Su Gibi Olmak

Nasıl bir şey olur acaba su gibi olmak, hayatı su gibi yaşamak?

Bazen kendimizi hiçbir şey yapamaz gibi hissederken bazen dağları yerinden oynatmaz mıyız? Bunların hepsinin özünde yaşamın bize verdiği eşsiz bir güç durur ve hep bizimledir. Bazı insanlar biliriz çok ses getirmezler, hoş bir dere gibidirler ama yollarını bilirler, etrafında bulunanları beslerler, kendileri de beslenirken başka yaşamlara da yaşam olurlar. Ancak bazen bazı koşullar ellerinde değilken bir bakarsınız taşarlar. Derler ya sessiz atın çiftesi pek olur diye, bu da böyle bir şey… O taşma esnasında da kendileri iler birlikte birçok hayatları da devirip geçebilirler. Gönül ister hiç bunlar olmasın ama bazen bozarız işte hayatın dengesini ve alırız karşılığını…

Bazı insanlar vardır onlar hep akarsudur. Gürül gürül akarlar, kimseyi dinlemezler, tek duydukları ise kendi sesleridir. Onlar için önemli olan tabii ki kendileridir. Bunun hep böyle süreceğini düşünürler ama bir gün doğa keser suyun kaynağını ve kurumuş kayalıklardan başka bir şey kalmaz geriye. Gürül gürül akan zamanlarında sesini dinleyenler, serinliğinden faydalananlar, bir bakarsınız kurumuş kayalıkların yanına dahi gelmez olurlar.

Bazı insanlar vardır, göl gibidirler. Yanlarında huzur bulursunuz, sakindir, durağandır. Ne çok beslerler, ne çok gürültü yaparlar ama oradadırlar, güven verirler. Sadece onlarla olmak bile insana yeter. Hani yamacında leziz bir kahvaltı yaparsınız, güneş yeni doğmuştur, gölün duruluğu ve sessizliği yüreğinizin ta içine kadar işler ve sizi alır başka diyarlara götürür ya, işte bu insanlar da böyle bir şeydir. Ne çok detaylı tasvir edilebilirler ne de onlarsız olur. Liman gibidirler; sakin ve güvenli…

Ve bazı insanlar vardır, onlar okyanus gibidirler. Öyle engindirler öyle derinlerdir ki asla ne başlangıçları bilinir ne de sonları… Onlar yaşamdır, onlar sonsuzluktur, onlar sadece kocaman bir sevgidir, onlar çok aydınlık bir ışıktır. Onlar sınırsız bir evrendir, onlar yaşamın ta kendisidir. İçlerinde her şey vardır. Acı, mutluluk, hayat, ölüm, sevgi, anlayış, kabul, bazen öfke, bazen gözyaşı. Ama bilirsiniz ki onların varlığı sizin için büyük bir hediyedir. Onlar daima sizin yanınızdadırlar, her anınızda ve her koşulda. Çıkarsız, hesapsız sadece sonsuz bir sevgi çemberi içinde ve sizi her şeyinizle, her halinizle kabul etmiş bir halde hep sizinledirler. Ne büyüktür yaşam gibi olmak, ne güzeldir, ne kadar huzurludur, ne kadar anlayıştır, ne kadar büyük bir huzurdur. Sadece bir an kendinizi yaşam gibi düşünün, evet kapatın gözlerinizi ve yaşamın ta kendisi olduğunuzu düşünün, bırakın kendinizi bu hissin içine ve yine izleyin hislerinizi ne kadar büyüdüğünüzü, neleri kapsadığınızı, yüreğinizi hissedin.

Sonra bakın kendinize, etrafınıza, yaşadığınız olaylara. Sonra bakın bunların ne kadar da önemsiz, aslında hiçbir şeyin evrende düşündüğünüz kadar büyük, üzüntülü, zor, sizi çıkmaza sokan bir durum olmadığını bakın, bakın her şey ne kadar geçici… Bakın sadece size kalana. Evet, size, sadece etrafınıza sunduğunuz sevginin geri döndüğüne, dostlarınıza, size gülen yüzlere bakın…

Bunları çoğaltabiliyorsanız ne mutlu size…

Mari C. Pektezol


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: