Okurun Gözünden: Japon Kültürü, Bozkurt Güvenç

0
217

Bozkurt Güvenç hocanın 1980 yılında ilk basımı yapılan kitabının adı “Japon Kültürü”. Benim ancak 2014 yılında 7. basımını okuma şansım oldu. 491 sayfalık önemli bir eser.

Japon kültürüne merakım rahmetli Barış Manço ile başlamıştı, sevgili kızımla birlikte bu merak derinleşti.

Kitaptan değişik bilgileri, altını çizdiğim notları sevgili dostlarla paylaşmak istedim.

  • Türkçede kullandığımız bir tabir var: tiye almak. Japon denizcileri Tsuşima deniz savaşında Çarlık donanmasını “T” düzeninde sıralanarak yenmişler. Bu deniz savaşlarına “Te-ye almak” şekliden geçmiş. Oradan da argomuza “Ti’ye almak” olarak geçmiş ve günlük dilde kullanılır hale gelmiş. Türkçeye ilk girdiğinde anlamı karşıtı yenmek ya da saf dışı bırakmak anlamına geliyormuş.
  • Kami-kaze, İkinci Dünya Savaşı’nda Japon pilotlar, düşman gemilerine intihar saldırısı gerçekleştirdiklerinde duyduğumuz bir sözcüktü. Anlamı “Tanrı Yeli” demekmiş.

  • Samurayların özellikleri sıralanırken sıra dışı özellikler dikkatimi çekmişti. Bir samuray, “insanı ve onun ruhunu tanıyan, onun varlığına değer veren, sorunlarına saygı duyan, çelişkilerini hoş görüyle karşılayan, yazgısını değiştiren, becerikli, yürekli ve bilge kişidir” diye tanımlanıyormuş. Tek kelimeyle olağanüstü.
  • “İki kez olan, üç de olur” diyormuş bir Japon atasözü.
  • Yazın tarihçisi Aston demiş ki, “Japonlar yalnızca ödünç alma ile yetinmezler. Sanatta, siyasal kurumlarda ve din hayatında dışardan alıp uyguladıklarını büyük ölçüde değiştirirler, geliştirirler ve üzerine ulusal bilincin (aklın) damgasını vururlar.”
  • Japonlar, bütün dil, bilim, sanat ve zanaatlara ve bunun her türlü uygulamasına “Bunka” kültür diyorlarmış. Japonlar için insan yapısı olan, insanın öğrenebileceği her şey kültürmüş.

  • Japon adaları, Anadolu yüzölçümünün ancak yarısı kadarken, eğer Anadolu üzerine kaydırılabilseydi, Kafkaslardan Afrika ortalarına kadar uzanan bir dağınık ada topluluğu olurmuş.
  • Japoncada suyun adı “Sui” imiş. Dağ ise “san” olarak söyleniyormuş. İki kelime birleşince ise “Sansui” manzara anlamına geliyormuş.
  • Adaların %80’i dağlık, dağların %88’i ormanlıkmış. Ülkenin %68’i ormanlıkmış. Ne kadar geri kalmış bir ülke (!)
  • Yeşil örtü öylesine korunmuş ki, toprak erozyonu olmuyormuş. Orman ürünleri, petrolden sonraki en büyük ithalat kalemiymiş.
  • Japonya, tren ulaşımında İsviçre, temizlikte İskandinavya, düzende Almanya, iş birliğinde Hollanda, konukseverlikte Afrika, sanatseverlikte İtalya’ya benzermiş. Bu özellikleri birleştiren ruh ise “Japon ruhudur” diyor Bozkurt Hoca.

  • Japonya ortalamada 5 m2’lik bir alanda bir kişiyi bütün yıl besleyecek besin üretebiliyormuş. Türkiye’de halen 23 milyon dekar tarıma elverişli, ekilmeyen araziyi düşününce insan üzülmeden edemiyor.
  • Kişi başına günde 300 gr balık, haftada 2 kg, yılda 100 kg et tüketiliyormuş.

1980 yılında yazılan ancak çok iyi bir içerik sunan “Japon Kültürü” kitabını mutlaka okumanızı öneririm sevgili kitapseverler.

Anıl Akın