Özge Lokmanhekim ile Röportaj

0
170

Sevgili Özge, Martidergisi.com’a hoş geldin. Okurlarımızın seni nasıl tanımalarını istersin?

Psikolog bir anne ile kimya mühendisi bir babanın çocuğu olarak, başta mesleki olmak üzere kitaplar ve dergilerle dolu bir evde büyüdüm. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezunum. Güney Texas Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Tahkim ve Arabuluculuk Hukuku üzerine eğitim aldım. Londra’da yaptığım hukuk stajının ardından da İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku alanında yüksek lisans yaptım. Çocukluğumdan beri seyahat etmekten hep çok keyif aldım, işimin de hayatımın da önemli bir parçası oldu yolculuklar. Avukatlık yaparken başta Forbes Türkiye, Elele, İstanbul Life, Pegasus Dergi ve World Wide Traveller olmak üzere pek çok dergide seyahat köşeleri yazdım, gezdiğim yerleri anlattım.

Oğlum olduktan sonra severek yaptığım avukatlık mesleğine ara verdim. All for Kids, Elele Kids ve Baby& You dergilerinde çocuklu yaşam üzerine yazılar yazmaya başladım. Oğlumla yaptığımız gezileri anlattım. Milliyet Gazetesi Cumartesi Eki’nde yaklaşık 4 sene boyunca çocuklu seyahat ve ebeveynlik tecrübelerimi paylaştım. Parents Dergisi’nde çocuk kitapları köşesini hazırladım. Şu anda da Hürriyet Gazetesi Pazar Eki’ndeki köşemde hem ebeveynlik yolculuğumu hem de oğlumla yaptığımız gezileri yazıyorum. 2005’ten beri de resimli çocuk kitapları yazıyorum. Farklı yayınevleri tarafından yayımlanmış 12 tane çocuk kitabım var.

Bugünlerde okuma atölyelerine çocuklarla bir araya geliyorum, çocukların kitap okuyarak büyümesini desteklemek adına ebeveynlerle ve eğitmenlerle etkileşimli okuma üzerine eğitimler yapıyorum. Ayrıca, çocuk edebiyatına ilgi duyanlar için kendi yazarlık yolculuğumu, öğrendiklerimi paylaştığım resimli çocuk kitabı yazma atölyeleri düzenliyorum. Dünyayı gezmek için de seyahat planları yapıyorum.

Okurların bir başkasına seni anlatırken hangi kelimelerle anlatmalarını istersin?

Kendimi 5 kelime ile tanımlarsam, meraklı, kadirşinas, hayalperest, seyyah ve şikemperver derim. Ama okurlarım beni meraklı, samimi, çalışkan, çocuklarla iyi iletişim kurabilen ve seyahat tutkunu bir yazar olarak anlatsın isterim.

İlk kez sahip olduğun kitabını hatırlıyor musun? Hangi kitaptı, kim almıştı? Duruyor mu hala?

İlk kez sahip olduğum kitabı hatırlamıyorum ne yazık ki çünkü çok küçüktüm. Ancak ilk okuduğum kitapları hatırlıyorum. Annem bana Ayşegül serisini almıştı. O zaman Sümer sonra da Alpagut yayınları tarafından yayımlandı seri. Şimdi Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanıyor. Bu serinin “Ayşegül Mutfakta” ve “Ayşegül Küçük Anne” isimli kitaplarını defalarca okuduğumu söyleyebilirim. İlk okuduğum romanlardan biri de annemin bana verdiği Helen Keller’ın hayatıydı. Sonra da Aziz Nesin’in “Şimdiki Çocuklar Harika” isimli kitabını okudum. Her iki kitabım kitaplığımda, oğlumun onları okumak isteyeceği günü bekliyor.

Nasıl bir kütüphanen var? Tekrar, tekrar okuduğun kitaplar hangileri?

Bizim evde tüm kitaplarımızı koyabildiğimiz tek bir kitaplık yok maalesef. Tüm eve yayılmış farklı kitaplıklar olduğunu söyleyebilirim. Resimli çocuk kitapları ayrı bir yerde, çocuk roman ve öykü kitapları ise ayrı bir kitaplıkta duruyor. Eşimle benim kitaplığımızda ise seyahat, mimari, sanat, dekorasyon kitapları bir bölümde, çizgi romanlar başka bir bölümde, Türk ve yabancı yazarlar ise ayrı bir yerde duruyor. Okunmayı bekleyenler de yatak odasında, çalışma odasında kendilerine yer yapıyorlar. Sanırım en çok aldığımız şey kitap. Hem kendimiz hem oğlumuz için. Özellikle evde olduğumuz bu günlerde daha çok okuduğumuzu da söyleyebilirim. Tekrar tekrar okuduğum kitap ise Lübnanlı Halil Cibran’ın “Ermiş” isimli kitabıdır. Bana hem sevdiklerimi hatırlatır hem de her seferinde beni düşündürür, içsel bir yolculuğa çıkarır.

Oğluna okuduğun ilk kitap hangisi?

Oğluma ilk “Banyo Zamanı” isimli karton bir kitap almıştık henüz ona hamileyken. İlk okuduğumuz kitaplar da Julia Donaldson ve Axel Scheffler ikilisinin kitaplarıydı. Bu kitapların karton kapak ve sayfalı İngilizce olanlarını almış, o resimlerine bakarken ben hikâyeleri okumuştum.

Çocuk kitapları yazmaya nasıl başladın?

Oğlum doğduktan sonra da onuna birlikte gezmeye devam ettik. Ancak gittiğimiz şehirlere ilişkin Türkçe basılmış çocuk kitabı ve şimdiki gibi güzel atlaslar o zaman yoktu. Ben de dünyada pek çok dilde seyahat kitapları varken bizde neden yok diye düşünerek oğlum ve benim için en özel şehirlerden biri olan Londra hakkında yazarak başladım. Oğluma anı bırakmak için çıktığım bu yolculuk beni geliştirdi, dönüştürdü ve bana bambaşka bir meslek kazandırarak yepyeni bir yol çizdi. Kemal’i Şehir Günlükleri serisi Londra’dan sonra Brüksel, Roma ve Barselona ile devam etti. Şimdi Paris kitabı geliyor. En son yayımlanan kitabım ise dede ve torun ilişkisini, ayrılık sürecini ve duygularımızı anlatan “Dedem ve Ben.” Bu ay başında yayımlandı. Yıl bitmeden yeni kitaplarla okurlarla tekrar buluşmak içi çalışıyorum.

Martidergisi.com okurları için kitap önerir misin? Anne, babalar ve çocuklar için önerilerini almak isteriz.

Tüm okuduğum, beğendiğim çocuk kitaplarını Instagram hesabım @ozgelokmanhekim’de paylaşıyorum. Çocuk kitaplarını yaşa ve sınıfa göre arayarak da bulabilirler okurlar. Şu anda Nermin Yıldırım’ın Ev, Berrak Yurdakul’ın Ev Yapımı Bir Paraşüt, Hedvig Montgomery’nin Anne Baba Sihri ve James Clear’ın Atomik Alışkanlıklar kitaplarını okuyorum. Orhan Pamuk’un yeni kitabı Veba Geceleri ile Ayfer Tunç’un Osman isimli kitabı okuma listemde.

Çok teşekkür ederiz. 

Bu keyifli sohbet için ben teşekkür ederim.

Röportaj: Yasemin Sungur

Önceki İçerikMehmet Güleryüz İstanbul Oyuncak Müzesi’nde
Sonraki İçerik“Sabah Sayfaları” İle Güne Başlamak
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben hayatın tutkulu bir öğrencisi ve seçip aldıkları, özünden kattıkları ile sen izin verirsen ben bir rehber. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakmadım. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri enerjimle uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla, evrende hayat bir başka güzel. Şükür...