Yazı Masasından Kaçmak ve Geri Dönmenin Yolları

Bu yazının konu başlığı, yıllar önce katıldığım günümüz edebiyatının değerli yazarı Seray Şahiner’in yazı atölyesinin ismiydi. Yeniden öykü yazmaya dönmeye çalıştığım süreçte karşıma çıkan harika bir atölyeydi. Bu yazıda yıllardır üstünde düşündüğüm konu hakkında bir takım fikirleri ve çözüm önerilerini sizlere sunmaya çalışacağım.

Kaçma hali yazarların başında duran bir giyotin gibidir. Beyniniz kurmacanın zorluklarından firar etmek için size her türlü bahaneyi üretir. Bu bazen daha metnin başına oturmadan zihninizdeki kurgu aşamasında olur, bazen de yazmaya başladıktan sonra başınıza gelir. Çünkü ister öykü yazın isterse roman kurmaca yapmak kişiyi her zaman konfor alanından çıkaran bir iştir. Yazım aşamasında zorlanan zihin hemen sizi türlü kaçış noktalarına götürmeye çalışır. Zaten aklınızı çelici unsurlar da bol miktarda etrafınızda bulunmaktadır. Ondandır ki yazı masasından “sonra devam ederim” diyerek firar ederiz.

“Aradan biraz zaman geçsin, zihnimde daha iyi otursun” düşüncesiyle geciktirilen yazma eylemi giderek bizden uzaklaşmaya başlar. Tıpkı antrenmanı bıraktığından kasları hantallaşan sporcular gibi oluruz. Zihnimiz yazacaklarımızı düşünmeyi bir kenara bırakıp başka konulara odaklandığından belirli bir noktaya kadar getirdiğimiz metin, bizden uzaklaşmaya başlar. Aslında bütün bunları bizlere yaptıran korkudur. Yazmaya yeni başlayanlarda acaba hayran olduğumuz yazarlar gibi bir metin kaleme alabilecek miyim korkusu hâkimdir. Biraz daha deneyimli olanlardaysa eskisi kadar iyi yazıp yazamayacağı düşüncesi zihni ele geçirir. Peki, yazı masasından kaçmaktan nasıl korunuruz? Bu sorunun cevabına aşağıda değinelim.

Yazı Masasına Geri Dönmenin Yolları

Kurmaca yazmak gibi zihni her daim zorlayan bir etkinlikten kaçmak aslında normal bir eylemdir. Olay, firar ettiğimiz yazı masasına arayı soğutmadan geri dönmektir. Bu alt başlık altında kişiyi masaya yeniden oturtacak yollardan bahsetmek istiyorum. Yazmak ve okumak aslında birbirini tamamlayan eylemlerdir. İyi okurluğun yazarlığı tetiklediği aşikâr bir durumdur. Kimi yazarlar bir metni kaleme alırken etkilenmemek adına yazma sürecinde kurmaca eser okumazlar. Bunun tam tersini yapanlar da mevcuttur. Hangi yöntemi takip ediyorsak edelim, yazı masasına bizi geri döndürecek en önemli unsur kitaplardır. Özellikle kurgu dışı edebiyat okumak bize kesinlikle fayda sağlayacaktır. Çok sevdiğimiz meşhur yazarların kendi yazma süreçlerini anlattıkları, yazmak eylemi üzerine düşüncelerini içeren kitaplar bizlere geri dönüşte son derece yararlı olacaktır.

Bu adımın dışında ikinci bir yolsa her gün yazmaktır. Burada yazmaktan kastım, başladığınız metne geri dönmek değil özellikle kurmaca dışı başka metinler kaleme almaktır. Yani her gün bir vesileyle kalem oynatmanız en azından yazıyla olan bağı koparmaktan sizi koruyacaktır. Hatta sizi bir yere götürmeyecek, başı sonu olmayan öykü parçaları ya da anlatılar bile yazsanız, en azından yeniden masayla ilişki kurmanızı sağladığından belirli bir yarar sağlayacaktır. Bir başka yol da yeniden tetiklenebilmek adına sanatın başka türleriyle ilişki içinde olmaktır. Yani bu uzaklaşma sürecinde ne kadar çok film, tiyatro oyunu izler veya görsel sanatların başka türleriyle alakalı olursanız buralardan elde edeceğiniz imgelerle yeniden masanın başına dönme şansınız artacaktır. Görsel sanatlar, yazarları en çok tetikleyen unsurlardan biridir.

Yazmak, özellikle kurmaca bir metni kaleme almak yazarların günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllarca üzerinde zaman harcadıkları bir eylemdir. Bir eser tamamlanınca yaşanılan tüm sorunlar geride kalır ve artık bize kalan bitmiş ürünün tadını çıkarmaktır. Fakat bu süreçte türlü zorluklar, taşlı yollarla karşılaşırız. Bunun üstesinden gelmek her zaman kolay olmayacaktır. Kimi zaman yarattığımız karakteri devam ettirmek zor gelecektir, kimi zamansa metnin içeriği yazarken bizi rahatsız edecektir. Tabii ki her zaman en güzeli yazmayı hiç bırakmamak, yazı masasından firar etmemektir belki ama genellikle zorluklar ya da ilk bölümde bahsettiğim korkular sebebiyle metni bir kenara bırakırız. Önemli olan çalışmamıza geri dönüştür. O bizi rahatsız eden kısmı yeniden kaleme alabilmek, devam edebilmek ve önümüze çıkan taşları ayıklayarak eseri bitirme yolunda ilerlemektir.

Bunu yapabilmek yukarıda saydığım yollarla mümkün. Belki de bilmemiz gereken en önemli nokta bu durumun sadece bizim başımıza gelmediğidir. Kurmaca yazmak dışarıdan bakıldığında oldukça zevkli bir eylem gibi görünse de aslında yazan için oldukça meşakkatlidir. Mühim olan karşılaştığımız bu zorlukları aşabileceğimizi bilmektir aslında. Bu durum daha önce başımıza geldiyse eğer bunu aşmak için kullandığımız yöntemi yeniden uygulayabiliriz. Fakat ilk defa yaşıyorsak yukarıda saydığım metotlar muhtemelen işinize yarayacaktır.

Son olarak her daim yazıyla kalın.

Turhan Yıldırım


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: