüşmeden sonra programa uygun ise kabul ediliyor. Gecen yıl ilk mezunlarını veren Defy Ventures, 2012-2013 öğretim yılına da 60 öğrenci ile başladı. “Boot Camp” dedikleri 1 aylık zorlu bir süreçten gecen öğrencilere bunun daha başlangıç olduğu hissettiriliyor ve bu dönemde vazgeçmeyenler, kararlı olanlarla programa devam ediliyor.

Eğitim programında birçok dersler görüyorlar.
1. Eğitim süreci 2 aylık 160 saatlik eğitim programından oluşuyor. Bu iki ay sonunda diplomalarını alıyorlar fakat yapacakları iş konusundaki sunumun sonunda bir para ödülü yok. Devam eden 2.ve 3. Eğitim sureci 2 aylık programlar halinde.

1.ciye verilen en yüksek ödül 25.000 dolar.

Defy Ventures, ayırdıkları bütçe ile işinde başarılı olacaklarını düşündükleri Diğer yarışmacılara /girişimcilere de para yardımı yapıyor.

Her eğitim sürecinin sonunda öğrenciler; üst düzey yöneticilere, başarılı girişimcilere yaptıkları sunumlarda: Şirketlerinin adı, logosu, yapacağı iş için gerekli sermayeyi bildiriyor, jürinin karşısında girişimci olarak yapmak istedikleri isin misyonu, ürünün tanıtımı, fırsat analizi, hedef pazarları, rekabet ortamı, farklılıkları, pazarlama stratejilerini anlatıyorlar. Yarışmacılar, sunumdan sonra jürinin isleri hakkındaki düşüncelerini dinliyorlar ve sorulan soruları cevaplandırıyorlar. Daha sonra jürinin değerlendirmesini ve onlara verecekleri puanı bekliyorlar.
21 Şubat 2012 tarihinde, sunumlarını yapacakları bir gün, ben de gözlemci olarak toplantılarına katılıyorum. 2. Eğitim süreci sonunda bu eski hükümlü-yeni öğrenciler çok heyecanlı bir şekilde yapacakları sunumlara hazırlanıyorlardı. Sınıf arkadaşları ile aralarındaki rekabete rağmen bir bütün olmuşlar, herkes birbirine eksik olduğu konuda yardım ediyordu. İçlerinden birisi:” bu programın bir yararı da ödülün dışında diğer insanlara tekrar güvenmeyi, yardım etmeyi öğretti, sanki sınıf arkadaşlarımızla kardeş gibi olduk “diyordu.

Geleceğin Girişimcileri5

İlk tanıtımı Pedro Minaya yapıyor. Profesyonel boya/badanacı ve su anda bu isi zaten yapıyor ve müşterileri de var, işini daha da büyütmek istiyor. Ve tabi ki para ödülünü de kazanmak.

İkinci sunumu Michael Cole “Mikey” yapıyor. İş planından bahsediyor, konuşmasına çok iyi hazırlanmış ve kendine güveni tam, yapacağı dondurma işinden bahsettikten sonra bizlere satacağı ürün olan dondurmanın içerisinde organik ürünler kullandığını söylüyor. Ürününden tüm jüri üyelerine tattırıyor, içinde balsamic sirkesi olan çilekli organik dondurma nerede ise yediğim en lezzetli dondurma.

3, 4 ve 5. sunumlardan sonra öğle yemeğine geçiliyor.
Üç ayrı toplantı salonundan gelen yarışmacılar ve jüri üyeleri, Defy çalışanları bir araya geliyor. Bu yılın öğrencilerinden ve “Noel’s Catering Kitchen”Şirketi kurucusu Robert Crawford hazırladığı yiyecekleri bize afiyetle sunuyor.

Yemekte yanımda oturan ve 25 yılını hapiste geçirmiş Russell Tucker ile sohbet ediyoruz. Hapishane yaşamının zorluklarından, hapishanelerin şehrin çok uzağına inşa edilmesi ile aile ziyaretlerinin nerede ise imkânsız olduğunu söylüyor ve zamanla birçok kişi ailesinden kopuyor ve yalnızlaşıyor, diyor.

Yemekten hemen sonra, büyük toplantı salonunda Venture Kapitalist Mr. Tim Draper girişimcilik hakkında bir konuşma yapıyor. Sabah ki toplantıda karsımda konuk jüri olarak oturan kişinin unlu biri olduğunu sonradan öğreniyorum. Ve konuşmasından bazı başlıklar:

“Girişimci hata yapar, başarısız olur ama asla vazgeçmez, inandığı bir şey uğruna denemekten yorulmaz, başarı kazanana kadar bunu sürdürür.”

Video konferansının geliştirilmiş halini düşünürken, Skype ‘in nasıl doğduğundan,
Yıllar önce parasız bir e-mail hattı düşündüklerini ve “Hotmail” in kurulduktan sonra nasıl 18 ay gibi kısa bir sürede 11 milyon kullanıcıya ulaştığından bahsediyor. Dedesi ve babası da bir Venture Kapitalist ve onun için iyi bir ‘ rol model’ olduklarını belirtiyor. “Eğer örnek alacağınız rol modeli önünüzde yoksa isiniz daha zor” diyor. “Ne is yapmak istiyorsanız ona yoğunlasın, pek yapılmamış, denenmemiş şeyleri bulun. Aptalca şeyler de deneyin. Dibe vurdun mu her şey yapabilirsin. İlk denemelerinizde başarısızlıklar, kayıplar olabilir, ama her zaman içinizde yeniden deneyeceğim isteği olsun.”

“Facebook ve Google’dan onlara yatırım yapmamız için teklif geldiğinde, elimizde yatırım yaptığımız ve yönetmekte olduğumuz çok iş vardı, ve biz biraz cimri davrandık.” Ve kaçırdıkları bu fırsatları kayıp olarak görmediğini de belirtiyor.

Ertesi günde finale kalanların sunumları ve büyük ödüllerin kimlere dağıtılacağı açıklanıyor. 22 Şubat gecesi düzenledikleri küçük bir kutlama gecesine katılıyorum. Sembolik çeklerini alıyorlar. Bazılarına başarısız olsalar da, onları mutlu etmek için 100 dolarlık Cem veriliyor. Ve büyük ödülü dondurmacı “Mikey” kazanıyor. Herkes mutlu ve sevinçli, ödül töreninden sonra DJ in şarkıları ile dans pisti bir anda Yöneticiler-Defy çalışanları ve öğrenciler ile doluyor.

Ve İstatistikler ve Gerçekler

Bugün Amerika’da 2,3 milyon kişi hapishanelerde ve her hafta yeni bir hapishane açılıyor. Bir o kadar da hapisten çıktıktan sonra tekrar oraya geri dönenler var. Onlar is bulmak konusunda zorlanıyorlar, is kanunlarına göre onlara ayrımcılık yapılmaması gerek ama öyle olmuyor ne yazık ki.

Araştırmalar gösteriyor ki eğer bir hapishane geçmişiniz varsa, ise alınma şansınız beyaz irk iseniz %50, siyah irk iseniz %33.Eger bir şekilde işe alındıysanız kazandığınız ücrette sizinle ayni isi yapan diğer bir kişiye göre %40 daha az. Bugün sadece Amerika’da değil, Türkiye de ve dünyanın bir çok ülkesinde suç oranı artıyor. Türkiye’deki hapishanelerde %20 kapasitesinin üzerinde bir doluluk var.
Catherine Rohr, kurduğu organizasyon ile eski hükümlü- yeni öğrencilerini teşvik ediyor. Onlara kendi islerini kurabileceklerini, bunun için ne yapmalarını gerektiğini öğretiyor, destekliyor.

Siz okuyucular belki su soruyu sorabilirsiniz.
2.3 milyon hükümlüden Defy Ventures’in topluma yılda kazandırdığı 30-60 kişi ne ki? Gibi…
Böyle bir düşüncenin ardından aklıma “ Deniz Yıldızları” hikâyesi geliyor.

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karsı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder ve ona yaklaşır:

-Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?

Genç adam yanıtlar:
-Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler.
Yazar sorar:
-Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı alır, okyanusa fırlatır, yazara döner ve der ki;
– ONUN ICIN FARKETTI AMA…

İste Catherine Rohr’un yaptığı da hikâyedeki genç adama benziyor. Bir eski hükümlü de olsa, parmaklıklar arasına tekrar gitmesini engellersem, bu benim için en büyük mutluluk der gibi…

Ve siz okuyuculara soruyorum.

Daha çok suçluyu barındırmak için yeni yeni hapishaneler mi açmalıyız?

Ya da daha önce suç işlemiş kişileri topluma yeniden kazandırmak için çaba mı göstermeliyiz?

Yoksa toplum refahını arttırarak, suçlu olabilecek kişi sayısını önlemeli miyiz?

Ne dersiniz?

Tüm insanların eşit ve özgür bir dünyada refah içinde mutlu olarak yaşaması dileğiyle, sağlıcakla kalın.

Dilek Eriklili Beck


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: