Yasemin Pulat ile Müzikten ve Edebiyattan…

Bu ayki söyleşimizi hepinizin ilginç kişiliğiyle tanıdığı yazar Yasemin Pulat ile gerçekleştirdik. Yazarlığı, yeni adım attığı şarkıcılığı ve hayatı konuştuk.

– Sizi yeni keşfedecek okuyucularımız için kendinizi biraz anlatır mısınız?
Anlatamam çünkü kendimi anlatmayı sevmiyorum. Zaten anlatmayı da beceremiyorum. Sanırım o yüzden yazar oldum.

– Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? Çocukluk hayallerinizin içinde yazarlık da var mıydı?
Çocukluğunu çok net hatırlayan bir kadın olmadım hiçbir zaman dolayısıyla çocukken nasıl hayaller kurdum ya da kurdum mu bir şeyler bilmiyorum.

– Yazarlık için özel bir eğitim aldınız mı? Klasik tabirle sizce yazar olunur mu, doğulur mu?
Eğitim almadım. Eğitim alarak yazar olunacağına inanmıyorum. Yazmayı bir insana nasıl öğretebilirsiniz ki? Öğrenilemez. Eğitim almak, dünya edebiyatını yakından tanımak elbette önemlidir ama daha çok okur için… Eğer içinizi kaşıyan bir duygunuz yoksa yazmakla ilgili, kendiliğinden olmuyorsa, can havliyle kaleme kâğıda sarılmıyorsanız olmaz. Dünyanın en iyi eğitimini alsanız da olmaz. Charles Bukowski”yi düşünün, imla kurallarını bile kafaya takmadan yazdıklarıyla bir kuşağın hayatında iz bırakmayı başarmış. Bu bir heves değil çünkü. Yazmadan rahat edemediğiniz bir durum. Yazmak bir yaşam biçimidir. Ben de aslında yaşamak için yazıyorum. Hep dediğim gibi, yazmadan nasıl yaşanır, gerçekten bilmiyorum. İçinde yazmak olmayan bir hayat beni pek bağlamazdı kendine sanıyorum. Yani, yazar doğulur.

– Daha çok aşkı anlatmayı tercih ediyorsunuz. Sizce aşkı en iyi anlatan yazarlar kimler peki?
Zor bir soru. Aşkı anlatmak aşka sadece tek yerinden bakıyorsanız olmaz. Aşk öyle bir yerden bakılarak da anlatılacak bir şey değil zaten. Çok boyutlu. Yaşamanız lazım aşkı anlatabilmek için. O cümlelerin sizin içinizin en kuytu, bazen de en karanlık yerlerinden sizin iradeniz dışında dökülüyor olması lazım. Aşkı iyi anlatan birçok yazar var tabi ama aralarında bir seçim yapmak istemiyorum.

– Dönüp geriye baktığınız zaman ilk kitabınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok utanıyorum! Görmek bile istemiyorum.

– Edebiyat dergilerini takip ediyor musunuz? Okuyuculara bu dergilerin ne gibi katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?
Düzenli olarak takip ettiğim bir edebiyat dergisi yok. Edebiyat dergilerinin okuyucuya belli bir olgunluğa erişene kadar kılavuzluk etmek gibi önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Ama bir noktadan sonra zevkleriniz, meraklarınız iyice netleşiyor. Kendi tercihlerinizin ve beğenilerinizin kılavuzluğu size yeterli hale geliyor.

– Şu an okuduğunuz bir kitap var mı? Ya da bir an önce okumak istediğiniz?
Tek bir kitap okuyamıyorum. Değişken bir ruh halim olduğu için birkaç kitabı aynı anda okuyorum. Başucumda en az 5-6 kitap vardır her zaman. Yatmadan önce okurum. Ruhum hangi kitabın kapağını açarsa o gece onu okuyorum. Şu an başucumda, Osho’nun “Devrim”i, Ayn Rand”ın “Atlas Silkindi”si, Michael Jackson’un “Moon Walk’ı ve Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt”ü var.

– Yazdığınız kitaplardan sizi en iyi tanımlayan hangisi sizce? Kalbinizde özel bir yer olan?
Hepsi.

– Yazarken nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz? Yazma süreciniz nasıl geçiyor?
Anlaşılmaz, katlanılmaz, dengesiz, sancılı. Bazen günlerce odadan çıkmıyorum. Bazen günlerce duş almıyorum. Bazen günlerce kimseyle konuşmuyorum. Bazen çok acı çekiyorum. Bazen sarhoş oluyorum. Bazen çok eğleniyorum. Enerjim çok yüksek oluyor. Değişken bir ruh hali…

– Okuyucularınızın en çok yorum yaptığı kitabınız hangisi ve sizce neden o kitap?
İlk kitabımdan sonraki her kitabımda yaşadım ben, okur ilgisi denen şeyi. Ben bir kediyim ile başlayan, kedi evden kaçtı ile devam eden, ten ayaklanması, içimdeki gürültü, örümcek ağı, kırık köşe ile de süren bir yolculuğumuz var.

– Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitap var mı?
Evet. Yeni kitap hazır. Ancak Eylül’de çıkarmaya karar verdim. Kapak tasarımından sonra ani bir kararla eylül’e erteledim. O zaten hazır, sırasını bekliyor. Şu an yazmakta olduğum bir kitap daha var.

– Son yıllarda ülkemizde kitap oranı biraz da olsa arttı. Ama aynı zamanda yazma oranı da! Piyasada bu kadar çok yazar olmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Yazmak olağanüstü bir şeydir. İnsana iyi gelir. Çok yazan olması beni üzmez. Eğer ortaya çıkan şey gerçekten sizin bir yerlerinize dokunabiliyorsa, onu yazan iyi ki yazmış demektir. Dolayısıyla, yazılsın, çizilsin.

