21 Ocak Haftası Kültür Sanat Ajandası

Maisky’yi dinlemek

Konservatuvar yıllarının ardından Leningrad Filarmoni Orkestrası ile ilk konserini verdiğinde “Geleceğin Rostropoviç’i” olarak anılmaya başlanan Maisky, gençlik yıllarının en önemli başarılarından biri olan Çaykovski Yarışması’nın özel ödülünü de kazanmış ve 1970 yılında Sovyet Rusya’dan ayrılmıştı. Uluslararası kariyerini ise bir yandan yeteneğinin denk gösterildiği efsane sanatçılar Rostropoviç ve Piatigorski ile çalışarak, diğer yandan Lupu, Kremer, Bernstein, Pletnev, Argerich, Gililov, Capuçon, Repin ve Lang Lang gibi yıldızlarla konserler vererek zirveye taşıdı. Maisky’yi dinlemek, yalnızca klasik müziği değil kaliteli müziği seven herkes için bir ayrıcalık. Konser 24 Ocak’ta Lütfi Kırdar’da. Konser öncesi saat 19.00’da Dolmabahçe Salonu’nda Serhan Bali ile söyleşi de izlenebilir.

Nejad’ın en büyük erdemi Nejad olmaktır

Galeri Nev Kırlangıç Sokak’taki yeni mekânında, yeni bir sergi dizisine başlıyor. Yalnızca bir eserin yer alacağı bu sergiler, eser etrafında Galeri’nin sanat tarihi ve sanat eleştirisi konusundaki birikimini de ortaya koyuyor. Düzenli olarak tekrar edecek sergi dizisinin ilki, Nejad Devrim’in başyapıtlarından birine ev sahipliği yapıyor. 1954 tarihli yağlı boyaya, Devrim’in yaşadığı ve çalıştığı dönemin ekonomik, politik ve elbette sanatsal arka planı eşlik ediyor. Sergi, 1923-1995 yılları arasından yalnızca popüler olan, çocukluğunun ve dolayısıyla ünlü Şakir Paşa ailesinin hikâyesini ya da İkinci Dünya Savaşı sonrasının Paris atmosferini seçmiyor. Aynı zamanda, onu tanıyanların en çok söz ettiği, sanatının ana besin kaynağı seyahatleri ve yaşamının karanlık kalan uzun Polonya yılları da serginin önemli parçalarını oluşturuyor. “Château de Chambord. Symétrie Française” isimli tablonun ortaya çıktığı 1954 tarihinin öncesini ve sonrasını izleyenlerin zihninde canlandırmak üzere kurulan sergi, Galeri Nev arşivlerinde korunan sayısız gazete/dergi kupürü, sergi davetiyesi ve afişi, önemli resimlerin ve resimsel yolculukların eskizleri, mektuplar, kartpostallar, tanıklıklar, ses/video kayıtları ve özellikle de fotoğraflardan oluşuyor. Eser 12 Şubat’a kadar görülebilir. 

Bir Dünya Börek

Edirne’den Erzurum’a, Mısır’dan Peru’ya uzanan bir yolculuk… Tekirdağ’ın kara kabak böreğinden Diyarbakır’ın havresine, Sinop’un kulak hamurundan Urfa’nın “ağzı yumuk”una, Çerkezlerin halivasından Kapadokya Rumlarının kavurmalı böreğine, İsrail’in patatesli borekasından Peru’nun tatlı empanadasına 337 tarif… Mutfak kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanıdığımız Ayfer Yavi, dedesinin köyünde yağmur duasının kabul olunması için dağıtılan yağmur böreğinin damağında kalan tadı, burnunda tüten kokusuyla yola çıktı ve beş yılı aşan çalışmanın sonunda “Bir Dünya Börek – Böreğin Tarihsel Yolculuğu” kitabını çıkardı ortaya. Yavi, kısa bir süre önce YKY tarafından yayımlanan kitabının ve böreğin hikâyesini anlatmak üzere 24 Ocak saat 18.30’da Loca’ya konuk olacak. Yazar, gurme, önolog Artun Ünsal, gezgin gurme Mehmet Yaşin ve kitabın editörü, halk kültürü araştırmacısı Sabri Koz da kendi uzmanlık alanlarından katkılarla söyleşiyi zenginleştirecek.

Adres: İstiklal Caddesi No: 161 http://sanat.ykykultur.com.tr/ 

İstasyon: İstanbul Ansiklopedisi

Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul’un “muazzam kütüğü”nü oluşturmak için üzerinde 30 yıl çalıştığı İstanbul Ansiklopedisi’nin basılı 11 cildinin içeriği SALT Beyoğlu’nda incelemeye açıldı. 16 Haziran’a kadar incelenebilir. SALT Beyoğlu’nun giriş mekânı Forum’da kurulan İstasyon: İstanbul Ansiklopedisi kapsamında, tarihçi ve romancı Reşad Ekrem Koçu’nun (1905-1975) şehre dair 30 yıllık bu kapsamlı ve benzersiz araştırması incelemeye açılacak. Koçu hayattayken ancak G harfine kadar basılabilmiş olan 11 cildin içeriği, Forum ve Açık Sinema’da sunum, söyleşi ve atölyelerle yorumlanırken dileyen katılımcılar ciltleri tarayarak “Ada”dan “Gökçınar”a maddelerin künye yazımına katkı sağlayabilecek. İstasyon’da, Koçu tarafından İstanbul üzerine kaleme alınmış diğer eserlerin yanı sıra, şehrin tarihine ilişkin seçili yayınlara yer verilecek.  Kadir Has Üniversitesi’nin katkısıyla hazırlanan İstasyon programları, SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner ile Rektör Yardımcısı, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arzu Erdem’in 9 Şubat Cumartesi 15.00’te Açık Sinema’daki sunumuyla başlayacak.

Yarı Yıl Tatilinde Tiyatro: Gezginci Şövalye

Yarı yıl tatilinde çocuklarla yapılacak en güzel etkinliklerden bir tiyatro. Süreyya Operası tarihi atmosferi ile çocukların çok hoşuna giden bir mekân. 22-24-27-30 Ocak tarihlerinde çocukları bekliyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Sihirli Flüt’ü Tamino’nun Rüyası’ndan sonra Gezginci Şövalye çocuk oyununu sahneye taşıyor. Oyunun başlama saati 15.00. 

Ailemle Geziyorum

Sacred7 Travel’ın Ömer Kokal danışmanlığında sömestr dönemine özel olarak düzenlediği tur, küçük kaşifleri büyük üstat Mimar Sinan’ın eserlerini keşfetmeye çağırıyor. Turda Mimar Sinan’ın “çıraklık eserim” dediği Şehzade Camisi ve “ustalık eserim” dediği Süleymaniye, İstanbul’un ortasını gösteren yeşil taş, Şehzade Camisi’ne giden gizli geçit, bir zamanlar İstanbul’a su taşıyan yüksek kemerler ve Vefa bozacısı keşfedilecekler arasında. Mimar Sinan’ın ilginç yaşamının ve dehasının detaylarının öğrenileceği bu tur 5-12 yaş arası çocuklar ve aileleri için düzenleniyor. Gezi 26 Ocak’ta 13.00-16.00 arasında düzenleniyor. Bilgi için: http://www.sacred7travel.com

Müzede Oyun: Helikon

Helikon, İstanbul Oyuncak Müzesi’nin bulunduğu köşkün tamamında gerçekleşen tek perdelik sürükleyici bir tiyatro deneyimi. Müze sözcüğünün kökeni; bilim ve sanat tanrısı Apollon ile birlikte yaşayan Musalar, yani ilham perileridir. Bu yarı tanrılar, hava karardıktan sonra zamanı bükerek ziyaretçileri müzedeki oyuncakların öykülerini anlatmaya, 1950’li yıllara götürüyor. Oyuna, 14 yaş üstü çocuklar kabul ediliyor. 20-21-27-28 Ocak’ta.

istanbuloyuncakmuzesi.com

Rumuz Goncagül

Oktay Arayıcı’nın bu ünlü eseri 20 Ocak’ta Ankara Küçük Sahne’de izlenebilir. 2 saat 30 dakikalık bu oyunun konusu şöyle: İnsaf Hanım, evlenme çağına gelmiş kızı Gülsün’e gazetede yayınlanan gönül postası aracılığıyla koca aramaktadır.  Bu arayış, yoksulluktan kurtulma mücadelesidir aynı zamanda.  Anne-kızın göremediği aşkın aslında çok yakınlarında olduğudur. Peki ya yoksulluk, uzakta kalacak mıdır onlar için? Şarkılı, danslı, eğlenceli bir kısmet bulma hikayesi…

Almanya Sıfır Yılı

Roberto Rossellini’nin Savaş Üçlemesi’nin son bölümü en etkileyicisi; yerle bir edilmiş bir Berlin’in, 12 yaşında bir çocuğun bakışından aktarılan portresi. Hasta babası ve iki kardeşiyle bombalanmış bir binada yaşayan Edmund, kendi başına şehirde dolaşıyor, bir grup yeniyetmenin karaborsa tezgahlarına karışıyor, Nazi sempatizanı eski bir öğretmenin etkisi altına giriyor. “Almanya, Sıfır Yılı”, savaşın toplum ve birey açısından nelere yol açtığı hakkında cesur ve insanın içini burkan bir bakış. Film 23 Ocak Perşembe günü İzmir Büyükşehir Seferihisar Kültür Merkezi’nde saat 20.00’de izlenebilir.

Ayşe Dural


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikHayattan Öğrendiklerim II
Sonraki İçerikKitap ile Sohbet İzmir’de Yasemin Sungur ile Yeni Yıla Merhaba
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.