Nermin Bezmen’le hayatı, aşkı, kadınlık hallerini konuştuk.

pamiraNermin Bezmen’le hayatı, aşkı, kadınlık hallerini konuştuk. Karşımda, ışıltılı mavi gözleriyle hayatın her anını hisseden, kendinden memnun, mutlu bir kadın görmek, beni de keyiflendirdi doğrusu. Sorularımı içtenlikle yanıtladı Nermin Bezmen, yüreğini hiç çekinmeden okurlarına açtı.

İlk romanınız Kurt Seyt&Shura’yı kendi soyağacınızdan seçtiniz. Kaleme alırken, edebiyat dünyasında kalıcı olmayı mı yoksa geçmişe ayna tutmayı mı düşünmüştünüz?

Kurt Seyt&Shura için toplam dört seneyi bulan araştırma dönemim, kendimi geçmişle şimdi arasında son köprü olarak hissetmemden kaynaklandı. Daha çok bunu bir arşiv olarak kitaplığımıza bırakmayı düşünüyordum. Romanın içine o kadar girdim ki, yazayım diye başına oturduğumda kendiliğinden romana dönüştü.

O zaman roman fikri sonradan ortaya çıktı?

Belki içimde bu arzu vardı. Her zaman kendimi yazarak ifade edebilen bir insandım. Yazmaya başladığım an baktım ki, orada kalmıyor bu iş; romana dönüşüyor.

Dedenizin büyük aşkı, Shura’nın kızını buldunuz. Peki, Shura’nın kızı bu büyük aşkı, annesinin geçmişini biliyor muydu?

Sadece Kurt Seyt ile olan bölümü değil, geçmişe ait hiçbir şeyi bilmiyordu. Nereden geldiklerini, ailesinin kimler olduğunu bile bilmiyordu. Bir tek İstanbul’da bir teyzesi olduğunu biliyordu çünkü o teyze yani Timuçka onları ziyaret etmişti. Annesinin geçmişi, ihtilalde neler yaşadığı ve nasıl kaçtığı, hep onun için sırdı. O da, bunları romandan öğrendi.

Romanı yazarken, okuru düşünerek bazı bölümleri değiştirmeyi düşündünüz mü ya da böyle değişmiş bölümler var mı?

Ben o dilemmayı kitabın çok başında yaşadım. Bu bir masal mı olacak yoksa gerçeği mi anlatacağım? Bir varmış bir yokmuş, çok tatlı bir nenemle dedem vardı mı diyeceğim yoksa başka bir gerçeği mi anlatacağım? Kendi kendime bir karar vermem ve o karara sahip çıkmam gerektiğini düşündüm. Aileme iyi, hoş olmayan şeyleri de anlatmam gerektiğini düşündüm. Ancak o zaman gerçek bir roman olurdu. Ne de olsa, insanı anlatıyorsunuz. Ama bana anlatılan bilgilere çok sadık kalarak yazdım.

Bu araştırmalar esnasında Pamir Bey de size destek oldu, değil mi?

Evet, çok oldu. Gittik, birlikte gezip gördük ve araştırmalarımızı birlikte yaptık. Benim saatler süren yazma dönemlerimde çok büyük bir anlayışla beni izledi. Pamir, beklentileri çok yüksek olan bir erkekti. Fakat ben de, evine çok özen gösteren biriydim. Kimse diyemez ki, o dönemde bizi ihmal etti. Onun dışında, Pamir benim yirmi dört saati ona vermeme alıştığı için, benim odaya kapandığım saatleri bana bırakmış olması bile benim için nimetti. Hiç hakkını ödeyemem o konuda. Tutkuyla araştırdığım insanların peşinden benimle birlikte sürüklendi. Bir eşin, insanın yaptığı işe inanıyor olması çok önemli bir şey. Ruhen sana inanıyor olması ve sen bunu yaparsın demesi, bambaşka bir güç.
Yazar olarak göz önüne çıkmak, kadın kimliğiyle toplumda var olmak, bir erkeğin hazmedip, destekleyebileceği bir şey mi?

Bu, birçok erkeğin taşıyabileceği bir şey değil. Pamir, ben yazar olmaya karar verince, şartları zorladı. Karar verdik ve üst düzey yöneticiliğini yaptığı işlerden elini eteğini çekti. Biz bambaşka bir dünyanın içine girdik. Dolayısıyla onun da kendini her gün baştan ispat edeceği bir işi kalmamıştı. Benim, Bezmen adıyla tanınmam, çağrılmam onu rahatsız edebilirdi. Buna izin vermeyebilirdi, ben de inatçı olduğum için vazgeçmezdim. (Gülüyor) Bu durum nasıl olurdu, onun hayalini bile kurmuyorum, çok tatsız olurdu ama olmadı. Çok destek oldu.

Pamir Beyle tanıştığınızda 19 yaşındaydınız, sizden yaşça epeyce büyüktü ve siz üçüncü eşi oldunuz. Bir genç kızda, Pamir bey ne bulmuş olabilir?

Ben çok olgun bir genç kızdım. Aslında bugünkü durduğum yerden, olduğum karakterimden, hayata karşı online casino duruş şeklimden, azmimden farklı hiçbir şey yok o yaşımda da. Sadece bilgim, görgüm daha fazla artık. Pamir de çok ciddi I Betsafe Live Casino valjer du mellan blackjack strategy , roulette och baccarat. bir iş adamı olmasına rağmen, hep çocuk kalmış, hayatı yaşamayı çok seven bir erkekti. Sportifti, araba yarışçısıydı, kayakçıydı. Dolayısıyla hayatla ilgili hep heyecanlarını taze tutan bir insandı. Ölene kadar da böyle oldu. Benim biraz yaşımın üstünde olgun oluşum ve ona çok aşık olup, ona kendimi ispat etme telaşım… Ben böyle mükemmel bir erkeğe, benim de mükemmel olacağımı göstermeliydim. Bana ne iş verdiyse iş hayatında, casino online en iyisini yapıp, ona bunların altından kalkabileceğimi gösterdim. Onun hayatını kolaylaştırma arzum, hepsi bir arada güzel bir kombinasyon oldu. Ama tabii dışarıdan bakıldığı gibi her zaman sırça bir köşkte yaşar gibi değildik. Bizim de zor günlerimiz oldu ama bütün bunları ele ele, paylaşarak atlattık.

Pamir Beyin arkadaşları, sizin ilişkinizin sürmeyeceğine dair iddiaya giriyorlarmış zamanında, doğru mu bu?

Bazı arkadaşları. Sanayi hayatını bıraktığımız zamanda, ben böyle tipik ev kadını olmayı denemedim. İki kere çaya gittim, bana yetti. (Kahkahalar) Yazmak, resim yapmak Fans of justin bieber chat room around the world eagerly await the release of the documentary made during the concert tour of Believe. hobimdi. Ben emek verdiğiniz şeyden, para kazanılması gerektiğine de inanıyorum. Ben de best online casino bunları geliştirmek için vakit ayırdım. Enerjimi bunlara harcamaya başladım. Pamir’e hem beni izlemek hem de destek olmak gibi bir imkan düştü.

Resimle de ilgileniyorsunuz, eğitimler de verdiniz ama, resim mi yazarlık mı?
Yazarlık tabii. Resim, benim yazarlığa ulaşana kadar, denediğim alanlardan biriydi. Benim kalıcı olmak gibi bir hırsım var. Kimseyi kıskanmam, kimsenin aldığı ödül beni imrendirmez. Ne güzel, bravo derim. Benim en iyi yapabileceğim ne var, ben hep bunun arayışında oldum. Ben çok iş yaptım. Resim, yoga dersi, minyatür dersi, restorasyon, duvar süsleme… Fakat burada Nermin vardı, yaşadı, denilecek duyguyu bir tek yazarlık verdi bana.

Edebiyat dünyasındaki ödülleri dürüst buluyor musunuz?

Ödül hep heyecan verici, onur verici bir şeydir ama arkasında farklı şeylerin olduğuna dair şaibeler bile o ödüllerin prestijini yok eder. Açıkçası ben yarışmalara katılmayı hiç sevmem, bana bir şey ifade etmez. Seçimler, beğeniler çok kişiseldir. Ama alanında deneyimli kişilerin seçtiği kişiye de saygı duyabilirim ancak. Kendi adıma bu bir telaş değil, ya da bir ödül almamış olmak bir üzüntü değil. Önemli olan, okurların yüreklerini bana, kahramanlarıma açması.

Sizin adınız aşkla birlikte anılmaya başladı. Hem sizin romanlarınıza hem de aşk romanlarına yoğun bir ilgi var. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Benim romanlarımda tarih olgusu çok ağırdır. İçinde çok derin psikoloji de vardır. Fakat sanırım insanları asıl yüreğinden vuran aşk oluyor. Bunların çok farklı sebepleri var. Bir kadın tipi var, zaten çok serbest düşünüp öyle yaşayabiliyor. Aşkın okunması, tartışılması onlar için çok online casino tabii. Bir grup kadın var, doğduğu andan itibaren kadınlığı başkalarının tasarrufuna bırakılmış. O baskı altında bırakın aşık olmayı, küçük bir sevgi sözcüğü duymaya bile hakları olmadığına inandırılmışlar. Bunlar için kitaplar kaçış oluyor. Aşkı konuşması, yaşaması mümkün değil. Kimsenin hışmına uğramadan yaşayabileceği tek alan, o kitabın sayfaları. Bir de, aşka inanan ama ümidini kesmişler var. Onlar da, böylesi zor şartlarda bile olabilecekse, neden ben de başaramayıp diyerek cesaret bulan kadınlar.

Türkiye’de bir kadının cinselliği rahatlıkla yazabileceğine inanıyor musunuz, siz en rahat yazanlardansınız ama sizin de sınırlarınız var mı?

Evet, ben yazıyorum ama ben hayatın her alanında zariflikten yanayım. Yazarken de aynı duyguyla yazıyorum. Benim cinselliği anlattığım satırlarda, yüksek sesle okunamayacak tek bir cümlem yoktur. En erotik sayfamda dahi… Dolayısıyla çok rahat anlatıyorum. İnandığım şekilde anlatıyorum bunu da.

Ayşe Kulin’in Veda’sı da dizi oldu, romandan saptılar ve dizi erken bitti. Sizin böyle bir kaygınız var mı, romandan sapılmasına itirazınız olacak mı?

Bunu senaryo yazan biri olarak, iyi biliyorum. Onların benim gözümden romanı görmüş olmaları çok önemli. Fakat baştan şunu kabul etmek lazım ki, roman diliyle senaryo dili bambaşka. Kitapta anlattığınız ama ekranda gösteremeyeceğiniz hiçbir şeyin sinema dili açısından anlamı yok.

Pamir Bezmen’i ve Tolga Savacı’yı hayatınızdaki yerleri bakımından bir cümleyle anlatmanızı rica etsem ne dersiniz?

Pamir benim patronum, öğretmenim olarak başladı. Sevgilim oldu, kocam, çocuklarımın babası, sırdaşım, yoldaşım, çocuğum oldu. O, 1974’le 2009 arasındaki Nermin’in aşkı. Sevgisi hala orada ama kendisi yok. Sonra Tolga, içimdeki o aşka, acıya, incinmişliğe hürmetle saygı duyan, olgun, kompleksleri olmayan, çok dürüst, hayatın etikleri itibariyle aynen Pamir’inki gibi bir çizgide duran biri. Onu benim ikinci şansım, yeni miladım olarak görüyorum. Birbirleriyle kıyaslamak hiç yapacağım bir şey değil.

Siz çok güzel bir kadınsınız. Alışveriş, süs püs, kuaför hayatınızın neresinde?

Hayatımda yoklar. O anlamda iyi örnek olmuyorum aslında. Kendine vakit ayıran kadına da çok saygı duyuyorum ama benim zamanım çok kıskanç, öyle hissediyorum. Zamanla yarışır gibi yaşıyorum. İki sayfa daha yazıyor olmak benim için, berberde harcayacağım zamandan daha değerli. Manikürümü, pedikürümü kendim yapıyorum, saçımı kendim tarıyorum. O zamanı kazanmış oluyorum. Zaman namussuz biraz, size ipucu vermiyor ki!

Nermin Bezmen’in hayattaki en büyük korkusu ne?

Sevdiklerimi kaybetmek. Allah bana çocuklarımın ve torunlarımın acısını yaşatmasın. Yaşlanmaktan, ölmekten korkmuyorum. Üretemeyeceğim, atıl kalacağım günden korkuyorum.

Cinsel içeriği hayli fazla olan, Grinin Elli Tonu kitabının bu kadar okunmasını neye bağlıyorsunuz?

O kitaba şöyle bir göz attım. Yıllar evvel, Amerika’da yapılan bir istatistiği hatırlattı bana. Orada, kadınların en büyük fantezisinin bir Kızılderili Reisi ya da Arap şeyhi tarafından, at sırtında kaçırılıp tecavüze uğramak olduğu ortaya çıktı. Şimdi, bu fanteziyi kuran kadınlar herhalde tüm tecavüzcüleri Hollywood starları gibi sanıyorlar. Elbette fantezi bu korkuyu engeller. Ama ben son dönemde, şu hastalık gibi yayılan vampir filmlerinde de aynı şeyi görüyorum. Kendine hükmeden bir erkek, öldürmeyecek kadar acı verecek, yönlendirecek, rencide edecek, ruhen ezecek, sonra da öptüğü için seven erkek, seks yaptığı için aşık adam olacak. Kadınların alt kültürünü irdelemek lazım. Benim için bu bir efendi-esir ilişkisidir. Aşk olamaz. Ama bunu aşk sanacak kadar sevgiye, aşka aç kadınlar var demek ki. Öyle olunca da okuyacaklar tabii.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: