Cirque du Soleil

Güneş Sirkinin Işıklarıyla Aydınlanmak

Dünyanın en yaratıcı, en renkli, en sıra dışı sirki Cirque du Soleil. Sanatla yaratıcılığı bu denli iyi harmanlayan bir gösteri yoktur belki de dünya üstünde. Ferah Sümer’in aşağıda kaleme aldığı yazı bir kendisiyle Cirque du Soleil arasındaki aşkı anlatıyor. Bu arada belirtmeden geçmeyelim; bu ünlü gösterinin sanat yönetmeniyle ülkemizden görüşmeyi başaran belki de tek kişi.

Şimdi okuyacaklarınız  yedi sene önce gerçekleşti.

2004 senesi  bir gece yarısına doğru televizyonu açtığımda bir kanalda  rastladığım  sıradışı görüntü karşısında çakılıp kaldım. Bir tiyatro muydu? Bale mi? Dans mı? Yarısına doğru açmıştım…Tanıdığım sevdiğim tutkunu olduğum sanatların tümü daha önce rastlamadığım bir anlatımla düş gücü ile birlikte birbiriyle iç içe geçmiş kusursuz bir armoni içindeydi. Büyülenmiştim…Kim , hangi ülke , nasıl bir anlatım , hangi sanat grubu, bu toplam kalite ve yüksek sanat icrası nasıl oluşturulmuş, bendeki bu kuvvetli etki nasıl oluştu; soruları dönüyordu kafamda bir yandan… Kim olduklarını final yazılarından anlayabilmek için gece yarısı biten gösterinin  sonunu sabırsızlıkla bekledim… Ya  keserlerse, anlayamadan biterse diye endişe yaşayarak…

 

Tamamen başka bir boyuta geçmiştim…Sanata, kültüre, sanat tarihine olan tutkum ve şahsen bir sanat dalıyla dostluk kurmuş olmam nedeniyle başka türlü büyülenmiştim…Sonsuz bir güç ve yaşama sevinciyle dolmuştum… Sonunda okuyabildim…  CIRQUE DU SOLEIL …Kanada… Güneş Sirki… Sirk… Bütün hayat ve sanat algılarım yeniden yerleşiyordu benliğimde bilincimde… Dönüşmeye başlamıştım bile…Hemen bilgisayara koştum araştırmaya başladım.. . Sabah gün ışırken hala doyamamıştım… Çok büyük tükenmez bir hazine ile tanışmıştım… Bütün sanatların  bileşkesi; sirk sanatları, sahne sanatları, kostüm, müzik, makyaj, dans, felsefe, tarih, sosyoloji, psikoloji, ışık, renk, tiyatro ve bunları birleştiren temel  vizyonları, emek, disiplin, ciddiyet, heyecan … Sınırların sürekli aşıldığı yüksek sanatla karanlıktan ışığa…Yıldırım aşkına tutulmuştum.  Öğrendiğim her yeni şey beni bu tutkuya daha çok yaklaştırıyordu. Öyle derin bir dünyaydı ki keşfetmekle bitmiyordu. Kurucularının doğallığı, ileriyi görme ve yaratıcılıkta sınır tanımamaları çalışanların ortak heyecanı, farklı dünya görüşleri, herkesin önce kendi olması ve bunu topluluğun felsefesiyle birleştirmesi… Her yeni bilgiyle ilk andaki hayranlığım katlanarak büyüdü. Artık Güneş Sirki’nin güneşinin ışıkları beni de sarmıştı ve aydınlatmaya başlamıştı. Hayatımın rehberi ışığı, rengi oldular; iyi günde kötü günde. Sanatın eşsizliğinin, karanlıktan aydınlığa çıkarmak özelliğinden kaynaklandığını çok iyi bildiğim için onlarla ayrılmaz bir bütün olmuştum.

