Regl, Ayhali, Aybaşı, Menstüral Döngü, Hangisi?

Örttüğümüz her şeyin altında mı kalıyoruz?..

Toplumca sürekli bir şeylerin kavramını oturtmaya çalıştığımız ‘değişik’ günlerden geçiyoruz. Dünya klonlamayı geçmiş, uzayda hayat arıyorken, Metaverse almış başını NFT sanal ayakkabı satarken biz… Ahh içler acısı biz, hala kadınların aylık döngülerine kafa yorup kadın bağlarını (pedlerini) konuşuyoruz. Marketlerde kadın bağlarının siyah poşette taşınmasından tutun da bunun tahrik objesi olmasına kadar epey karışık ortalık.

Bu arada yazıma özellikle toplum diyerek başladım. Çünkü bunu sadece kadınlara mâl etmek istemiyorum. Gerçekten yanımızda olan ve yaşadığımız adet sürecinin, normal döngümüz olduğu bilincine sahip bir sürü Türk erkeği de var. Ve emin olun sosyal medyada ya da özel hayatlarında da bu destekleri yadsınamaz.

Şimdi gelelim konumuza…

Ülkenin büyük bir kısmı adet, ayhali, aybaşı, döngü ya da tıbbi adıyla menstrual döngü dediğimiz bu duruma neden regl diyor?

Tam da bu noktada kullanılması gereken kelimelerden rahatsız oluyor olabilir miyiz?

Meydanlarda yüksek sesle kadın olmanın mücadelesini verirken savunduğumuz konuyu neden kendi dilimizdeki adıyla kullanmıyoruz?

Niye regl kelimesi aldı başını gidiyor?

Arkadaşlar regl yabancı kökenli bir sözcük ve sözcüğü doğru şekliyle söyleyenimiz bile çok az…  Buna regl diyen kesimin de büyük kısmı eğitim ve kültür seviyesini tamamlamış ve bir de üzerine yabancı dil eğitimi almış insanlar. Bunların çoğunun zaten adet veya kadın bağı (ped) gibi şeylerle bir derdi yok. Derdi olan kesimle doğru iletişim yolunu bulabilmemiz için dilimizde var olan kelimeleri kullanmamız daha doğru olmaz mı? Bizler bunun daha kibar gözüktüğünü düşünerek regl dedikçe, sanki adet demekten çekiniyor ve kelimenin üstünü örtüyor gibi görünüyoruz. Kadın ve kadınsal konularla ilgili o kadar mücadele vermeye alıştık ki daha iyi anlaşılmak için bari dilimizdeki adını kullanalım diyorum… Belki o zaman her şey daha kolay olur. Bunu derken ‘halam geldi, renkliyim, kirliyim’ vs. gibi halk arası söylemlerden bahsetmiyorum. Diğer bir yandan dindar ya da inanç sahibi insanlardan da bahsetmiyorum. Çünkü gerçek Müslümanlıkta kadın, ayaklarının altına cennet serilen çok önemli bir varlıktır. Bunun bilincindeki insanlar, adetin tu kaka bir şey olmadığını ve kadın bağının da tahrik objesi olamayacağını zaten iyi bilir.

Yani sözüm kadını geride bırakıp hor görmeye çalışan cahil kesime!

Yoksa kadınların adet olmasının bir yenilenme oluşu ve aslında rahmin her ay içerisinde ciğer şeklinde (kan pıhtısı) yataklar oluşturarak kendini gebeliğe hazırlaması ve gebelik oluşmadığı takdirde bunu kanamayla dökmesi son derece doğal bir şey.

Ve de doğurganlığın korunması için de belirli bir yaşa kadar böyle devam etmesi gereken önemli bir durum. (Bu söylem tıp doktoru A.Ç’ nin tıbbi kelimeleri bir kenara bırakarak adeti anlatma şeklidir.)

Hatta Doktor A.Ç ile olan eski bir sohbetimizden 2 anekdot beynimde yer etmiş.

  1. “Günlük hayatta bana gelen hastalarıma birçok hekim arkadaşım gibi sorduğum ilk sorulardan bir tanesi ‘adet döngünüz nasıl?” sorusudur demişti.
  2. “Pandemi dönemi, İtalya’nın ilk hali bizim için söz konusu olursa oksijen tüpünü kime verirsiniz hocam?” dediğimde, zor bir soru!..

“Allah yaşatmasın ama önceliği olan hastalardan sonra tercihim, doğurgan yani zürriyeti devam ettirecek olan genç çiftlerden yana olurdu.” dedi. İyi ki hayati seçimlerin yapılması gereken ağır bir durum yaşamadan pandemiyi atlattık. Ama şöyle bir düşünmek gerekirse her ne olursa olsun yaşam yeni filizlerle devam etmeli diye ben de düşünüyorum. Kaldı ki 35 yaş üstü olup kurtarılamayan kesimde yer alsam bile bence de bu doğru bir seçim olurdu. Bakınız yıllardır üzeri örtülen adet konusu aslında ne kadar da önemli bir konu…

Yani adet kadın fizyolojisi için, bu kadar önemli bir sağlık ve üreme göstergesiyken nasıl oluyor da ülkemizde tabu haline gelip ayıp ve saklanması gereken bir hale dönüşüyor? Örttüğümüz her şeyin altında mı kalıyoruz?

Bunu biraz düşünelim!

Bir de sizlere bu kadar kadın döngüsünden bahsetmişken, bazı şirketlerde 2 günlük adet izini uygulaması başlamış onun haberini vereyim…Tam cinsiyet eşitliği istediğimiz bir dönemde, erkeklerin yaptığı her işi biz de yaparız derken umarım bu ayrıcalık hoşgörü ile karşılanır. Henüz kanuni bir şey söz konusu değil ama neden olmasın… Karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışın olduğu güzel günlerde buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın.

Sevgiler

Elif Alim

Önceki İçerikOkurun Gözünden: Dolunayın Özgür Kadınları
Sonraki İçerikBir Sergi Hikayesi: Otuz Kuş
Merhaba ben birçoğunuzun Elicim ya da Elii olarak bildiği Elif Alim. Küçük yaşlarda başlayan yazı tutkumun isyanla evrilmesi sonucu şu an karşınızdayım. Uzun yıllar mahlas kullanarak yazdım. Ülkemizde kadın olmanın verdiği baskıyı omuzlarımda ben de hissediyorum. Bu bağlamda kalem ve düşüncenin sınırları yokmuş gibi görünse de aslında var. Ama bu noktada okuyucu devreye giriyor. Kimi yazılarınız içimin balkonu oluyor derken, farkındalıklı bir uyanış başlıyor. İnsan böyle güzel motivasyonlarla karşılaşınca var olma amacına daha iyi konsantre oluyor. Bizim çocukluğumuzda hayal dünyası geniş çocuklara normal çocuk muamelesi yapılmazdı. Etraf hemen endişelenir ve doktor tavsiye edilirdi. Bu yüzden 80 kuşağı hayallerine sahip çıkamamış ve her şeyi sessizce içinde yaşamış bir kuşaktır. Ben de o kuşaktanım. Tüm bunlara inat, aldığım eğitimler doğrultusunda, hayallerime kurgu satarak kavuşmak harika bir duygu. Eee tabii bu durumun bilgi açlığı veya bilgiye doyumsuzluk gibi dezavantajları da var. Bunu fark ettiğim günden beri bilgi için Fizan’a gider, Kaf Dağı’nda kahve içerim… Sonra da bakmayıp gördüğüm ne varsa bir bir yazıya dökerim. Bu benim kalemimin beslenme şekli… Yazıyla ilgili yolculuğuma her gün bir yenisi eklenirken bu yıl kurgusuna destek verdiğim ve danışmanlığını yaptığım bir roman, yılın en iyi romantik kurgusu seçildi. Derken elimin değdiği yerlerden güzel dönüşler başladı. Her biri şükürle dolu sevinç gözyaşıdır içimde… Hani hepimizin var olmasına neden olan bir yaşam amacı arayışı var ya benimki insanların yüreğine dokunmak ve kadınlara ışık olmak üzerine kurulu. Şimdi bunları kurgularımla ve yeni projelerle destekliyorum. Sizden ricam gelecekle ilgili hayaller kurmanız ve çocuklarınıza da kurdurmanız. Çünkü hayalleri olmayan bir insana kimse bir şey veremez. Sevgiler Elif Alim Geliştirici Editör/Yazar Yazar ve Ebeveyn Koçu-ICF Kurgu Danışmanı O bir duygusal okuryazar ve mikro ifade okur