Yaşar Kemal, İnce Memed ve Thilda

Mucizelere inanır mısınız?  Ben inanırım, hayatın kendisi mucizedir.

Herkesin hayatında onları değiştiren, farkındalıklarını arttıran dönüm noktaları vardır. Kimileri bu uyarıları, tesadüfleri dikkate almaz aynı yönde devam eder, kimileri bu mucizeleri fark eder, hayatına katar yürür gider.

Yaşar Kemal ve Thilda

Kütüphanemde sayısını unuttuğum ve her geçen gün alma açlığıyla yenilerini eklediğim kitaplarım var. Aldığım yenileri değil de zaman zaman okuduklarımı yeniden okurum. Yıllar sonra farklı bir ben olarak okurum. 18 yaşımdaki ben ile 30 yaşımdaki ben farklı bakar roman kahramanına.  40’ından sonraki ben ise önce yazara bakar onun hayatını inceler, romanın geçtiği dönemi inceler sonra romanı bir daha okur. Bu sefer yazarın gözünden görmeye çalışır kahramanı.

2014 yılı benim için böyle bir yıldı, yeniden ama yeniden her şeyi keşfetmeye çalıştığım bir yıl. Yaşar Kemal’in hayatı ile romanları arasında gidip geldiğim bir yıl. Yaşar Kemal’in hayatını internetten araştırmak bana yetmedi. Hastalığı dolayısıyla kimselerin ulaşamadığı bir dönemde, onu tanıyan bilen birilerinden dinlemeyi daha çok istedim.

Tesadüf diye bir şey yok, sadece zamanı geldiğinde ve üstünde düşündüğünde, olmasını istediklerin birer birer gerçekleşiyor. Feridun Andaç’ın Edebiyat Seminerlerinden biri “Yaşar Kemal- Değişimin Anakarasını Yaratmak” idi. (Şubat 2015) Hemen kayıt oldum. Artık Yaşar Kemal’in romanlarına bir başka açıdan bakabilecektim.

Gördüm ki Yaşar Kemal’in hayatında da fark yaratan anlar ve kişiler var,  İster mucizeler, açılan kapılar de, ister dönüm noktaları.  Adına her ne dersen de yaşamı değiştirip bir başka yöne akmasını sağlayan farkındalıklarımızdır onlar.

Beni en çok etkileyen, daha 5 yaşındayken camide gözü önünde babasını öldürmeleri ve yaşadığı şok etkisiyle dilinin tutulması. Hayata zor başlamış Yaşar Kemal, tıpkı kahramanı İnce Memed gibi… Yaşamları hep mücadele içinde, zor şartlarda…

Feridun Andaç ile söyleşisinde şöyle der: “Ben de İnce Memed gibi mecbur insanım. O, Abdi Ağa’ya başkaldırıp dağa çıkmaya mecburdu; ben de okumaya yöneldiğim günden beri mecburdum yazmaya… Anlayacağın aga, ben de İnce Memed de mecbur insanlarız…”

Yaşar Kemal Romanlarındaki Görsel Yolculuk

Lise yıllarımda, sadece eşkıya gerçeğine bakış, dönemsel bir olayın anlatımı olarak gözlemlediğim İnce Memed, bugünkü ben olarak baktığımda uyanışın, başkaldırının, cesaretin, merhametin yer aldığı, adaletin sorgulandığı, irdelendiği bir roman.  Bununla birlikte okuduğumda beni adeta içine alan,  muhteşem doğa betimlemeleri…

O çakırdikeninin acısını, sazlıkların sesini, sarıçiğdem çiçeklerini, ırmağın dağların taşlara açtığı oyukları hepsini ama hepsini görüp, hissettim…  Okurken karşıma çıkan görsel bir yolculuktu benimkisi.

“Çakırdikeni bittiği yerde bir iki, üç dört tane bitmez. Öyle üst üste, öyle sık biter ki arasından yılan geçemez. İğne atsan çakırdikeninden yere düşmez. Baharda zayıf, açık yeşildir. Hafif bir yel esse, toprağa değecekmiş gibi yatar. Yaz ortalarında, dikende, önce mavi damarlar peyda olur. Sonra yavaş yavaş dikenin dalları, gövdesi mavileşir. Açıkça bir mavidir bu… Sonra mavi gittikçe koyulaşır. Bu en güzel mavidir. Bir tarla, uçsuz bucaksız bir ova tüm maviye keser. Gün batarken eğer bir yel eserse mavi dalgalanır, hışırdar, aynen deniz gibi. Gün batarken sular nasıl kızarır, çakırdikeni tarlası da öyle kızarır.”

