Pinokyo’nun Aydınlanması

Çoğumuz kukladan yapılan Pinokyo’nun hikayesi ile büyüdük. Onunkine benzer yüzlerce hatta binlerce hikâye olsa da Pinokyo gibi bazı kahramanlar, nesiller boyunca varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bunun nedeni, öykünün taşıdığı derin anlamlar olabilir. Mesaj doğrudan olmadığı için bilinçli bir şekilde reddedilmezken, arkadan dolanarak mistik bir güce kavuşuyor sanki. Doğrudan mesaj verme çabası, zihnin bilinçli kısmı tarafından kabul görmez. Zihin için farklı bir düşünce her zaman tehdittir. Verilmek istenen bilgi semboller ile gizlenirse, bilinçli zihin bunu farkına varmaz.

Klasik bir ‘kahramanın yolculuğu’ ögelerini barındıran Pinokyo’nun yaşamı, ne gibi bir mesaj veriyor olabilir? O, sadece yalan söyleyince burnu uzayan bir kukla çocuk mudur? Yoksa çoğumuzun gerçekleri söyleyemeden, kendimizi ifade edemeden yaşadığı bir tiyatronun parçası mıdır?

Pinokyo ve Balinanın Karnı

Pinokyo derininde varoluşumuzun doğasını anlatan sıra dışı bir öykü. Aydınlanma için gerekli olan yolculuk unsurlarının hepsi mevcut: Maceraya doğru atılma, krizle karşılaşma ve her şeye rağmen kazanılan bir zafer… Zaferden sonra eskinin ölümü ve yeniden doğuş.

Balinanın Karnı’na girdiğindeki bölüm Pinokyo’nun yaşadığı dünyadan kopması, mevcut kukla kişiliğinin ölümünü temsil ediyor. Özgür iradesinin dışındaki güçler tarafından yönetilen bir kukla olan dönemin sonunda gelen Pinokyo, ilk defa rahme girmektedir. Aile, toplum ve diğer tüm kuralların yönettiği Pinokyo ölümü ile yüzleşecek ve ‘ölmeden ölecek’ ve yeniden doğacaktır.

Pinokyo’nun Aydınlanması

Pinokyo, babasını yani yaratıcısını kurtarmak için balinanın içine girer. Ölümle burun buruna geldikten sonra tahta bir kukladan gerçek bir çocuğa dönüşür. Bu dönüşüm onun aydınlanmasını temsil eder. Onun iplerini kontrol eden dış ve geçmiş kaynaklı duygu ve düşüncelerden özgürleşen Pinokyo, artık özgür iradesine kavuşur.

Hikâyenin bu kadar güçlü olması tüm bu mesajların sembollerle başarılı bir şekilde kahramanın yolculuğu ile harmanlanmasından gelmektedir. Şimdi kendimize soralım:

“Etrafımızdaki kişilerin kaçı Pinokyo?

Kaçımızın hayatı görülmeyen ipler tarafından kontrol ediliyor?”

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikSıkı Can İyidir
Sonraki İçerikYemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.