Çocuğun Senin Aynandır…

 nirvana ve ben% 50 ‘sini genetik olarak aldığımız özelliklerimizin, yarısını da boş bir kaset gibi burada doldurduğumuzu biliyor musunuz?

Bu kasetin içinde aynı bir bilgisayar gibi çalışan beynimizde hayatımıza yön veren alışkanlıklarımız, becerilerimiz ve inanç sistemlerimizden oluşan programlarımız var.

Çocuklarımız da bence bu kasetle yüzleşmemizi, gelişim alanları ve güçlü yönlerimizi görmemizi sağlayan önemli ruhlar…

11 yaşındaki kızım Nirvana’da kızdığım her şeyin aslında bende var olduğunu fark ettim. Bu iyi ve beğendiğim huyları için de geçerli.

Çocuklarımız, bizim tıpatıp aynımız olmasa da bir üst versiyonumuz gibi…

Bu nedenle neyi beslersek,  o fark edilir ölçüde zuhur buluyor karakterlerinde.

Anne ya da baba olmanın bu anlamda Tanrı tarafından bize bahşedilmiş en büyük lütuf, ama bir o kadar da en büyük sınav olduğuna inanıyorum.

Bu yazıyı yazmadan az önce sitemize akordeon çalarak hayatını kazanan 3 çocuklu bir aile geldi. O tatlı müziğin sesiyle heyecanla Nirvana yanıma geldi:

escanear0019Anne, para verir misin? “ diye.

Ben de, “Para değil, ama kullanmadığın eşyalarına bakalım hemen” dedim.

Gözündeki mutluluğu görmeliydiniz.

Nirvana, paylaşmayı çok seven ve onunla beslenen bir çocuk.  Paylaşmayı bilen bir anne ile yaşaması da bu değerini daha da güçlendiriyor elbette.

En büyük gelişim alanım sabır ve hoşgörü. Kızımın özel öğrenme güçlüğünün bana bu konuda bir sınav olduğunu biliyorum. Zira ona bir şey öğretmek, ciddi bir sabır ve hoşgörü istiyor.

Anne, biraz dur ve güneşin batmasını seyret” dediğinde ya da içinden mırıldandığı şarkıyı banyo yaparken dinlediğimde bana soluk almam gerektiğini öğretiyor farkında olmadan.

O akıl alıcı duyarlılığıyla daha önce hiç fark etmediğim insanları gösteriyor bana.

10 Kasım’da Atatürk’e yazdığı şiirle toplumsal değerlerimizi, elindeki tek parasıyla gizli gizli aldığı pembe karanfillerle sevginin önemini anlatıyor satır aralarında….

Yaralanmış bir kedi yavrusu için saatlerce ağladığında merhameti, “ Thomas Edison’u çalışırken “ Ruhu şad olsun “ demesiyle bilime ve ilime saygını anlatıyor bilmeden.

Kin tutmamayı öğretiyor: Futbol oynarken bahçede kavga edip, delice küsmesinin ardından hiçbir şey olmamış gibi arkadaşlarına sarılmasıyla….

Küçük bir taş parçasını heyecanla eve getirip “anne bak bu ne güzel” derken merak etmenin ne denli gerekli olduğunu hatırlatıyor.

Her gün en az birkaç tane yazdığı sevgi notlarıyla “ sevdiğimizi söylemenin “ ne kadar gerekli olduğunu

Sürekli sarılıp, öpüp koklayarak “ yakın olmayı”

Anne, iyi ki varsın” dediğinde minnet duymayı….

O kadar çok şey öğretiyor ki bize çocuklarımız. Ama elbette  gönül gözümüzü açarsak…

Çocuklar, işte bu yüzden bence bir hediyedir.

Tanrı’nın bize sunduğu. Ve bir o kadar da zor bir sınavdır;  iyi bir anne, baba olmak…

Çocuklar, bizim aynalarımızdır çünkü…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: