Yılbaşı Çiçekleri

Yılbaşı çiçeklerinin (kokina) caddelerdeki çiçek tezgahlarında yerini almasıyla başlıyor yılın son günleri. Yeşil minik ve dikensi yaprakların üzerine bir iplik ile bağlanan küçük kırmızı toplar. Tıpkı yılın son günlerinin hem hüzünlendiren hem düşündüren yanları ile birlikte yeni bir yıla girecek olmanın verdiği yeni umutları gibi… Geçen koca bir yılda yapmak isteyip yapamadıklarımız, küçük yaprakların iğne gibi batışlarında, umutlar ise onların üzerinde tomurcuk tomurcuk beliren kırmızıda can buluyor adeta.

Yılın sonunda, geçip giden günlerin dökümünü yapıyoruz belki de yaktığımız her mumda ve gelecek güzel günlerin dilekleri parlıyor bir bir yılbaşı ağacının cama vuran yansımasında.

Yeni yıl demek umut demek, beklenti demek, her şeye rağmen hayal etmek demek, bir peri masalı dinlemek gibi. Her yılbaşı sihirli bir değneğin değmeyeceğini bile bile her şeyin değişmesini beklemek demek, yeni dilekler demek, yıldönümünün büyülü atmosferinde takvim yapraklarından düşen 365 günün nasıl geçip gittiğine şaşmak demek. Sahi nasıl oluyor da geçiveriyor biz daha hedeflerimize ulaşamadan bu koskoca günler, aylar, seneler?

Hedefler ve onlara giden yolda atılacak adımlar, yılın sonuna başımız dik çıkmak için tutunmamız gereken tırabzanlar… Önce hayal etmek gerekiyor ki, o hayali besleyecek adımları atabilelim. Bu yılbaşında da gelecek düşlerimizden, umutlarımızdan, daha iyi bir dünya hayalinden yine vazgeçmeyelim ve bu yıl hayal ettiklerimiz için her gün bir adım atmayı da hedef belirleyelim.

Ben bu yıl, tüm insanlık için önce “sevgi” diliyorum. Yılbaşı çiçeğinin yeşilinde, alında, içimizi ısıtan sıcacık bir çorbada, izlediğimiz bir filmde, sevdiklerimizle paylaştığımız bir fincan kahvede, soğuktan yaşaran gözlerde, yağmurda sığındığımız dükkanlarda, en mutlu günümüzde sarıldığımız dostlarda, yaşadığımız her anda ve her şeyden önce yüreğimizin ta içinde bizi kuşatan hep ve her zaman sevgi olsun. Severek başarabiliriz çünkü her şeyi, yapmak ve yapmamak istediklerimizi…

Yılın sonunda, tam da olmak istediğimiz yerde, yapmak istediklerimizi arkamıza alıp yeni ufuklara bakışımız ne uzun ne de kısa tam 365 gün sonra!

Herkese her gününü keyifle tamamlayıp, ertesi güne mutlulukla başladığımız, sevgiyi varlığımızın her zerresinde hissedip, hissettirdiğimiz muhteşem bir yıl diliyorum.

Ayşen Atalay


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKuyudan Çıkan Gerçek
Sonraki İçerikBunlar Hep mi Beni Bulur?
Ayşen Atalay
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunuyum. İş hayatında çeşitli sektörlerde satış ve pazarlama alanlarında hizmet verdikten sonra, kendi kanatlarımla özgürce uçmaya karar verdim. Evliyim ve 2011 doğumlu bir oğlum var: Umut, Ada Atalay. Yazının gücüne her zaman inanırım. Söz uçar yazı kalır sözü benim için sadece genel geçer bir kavram olmayıp içselleştirilmiştir. Yazmak, yazdıkça tutkuya dönüşen bir eylem aynı zamanda, tutkuyla yapılan ve okudukça beslenen. İşte tam da bu nedenle, Martı Dergisi’nin sayfalarında hayata, kitaplara, ilgi duyduğum alanlara dair izdüşümlerimi paylaşıyorum. İlginizi çeken her satırda birlikte kanat çırpmak dileği ile…