Renkli soytarı terlikleri

2008’ de geçirdiğim önemli bir ameliyat onların büyüsüyle, enerjisiyle bana dokunmadı bile. Hastanede palyaço kuklalar bebekler, tiyatro maskları doluydu odam. Pijama değil canlı renkli bir kıyafet ve renkli soytarı terlikleri giymiştim. Pansumana böyle gidiyor, hastanede böyle dolaşıyordum. Çok uzaklarda olsalar bile 5 bin kişilik çalışanıyla ortak felsefesiyle  bu düş gücü ve sanat ülkesi benim ülkemdi ve varlıkları artık hayatımın her alanında bana güç veriyordu. Hayatımın bir parçası oldular. Yaratım aşamalarını, çalışmalarını, kostümlerini, makyajlarını her şeylerini öğrenmiştim ve hissediyordum. Bütün oyunların felsefesini, karakterleri; hepsini… Sanatsal  derinliklerini çok iyi hissedebiliyordum. Televizyonda onları gördüğüm an hayatım değişmeye başlamıştı. Sanatsal gelişimimde çok büyük rol oynadılar. Bir devir kapandı ve o geceyle benim için yeni bir devir başladı. Onlarla birlikte kendim olmak ve OLMAK  adına çok renkli, heyecanlı, ışık dolu bir serüven başladı ve devam ediyor. Onları tanıdığım gece  benim gerçek ruhsal ve sanatsal doğum günümdü.

2005 senesine kadar hazırlık donemi yaşamıştım sanki ve şimdi esas serüvenim başlamıştı kendimle. Ruhum ve bilincim onların felsefesiyle birleşti ve kendi gösterilerini yarattıkları gibi bana şekil vermeye başladılar. Çok sıra dışı bir yolculuk yaşıyordum. Sanatın, kültürün, Tabiat’ın Evren’in sırlarına ufak ufak yaklaşıyor, şahit oluyordum. Onları anlamaya hissetmeye çalışmak kültürleri, felsefeyi, insanın değerlerini, Tabiat’ı, Evren’i daha yakından algılamak demekti. Bu  eşsiz ülkeye her gün biraz daha yaklaşıyordum. Bende ne varsa onlarda da vardı. Kendimi bütünledim onlarda. Demiştim ya  gösteri bende devam ediyordu. Sıra beni yeniden özümden yaratmaya gelmişti. Sadece birleşik sanatlar değil, gösteri değil eğlence değil insanlığa hizmet eden insanlığın aydınlığı ve barış için tüm Güneş Sirki  çalışanları ışıklarını dünyanın karanlık kötü yüzüne göndermeyi misyon edinmişti. Düş gücüyle, varoluşun insan bedenindeki sınırlarını yeteneklerini aşarak hep ileriye daha ileriye. Tüm insanlık kültürüyle birikimiyle 50 ülkeden bin 200 artist olmak üzere 5 bin  tek yürek çalışanla.

Sanat Yönetmeniyle Canlı Chat

Güneş beni hem aydınlatıyor hem hızla kendine çekiyordu. Sadece onlarla olmak için araştırıyor, düşünüyor yaptıklarını çözümlemeye çalışıyordum. Çok hızlı yol aldım yaratım aşamalarını tam anlamıyla hissetmeye başladım. Onları tanıdığım oranda kendi hayatımda da dönüşüyordum. İsimlerini duymak bile başka bir boyuta geçmeme yetiyordu. Sanatsal algım, bakışım gelişimim onlarla paralel gidiyordu artık. Günlük hayatım da  yaptığım en basit iş bile şölene dönüştü.  Her yerde onlarlaydım. Gösterilerin tümü beynimde günlük hayatta da dönüp duruyordu. En büyük hayallerimden biri Kanada’ya gidip  ziyaret etmekti… Buna daha çok zaman vardı… İstanbul tur planları da yoktu…

Bu şekilde 6 sene geçti… Geçen 2010 yazında en önemli sanat yönetmenlerinden birinin canlı chat e katılıp dünyadan kayıt olacak  kişilerin sorularına bir saat süre ile cevap vereceğini öğrendim…