Kitaplar her okuyanı ne kadar etkiler hiç bilinmez. Ama Yaşar Kemal’in hayatını derinden etkileyen kitapları veren Güzin Dino, onun hayatındaki dönüm noktalarından biri. Seminerden kısa bir not:

“Yazar Güzin Dino, okumayı seven, araştıran, gözlemleyen Yaşar Kemal’e birçok kitap temin eder.  Kitapların arasında Cervantes’in Don Kişot kitabından 3 adet görünce ertesi gün ikisini geri götüren Yaşar Kemal’e  “Yaşar Ben sana Don Kişot’u üç kere okuyasın diye verdim” der.”

“Yaşar Kemal’in anlatım yolculuğunun ardında okuma eylemi yatıyordu, evet. Hayatı, okuma bilgisinin zenginliğini ayrıştran okumayı bir uğraşa dönüştürmüştü kendisi de.”

(Feridun Andaç’ın Yaşar Kemal’i anlattığı Sözün Büyücüsü kitabından)

Hayat bize bir kapı açar bizde seçim yaparız. O kapıdan geçmeye, o yoldan gitmeye ya da gitmemeye. Seçim bizim…  İnce Memed’in de seçimleri var hayatında, birde vazgeçemedikleri…  İlk göz ağrısı, sevdiceği Hatçe …

Yaşar Kemal’in de hayatında büyük rol oynayan, hayat arkadaşı, dostu, aşkı, sırdaşı, öğretmeni, editörü, çevirmeni kısacası her şeyi, dünyaya açılan penceresi Thilda. Yaşar Kemal’in yazarlık yolunda önemli bir dönemeç bu aşk dolu başlangıç. En güzel romanlarını bundan sonra yazdığı söyleniyor.

Ağaları, jandarmayı, zalimliği, zulmü, acıyı, ölümü bir kelime ile anlat deseler hiç düşünmeden  “Diken” derdi İnce Memed. Köylülerin dikeni ateşe vermesi ise direnci, başkaldırıyı simgeliyor olsa gerek.

Her ciltte başka bir dikenin hikâyesini anlatmış Yaşar Kemal. İlkinde çakırdikeni, ikincisinde karaçalı, üçüncüsünde keven ve dördüncüsünde ise deve dikeni.

Dünya, Yaşar Kemal’i İnce Memed ile, yazarın âşık olduğu Thilda sayesinde tanımış.  Kırktan fazla dile çevrilen İnce Memed’i ilk yayımlandığı yıldan iki yıl sonra tüm dünya okurları ile paylaşmışız ve halen paylaşmaya devam ediyoruz.

Yaşar Kemal “Edebiyat bir mucizedir “ der.

Semih Gümüş ise “Yaşar Kemal bize bir mucizedir” der.

Ben mucizelere inanırım, ya siz?

İnce Memed

Yazar: Yaşar Kemal

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

I Cilt Sayfa Sayısı: 426

II Cilt Sayfa Sayısı: 459

III Cilt Sayfa Sayısı: 629

VI Cilt Sayfa Sayısı: 639


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKolomon Moore ve Çağdaş Türk Ustaları
Sonraki İçerikYıldız Yaralanması
Hüma Oktay
Bir işletme bölümü mezunu olarak kurumsal hayattaki misyonumu tamamlayıp artık özüme döndüm. Yazarak yaşamaya... Hayat boyu bitmeyen bir öğrenme arzusu çok kitap okumaya ve kitapların yayına hazırlanması sırasında işin mutfağında olmaya yöneltti beni. Bazen görme engelliler için kitaplara ses verdim, bazen basılmadan önce kitapları çocuklarla birlikte irdeledim. Böylece çocuklar için eğlenceli kitaplar yazma serüvenim başlamış oldu. Her kitap yaşamımda bir iz bıraktı. Kafka’nın Dönüşüm’ü beni Prag’a sürükledi, Gülşah Elinkbank’ın Yalancılar ve Sevgililer’i Romanya’ya... Antoine de Saint-Exupéry’in Küçük Prens’i beni koleksiyoner yaptı, Orhan Veli’nin Şiirleri benim de duygularımı şiir ile ifade etmeme vesile oldu. Kitaplar ve seyahatler yeni şehirleri, yeni kültürleri ve yeni yazıları da beraberinde getirdi. Bu seyahatlerdeki yol arkadaşım kardeşim Baobab ve ben Albatros 2013 den bu yana kendi web sitemizde yazmaya başladık. Etkilendiğim kitaplar, doğal yaşam, geri dönüşüm, çocuklarla iletişim, çocuklarla hayata dair kaleme aldığım konuları 2015’den bu yana Martı Dergisi’nde paylaşıyorum. Dünyanın geleceğini bugünden görmek isterseniz bir eliniz çocuklara bir eliniz toprağa dokunur olsun... Sevgiyle kalın daima... Hüma Oktay