“Sabah Sayfaları” İle Güne Başlamak

Çocukluğumdan beri kitaplar ve defterlerle çok haşır neşir olmuş, bir kırtasiyede veya kitapçıda bıraksanız, acıkmadan, susamadan, günlerce oradan çıkmadan yaşayabilen biriyim. Bu yüzden Oscar Wilde’ın ünlü “Bana lükslerimi verin, gereksinimlerim olmadan da yaşarım” sözünü şöyle değiştiriyorum: “Bana kalem, kitap ve bir defter verin, yemek vermeseniz de olur.”

Defterler, okul öncesinden itibaren girmeye başlıyor aslında hayatımıza. Okula gitmeden önce resim yapmaya, kağıtlar üzerinde bir şeyler karalamaya, öğrenmeye başlıyoruz. Okul hayatımızla beraber defterlerin çeşitlerinin olduğunu fark ediyoruz. Resim defteri, harita metot defteri, müzik defteri gibi… Sonra bunlara kareliler, çizgisizler, blok notlar ekleniyor. Defterler çeşitlilik kazandıkça biz de büyüyoruz bir taraftan. Günlükler tutmaya, hatıra defterleri yazmaya, anket defterleri doldurmaya başlıyoruz arkadaşlarımıza. İlk okul defterlerini süslemeyen yoktur sanırım. İşte bugün, aslında bizim çocukluk ve ergenlik yıllarında yaptığımız pek çok şey, biraz daha gelişmiş haliyle yeniden karşımıza çıkıyor. Bunlardan biri adeta tüm dünyada yaklaşık beş yıl kadar önce bir akım gibi başlayan “Bullet Journal.”

Bullet Journal

Ülkemizde de son dönemde yaygınlaşan bir planlama, renkli, resimli günlük tutma yöntemi olan Bullet Journal, birçok kişide bir alışkanlığa ve hatta sanata dönüşmüş durumda. Asıl konumuz bu olmadığı için, Bullet Journal’ın detaylarına çok girmeden kısaca bahsedeceğim. Bullet journal, kısaca “bujo” şeklinde de adlandırılan bir plan ve günlük tutma metodu. Bunun için çoğunlukla noktalı defterler kullanılıyor. Bujo sevdalıları, bu noktalı defterlere yılı, ayları, haftaları bir sanat eseri gibi planlıyorlar. Tam bir Türkçe karşılığı olmayan bullet journal’i bir anlamda “yaratıcı günlük/planlayıcı” olarak da ifade edebiliriz. Ancak bunu tasarlamak için ciddi bir zaman ve emek harcamak gerekiyor. Pinterest’ten “bujo fikirleri” şeklinde arama yapabilir, Youtube’dan hazırlama tekniklerine göz atabilirsiniz.

“Morning Pages” nedir?

Gelelim defterlerle ilgili asıl konumuz olan Sabah Sayfaları’na. Doksanlı yılların başında ABD’li yazar Julia Cameron’un The Artist’s Way isimli kitabında geçen ve 12 haftalık uygulamaları kapsayan içeriklerinden biri de İngilizcedeki adıyla “Morning Pages” yani “Sabah Sayfaları”dır. Kitap, sanatçıların motivasyonlarını ve üretme hallerini kaybettikleri zaman, tekrar nasıl güç kazanacaklarını bazı metotlar tavsiye ederek anlatır. Yaratıcı yeteneklerini ve becerilerini kullanma konusunda özgüven kazanmalarına yardımcı olacak teknikler ve egzersizler öğreten kitap, aynı zamanda sanatsal anlamda yaratıcı iyileşme sürecinin nasıl gelişeceğinden de bahseder. Kitabın temelinde sanatçıların dönem dönem yaşadıkları “creative block” olarak adlandırılan, sanatçının ortaya yeni bir ürün koyma becerisini yitirmesi durumunda yapması gerekenler anlatılır. Kitaptaki yöntemler, sadece sanatçılara özgü olmayıp, günlük hayatımızda da bizlere yardımcı olan fikirler içerdiğinden, bu yöntemlerin çoğu dünyada kişisel gelişim anlamında uygulamaya kondu. İşte bu uygulamalardan biri de günümüzde de popüler hale gelmiş olan Morning Pages’dır.

“Morning Pages” nasıl yazılır?

Morning pages, diğer adıyla sabah sayfaları çalışması, herkes için uygulanabilir ve fayda sağlayan bir egzersiz. Morning Pages’in uygulama adımları ise şöyle:

  1. Sabah kalkar kalkmaz (tuvalete gidip, el yüz yıkandıktan, yanınıza çayınızı kahvenizi aldıktan sonra) başka bir şeyle uğraşmadan yazı yazacaksınız.
  2. Yazı yazarken müzik açabilir, çayınızı, kahvenizi içebilirsiniz.
  3. Ne yazdığınızın bir önemi yok. Korkularınızı, sevdiklerinizi, sevmediklerinizi, size saçma gelen şeyleri bile yazabilirsiniz. İçinizden geldiği gibi yazmak serbest. Önemli olan o an aklınızdan geçen şeyleri kâğıda dökmek.
  4. 3 sayfa yazmanız şart. Burada kastedilen 3 küçük not kâğıdı değil elbette, A4 boyutundan biraz küçük olabilir yazacağınız sayfalar. Önemli olan 3 sayfa olması.
  5. Silgi kullanmak yok. Yazdıklarınızı değiştirmeden, aklınızdan geçenleri olduğu gibi kağıda dökmek asıl amaç.
  6. Çok anlamlı, çok süslü, çok düzgün bir el yazısıyla yazmak zorunda da değilsiniz, çünkü kimse okumayacak, siz de dahil. Bu yüzden elinizi ve kaleminizi serbest bırakın.
  7. Morning Pages uygulamasında ilk 8 hafta yazdıklarınızı okumuyorsunuz. Burada amaç, zihninizin yorgunluğundan kurtulmak, aklınızdan ne geçiyorsa olduğu gibi yazıya dökmek ve unutmak.
  8. Yazıp yazıp silmemeniz için tükenmez kalem kullanılması tavsiye ediliyor.
  9. Bir sayfayı bile dolduramadıysanız ve “Ne gereksiz şey, böyle egzersiz mi olur?” diye düşünebilirsiniz. Bunu da yazın. Üç sayfayı bitirmeye çalışın ve zihninizi boşaltmaya odaklanın.
  10. 3 sayfadan fazla yazmayın. Kararında bırakın.
  11. Başlangıçta yarıda bırakıp gitmek isteyebilirsiniz, çok az yazıp kalkıp giderseniz bundan verim alamazsınız.

Morning Pages’in uzun vadede faydası, yaratıcı yönünüzü geliştirecek olması. Kısa vadede faydası ise kafanızın içinde sürekli konuşan sesleri biraz olsun susturmuş olmanız ve beyninizin rahatlaması. 

Güzel ve çok düzgün yazma derdi olmadan, çalakalem yazılabilir. Böylece her şeyin çevrim içi olduğu hayatımızda yazma alışkanlığı yeniden kazanılabilir. Tembellik yapmanızın önüne geçebilir, sabah daha erken kalkıp, yazınızı yazıp, sonra da iş için hazırlanabilirsiniz. Böylece uzun süre kafanızın içindeki düşüncelerin, işinizi yaparken sizi engellemesinden kurtulabilirsiniz. Başka bir deyişle bir konuyu, bir meseleyi, zihninizde sürekli düşünüp durmaktansa, birkaç cümleyle anlatıp bitirmek, çözümünüzün bir parçası olabilir. Zamanla bunu rutine dönüştürmek de size iyi gelecektir.

Morning Pages’ i uygulayanlarda ilk günlerde ve ilk sayfada genellikle “Ne yazacağımı bilmiyorum, bu ne saçmalık, aklıma bir şey gelmiyor, ne yazsam acaba” gibi cümlelerin yazıldığı fark edilirken, daha sonra kâğıda kaygılar, korkular, yaşanan sorunların yazıldığı gözlemlenmiş. Rutine oturduğu zaman da sorunlar için çözüm yollarının şekillenmeye başladığı, gelecek hayallerinin kurulduğu da fark edilmiş.

Şimdi diyeceksiniz ki “Sabah işe yetişmek için bile zor kalkıyorum. Kahvaltı hazırlamaya üşenip, üzerime geçirdiklerimle yollara düşüyorum. Ne yazması?”

İlk başta evde olduğunuz günlerde başlayıp, sonra rutinleştirebilirsiniz. Zaten sonsuza kadar yazmayacaksınız. Önce bir hafta sürekli yazmayı deneyin, sonra bunu ilerletmeye gayret edin. Sabah vaktinizden bir yarım saat ayıracaksınız belki ama sabah yazdıklarınız, gün boyu aynı şeyleri tekrar tekrar düşünüp vakit kaybetmenizi engellemiş olacak. Yapmadan bilemezsiniz size nasıl iyi geleceğini…

Bir bakmışsınız, yazmaya o kadar alışmışsınız ki, bir sabah şiir yazıyorsunuz, başka bir sabah şükrediyor, diğer sabahsa tefekkür halinde olduğunuzu fark ediyorsunuz.

Denemeye değmez mi?

Kaynak: Julia Cameron – The Artist’s Way 

Zeynep Kıyak


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikÖzge Lokmanhekim ile Röportaj
Sonraki İçerikKişisel Gelişim Zırvaları
Zeynep Kıyak
1981 İstanbul doğumlu, İstanbul aşığı olan bir İstanbullu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halka İlişkiler ve Reklamcılık Lisans, Marmara Üniversitesi Medya Ekonomisi Yüksek Lisans mezunu. Editörlük ve kurumsal iletişim alanlarında üç yıl çalıştıktan sonra, insan kaynaklarına yöneldi, 12 yıldır profesyonel anlamda bu alanda çalışıyor. Çok klişe olacak belki ama “Çocukluğundan beri yazıyor” Ortaokul ve lise yıllarında yazıyla ilgili tüm il düzeyi yarışmalarda önemli dereceler kazandı. Üniversitede TÜHİD’in düzenlediği sosyal sorumluluk temalı yarışmada ekip arkadaşlarıyla “Genç İletişimciler” dalında Altın Pusula ödülünü aldı. Yazmayı bırakmadı. Sabah, Akşam gibi gazetelerde belirli dönemlerde yazıları; Kariyer.net’in blog sayfasında makaleleri yayımlandı. 2011’de Yasemin Sungur ile yolları kesiştiğinden beri Martı’da “Alternatif İK Sözlüğü”nü hazırlıyor. Bunun yanı sıra gündemle ilgili haber yazıları, röportajlar, farklı yazı dizileri üzerine yazmaya devam ediyor. MARTIDAŞ olmayı çok seviyor. Yeni projesi için yakında harekete geçecek ve bu yüzden çok heyecanlı…