Bu rüya gibi bir şeydi benim için. Onlara daha da yaklaşmak için müthiş bir fırsattı. Bunu başarmalıydım. Aksini düşünmek bile istemiyordum. Chat’e katılabilmek için bir soru göndermek gerekiyordu. En ilham dolu ve ilginç soruları seçeceklerdi. Gönderdim… Sabırsızlıkla geçen iki günün sonunda cevap geldi. “Chat’e katılabilirsiniz tarih 15 Eylül saat 12.00 … Türkiye saatiyle 19.00.” Kullanılacak programlar ve gerekli teknik altyapının bilgisini vermişlerdi. Hepsini hazırladım. Hiçbirşey atlamamalıydım. Saat 19.00’da onların özel hazırladığı Chat ekranına girdim. Çıkmıyor … Kalabalıktan bağlanmıyor… Saat 19.20 yine bağlantı yok… Başka bilgisayara gidip bütün teknik altyapıyı hızlı 3 dakikada oluşturdum… Yine yok… Dua ederek , azimle kendi bilgisayarıma geldim… Ümidimi kaybeder gibi oldum ama pes etmek istemiyorum. Açtım iki kişi çıktı karşıma. Önce inanamadım. Biri Chat Moderatörü birisi Ünlü sanat yönetmeni Chantal Tremblay. Sorular geliyor birçok yerden. Seçiyorlar ve yönetmen Chantal Tremblay’a soruyor moderatör. Saat 19.30 heyecandan dondum ama kendimi bırakmamalıydım. Bir yandan bilgisayara kayıt yapıyordum. Sol üst köşeye soruyu yazın şu kadar karakter olsun diye bir kutu koymuşlar… Bu da ikinci eleme. Soruyu istedikleri karaktere indirerek yazdım ve yolladım. Diğer ülkelerden gelen sorular cevaplanıyordu. Az kaldı bir saatin bitmesine binlerce sorunun arasından beni mi seçecekler derken, moderatörün çok ilginç bir soru geldi dediğini duydum… Ben olduğumu hissettim… Evet bendim…

MODERATÖR: İşte  çok  ilginç bir soru… Ferah Sumer , İstanbul, Türkiye… “Oyunlarınızı gerçekleştirme aşamasında, bunların; bir kişinin hayatını bu kadar derinden etkileyeceği ve  geliştireceğini düşündünüz mü? Oyunlarınızı seyrettikten sonra, onlar günlük hayatımda yaşamaya devam ediyorlar.” diye  soruyor…

S.YÖNETMENİ: Demek ki oyunlarımız sağduyu ile zihinde yer alıyor; günlük hayatta da… İnsanlara böyle güzel bir şekilde  dokunmak çok hoş. Böyle mesajlar almak bizim için çok çok değerli. Ekipte görevli ve turlar nedeniyle hayatı değişenlerle, çeşitli sebeplerle çok çalışan cast ekibi, teknisyenler, artistler sahnede uzun süre çalışanlarlarla bu mesajları paylaşıyoruz; yorgunluklarını unutmaları ve motivasyon için. Bütün gece sahneyi kurmak için çalışanlar, program değişiklikleri, uzun vadeli çalışanlara da bu hoş tanıklıkları gösteriyoruz… Mesajları veya şahsen tanık olduğumuz bu tip kıymetli yorumları ekiple paylaşmak  bizim için çok değerli ve önemli. Bu yorumları ve mesajları almak bizi çok mutlu ediyor.

Tüm dünyanın katıldığı bu etkinliğe Türkiye’den  katılmış, teknik ve bilgi eşiklerini aşıp  bir anlamda ülkemi temsil etmiştim. Her anlamda çok mutluyum… Beni dönüştüren, hayatımı bu kadar olumlu değiştiren oyunların mimarı sanat yönetmenine ve tüm çalışanlara bu soru ile teşekkür etme fırsatı bulmuştum. Dünya’dan birçok kişinin her şeyi sağlamalarına rağmen problemler veya hatlar  nedeniyle bağlanamadıklarını daha sonra üzülerek öğrendim. Bu aynı zamanda bana verilmiş bir şanstı demek ki… Bu sorumu tüm çalışanlara ilettiklerini bilmek çok uzaklardan da  olsa diyalogun başlamış olduğunu hissettiriyordu…

Şubat 2011 de İstanbul da onlara daha da yaklaşacağım günü sabırla bekliyorum, evrenin bir şeyi yürekten isteyince açtığı kapılara ve sunduklarına şükrederek…

Cirque du Soleil Şubat’ta İstanbul’da

Akbank, bu kez de efsanevi Cirque du Soleil topluluğunu Türk sanatseverlerle buluşturuyor. Dünyanın 5 kıtasında milyonlarca izleyiciyi büyüleyen efsanevi gösteri topluluğu, 19 Şubat-4 Mart 2011 tarihleri arasında İstanbul Abdi İpekçi Arena’da sahne alacak. Biletler 50-150 TL arasında Biletix’ten satışa sunuldu.

Ferah Sümer


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: