Basit ve Sade Yaşa – 3 – Sosyal Medyada Sadeleşme

Bu yazı dizisinin ilki “Hayatta Sadeleşme” ve ikincisi “Alışverişte Sadeleşme.”

Sadeleşme sadece evdeki eşyalarda, gardıroplara sığmayan elbiselerde yapılmaz. Sadeleşmek kapsamlı olduğu kadar sabır da isteyen bir süreçtir. Dengedir. Terazinin iki kefesini de iyi dengelemek, önce zihnimizi, sonra ruhumuzu sadeleştirmek gerekir. Bunlar birden olmaz, adım adım, yavaş yavaş gerçekleşir. Acele etmeden yaşamın tadına varabilmek, şükredebilmek, gerçek bir hazinedir. Aslında önemli olan, bunun farkına daha erken yaşlarda varabilmektir. Konumuz sosyal medyada sadeleşme ve bu konuyu iki aşamalı olarak ele alacağım. Birincisi, gerçekten sosyal medya kullanımını azaltmak, bize nelerin iyi geldiğini saptamak, gerekli olmayanları elemek üzerine neler yapabileceğimizi özetlemeyi amaçlıyorum. İkinci olarak da, sadeleşme konusunun sosyal medyada nasıl ele alındığına ve bu konudaki çok iyi sosyal medya hesaplarına değinmek istiyorum.

Hadi başlayalım.

Öncelikle kendimize bazı soruları sormakta fayda var:

Nasıl bir sosyal medya kullanıcısıyız?

Sosyal medyayı kullanma amacımız nedir?

Kaç sosyal medya hesabımız var, hangilerinde aktifiz?

Sosyal medyada sadeleşme, internet üzerindeki tüm dijital irtibat noktalarını ortadan kaldırmak değil elbette.  Bunu, gereksiz olanlardan arınma ve kendinize daha verimli bir şekilde yer açma olarak tanımlayabilirsiniz.

Sürekli bildirim almak, bir mesaj ve enformasyon bombardımanına tutulmak, kendini paylaşım yapmak zorunda bırakmak, her paylaşımda kaç kişinin beğenip beğenmediğini kontrol etmek gibi birçok neden, farkında olmadan bizlerin hayatını bloke ediyor, “an”ı yaşamaktan alıkoyuyor, algıları olumsuz etkiliyor ve durum, ilişkilerin bozulmasına kadar gidiyor. Uzmanlar, sosyal medyayı çok fazla kullanan insanlarda konsantre olamama ve empati kuramama gibi sorunlarla karşılaşıldığını dile getiriyor. Bu ve benzer sorunları yaşamamanın yolu da, aslında sosyal medya hesaplarında sadeleşmekten geçiyor.

Sosyal medyada sadeleşmeye aslında kısa bir süreliğine detoks yaparak başlayabilirsiniz. Çok fazla bağlantıya sahipseniz ve bunları kaybetmek istemiyorsanız ya da nasıl sadeleşeceğinize karar veremiyorsanız, çok aktif olmadığınız hesapları “bir süre buralarda bulunamayacağınızı” belirten bir cümle paylaşarak, dondurabilirsiniz. Böylelikle gerçekten geçen sürede, o mecraya ne kadar ihtiyacınız olduğunu değerlendirmiş olursunuz. Detoks süresi tamamen size kalmış. Bu bir hafta da olabilir, iki ay da…  Uzmanlar, sosyal medyanın psikolojik bağımlılığa sebep olduğu için, sosyal medyadan arınma süresini 90 gün olarak belirlemişler. Sosyal medyadan uzak kaldığınız, herhangi bir paylaşım ve takip yapmadığınız sürede, kendinizi değerlendirmiş olursunuz. Burada kontrol tamamen sizin elinizde. Çünkü deneyimleyerek, hangi hesaplarınızı daha aktif kullandığınızı, kimlerle daha çok iletişimde olduğunuzu anlamış olacaksınız.  Belli bir zaman sonra aktif mecralarda yakın iletişimde olmadığınız bağlantıları silebilir, sizin için önemli olan bağlantılarla devam edebilirsiniz.

Uygulanması kulağa güç gelse de, sosyal medyada sadeleşme sayesinde zihninizi dinlendirebilir, bireysel ve sosyal ilişkilerinizin dijital değil,  beşeri hale gelmesini sağlayabilirsiniz. Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanda, bir yemek tarifini deneyebilir, yürüyüşe çıkabilir, hatırını sormayı unuttuğunuz tanıdıklarınızla görüşebilir, evinize daha çok vakit ayırabilirsiniz.

Diyelim ki, bunların hepsini yaptınız. Bir süre sosyal medyadan uzak kalmayı başardınız, birtakım elemeler yaptınız, geriye de aktif olduğunuz bağlantılar kaldı, diğerlerine veda ettiniz. Daha kaliteli, daha bilinçli bir şekilde sosyal medya kullanıcısı oldunuz.  İşte burada önemli olan, sosyal medyada sadeleşmeyi, genele yayabilmek. Gün içindeki sosyal medya kullanımınızda,  kimlere ne kadar süreyle vakit ayırdığınızı değerlendirebilirsiniz. Haftanın belli günleri detoks yapabilir, sosyal medyayı hiç kullanmayabilirsiniz.  Çünkü sadeleşme sürecinde önemli olan, alışkanlıkları değiştirip,  zamanı kendiniz ve çevrenizdekiler için daha verimli hale getirmek.

Sosyal medya kullanımını düzene sokup, sadeleşmeye başladığınızda, göz, el ve bel ağrılarından,  radyasyondan, yorgunluk hissinden, kimin ne yaptığını sürekli merak etme duygusundan, dağınıklıktan ve unutkanlıktan da kurtulmuş olacaksınız.

Belki de, sadeleşme sürecinde, baz “sade” hesapları takip etmek, fikir edinmek açısından da size iyi gelecek.

Yazının başında, sosyal medyadaki “sadeleşen” hesaplardan da bahsetmek istediğimi belirtmiştim. Sadeleşme sürecinde izledikleri yolu, geri dönüşümü, çöpsüz yaşamı, doğa ve çevre bilincini arttırmayı, gereksiz eşyalardan arınmayı anlatan bu hesapların, birçoğumuza iyi geleceğini düşünüyorum.

Bunlardan ilki, Selen Baranoğlu. Bir annenin dönüşüm hikâyesi sloganıyla yola çıkan Baranoğlu, kendi hayatından örneklerle ve ışık tutan yazılarıyla instagram üzerinden,  sade bir hayatın detaylarını paylaşıyor. Akademisyen olan Selen Baranoğlu’nun aynı zamanda  “Basit ve Sade Yaşam” ile “Bana Bir Sade” isminde iki harika kitabı da bulunuyor.

Bir diğer hesap, birkaç sene önce bu alanda araştırma yaparken karşıma çıkan ilk blog sayfası: Türk İşi Minimalizm. Hem blog sayfasının, hem Youtube ve İnstagram hesaplarının sahibi Hale Acun Aydın. Hale Acun Aydın, kendisini şöyle tanımlıyor: “Minimalizmi ilk ne zaman duydum bilmiyorum ama kendimi bildim bileli fazlalıklar beni sıktı.

Mesela birden çok parfümü olanların sabah nasıl karar verdiklerini, masalarında 10’dan fazla kalemi olanların o kalemleri kullanmazken neden stokladıklarını, evde dört kişi yaşarken neden 50 tane çay bardağına gerek olduğunu anlayamadım hiç. Bu da çıkış noktam oldu”.  Çöpsüz hayat ve geri dönüşüm alanlarında çok güzel paylaşımlar yapan ve örnekler veren Hale Acun Aydın’ın keyifli sohbetlerine Youtube üzerinden erişmek mümkün.

Bir diğer değerli hesap da, “İki çocuklu olduğu halde, sade yaşamı nasıl sürdürüyor?” dedirtecek biri. Rabia Sakartepe. Instagram’da “sadeevim” sayfasının sahibi olan Rabia, başlangıçta evinden örnekler vererek, sade yaşamanın detaylarını paylaşmış, Japonların Kai Zen felsefesinin inceliklerini Türk motifleriyle harmanlamış bir öğretmen. Deneyimlerini ve Kai Zen felsefesinin yöntemini, günlük hayatlarımıza nasıl taşıyabileceğimiz ile ilgili “Sade Yaşam İçin Küçük Bir Adım” isminde kitabı da çıkmış bulunmakta.

“Sadeleşmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum” diyorsanız, bu hesaplardan fikir edinebilir, kitaplarını okuyabilirsiniz.

Tam sosyal medyada sadeleşecekken yeni hesap eklemiş olacaksınız belki ama takip etmenin size bir fayda sağlamadığı birçok gereksiz hesap yerine,  bu üç harika kadının söylediklerine kulak verin derim.

Hazır bahar geliyorken, bir bahar temizliği de zihninizde yapın. Tazelenmek ve algılarınızı tekrar harekete geçirmek için sosyal medyayı gerektiği kadar ve verimli kullanmak önemli.

Çünkü birisi gelip bir şeylerimizi götürmek istese, hemen ona engel olmaya çalışırız. Ancak saatlerimizi, günlerimizi çalanlara ses etmeyiz. Boş konuşmalar, verimsiz toplantılar, aldatan ekranlar…

Hayatın her anı tek. Kimsenin çalmasına izin vermeyin.

Zeynep Kıyak


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikDoğa Yürüyüşçüsü Olmak İsteyenlere Tavsiyeler
Sonraki İçerik15. Akbank Kısa Film Festivali Başladı
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…