– Siz aynı zamanda söz yazarısınız, peki öykü yazmak mı şarkı sözü yazmak mı sizi daha mutlu ediyor?
Ben hiç öykü yazmadım bu arada. Kurgu yapmayı sevmiyorum. Kitaplarım için bir tür zihin akışı ya da an betimlemesi diyebiliriz. Şarkı sözü yazmak da kitap yazmaktan çok farklı değil. Ama onun başka bir sihri var. Müzik gibi bir faktör de giriyor işin içine. Çok heyecan verici. Ama herhangi bir ayrım yapamam. İkisi de yazmak işte.

– Bir de single albümünüz var. Ama orada şarkı söylemiyorsunuz. Duygusal bir metni okuyorsunuz. Bu farklı türü seçmenizin nedeni neydi?
İçimden geldi, yaptım. Tamamen doğaçlama bir çalışmadır. Bir metin yazdım. Sonra girdim stüdyoda açığa okudum. Yıldıray Gürgen geldi o düz metini besteledi. Duyguya beste yaptı diyebiliriz. Cem Yaz geldi kısa filmini çekti. Öyle işte. Kendi kendimize sanat yaptık.

– Sanırım Ekim ayında sizi şarkı söylerken de görebileceğiz değil mi? Biraz o projenin detaylarını anlatır mısınız?
Evet. Albüm tamamlandı diyebiliriz. Söz ve müziği bana ait olan şarkılardan oluşan bir albüm. Farklı olan bu şarkıları benim yorumlamış olmam. Kendi şarkılarımı söylemeyi seviyorum. Ufak tefek eksikleri tamamlandığında ve artık gönül rahatlığıyla vedalaşabilirim dediğimde çıkacak. Çünkü bir proje yapıyorsunuz ve bir daha geri dönüşü yok. İnsanlara nasıl ulaşmasını istiyorsanız o hale getirmeniz lazım. Ya da yapabileceğinizin en iyisi olmalı. Yaptığınız projeler sizin imzalarınız. Dolayısıyla ben işin bu taraflarında biraz ruh hastası oluyorum. İlla içime çok sinecek.

– Yazarlığınızın dışında, yaşadığınız ilişkiyle gündeme geldiğiniz bir dönem oldu. O dönemi Yasemin Pulat nasıl geçirdi? Popüler kültürün bir parçası haline gelmek nasıl bir duyguydu?
O ilişki ve dinamikleri artık beni ilgilendirmiyor. Dolayısıyla söyleyecek fazla bir şeyim de yok bu konuda. Bir şey yaşıyorsunuz ve onu yaşarken de büyüyorsunuz. Hepsi bu. Popüler kültürün bir parçası haline gelmekten ziyade magazin basınında yer almakla ilgili bir rahatsızlığım oldu. Bunu da artık çok önemsemiyorum. Değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabullenmek ve dersinizi alarak devam etmek yapılabilecek en mantıklı şey gibi duruyor bu hayatta. Bir de tabi, geçmişten ziyade şu an yaşadıklarımı ve hissettiklerimi daha çok önemsiyorum. Çünkü zaman şimdi…

– Yazı evreninden televizyon dünyasına geçmeyi planlıyorsunuz sanırım, kesinleşmiş bir proje var mı?
Evet ama ben biraz üşengeç biriyim bu anlamda. Erteliyorum, erteliyorum… Yapmak zorunda olduğum çok işim var. Yazıp bitirmem gereken projeler var. Birini hah tamam bitirdim dediğimde yenisi başlıyor. Bu işin mutfağında o kadar mutluyum ki, kendimi kaybediyorum. Ama televizyon olacak. O kesin. Lakin, tam istediğim gibi bir şey yapmam lazım. Dolayısıyla bana yap dedikleri şeyler umurumda değil. Benim ne ve nasıl bir şey yapmak istediğim önemli. O yüzden uzlaşırsak, olacak.

– Ülkemizde severek okuduğunuz yazarlar hangileri?
Var tabi. Ama ben daha çok felsefi içerikli kaynakları takip etmeyi seviyorum. Bir de klasik romancılardan çok yeni nesil yazarlara ilgi duyuyorum. Daha gerçek daha perdesiz ve daha cesur ve daha dürüstler.

– Edebiyat dünyasının genç ve yeni yazarlara açık olduğunu, tanınmış isimlerin onlara kucak açtığını söyleyebilir miyiz?
Bilmem. Kendi adıma konuşursam ben benden yardım isteyen biri olursa elimden geleni yapıyorum.

– Birden çok şapkaya sahipsiniz, yazarlık, köşe yazarlığı, söz yazarlığı şimdi de şarkıcılık… Enerjinizin kaynağı nedir? Bunun bir sırrı var mı?
Aşk.

– Siz kitap satın alırken hangi kriterleri önemsiyorsunuz? Türk okurunun kitap seçerken en çok neleri dikkate aldığını düşünüyorsunuz?
Ben elimin gittiği kitabı alıyorum. İçimin çektiği. Herhangi bir kriterim yok. Türk okuruna gelince, herkes adına bir genelleme yapamam. Sanırım herkesin kendi kriterleri vardır.

Teşekkürler!

Yasemin Pulat’ın kitapları
Kırık Köşe
Örümcek Ağı
İçimdeki Gürültü
Ben Bir Kediyim
Ya Bu Tenin Ayaklanması?
Herkes İçin Uzaklar


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: