Kuşlar, Şarkılar ve Oklarla Yaşama Sanatı

Sanki pencerenin önüne değil de, kalbime konuyorlar. Ruh halim nasıl olursa olsun, ne zaman onları görsem içim rahatlıyor. Sessiz bir anlaşma halindeyiz. Hiçbir şey konuşmadan o anı paylaşma görevini üstleniyoruz. Onlar pencereden içeriye baktıklarında ne düşünüyorlar bilmiyorum ancak paylaştığımız an boyunca hepimiz çok sessiziz. Hava kararınca sessizce gidiyorlar ve aralarında da konuşmuyorlar. Hepimiz aynı ana konuyoruz ve sadece hissediyoruz.

Güvercinler ve diğer tüm kuşlar, onlar yeryüzünün ve  gökyüzünün notaları. Bazen dallara, bazen çatılara, bazen taşa, toprağa, pencerelerimizin önüne konup hayata varlıklarıyla şarkı bırakıyorlar. Şairine rast gelen şiir oluyor, müzisyenine rast gelen beste, benim gibilerin ise  gönül pencerelerine konup anı hatırlatıyorlar.

Misafiriz kelebeği, karıncası, kuşuyla, insanıyla bu dünyaya. Dünyanın pencerelerine konup, görevlerimizi yerine getirip, rızıklarımızı alıp uçuyoruz işte başka diyarlara. Onlara bakıyorum, huzurlular. O anı yaşamaktan, bulundukları yerden, hallerinden pek bir memnunlar.  Uçuşlarında, susuşlarında, bir yere konuşlarında sanki bir şeyler gizli gibi…

“Kalbim, onu hep müzik değiştiriyor, siyah beyaz notalar, sesimin yasını tuttuğu bu şarkılar” diyor ‘Et Moi’ şarkısında NYM.  Şarkıları giyinip, pencereden baktığımda benim de kalbim değişiyor. Sevdiğim bir müzik eşliğinde bir kuş hassasiyetiyle ana konabiliyorum.

Müzik Ruhun Gıdası

Bazen dünyanın sesini kısıp, dünya müziklerinin sesini yükseltmek iyi geliyor insana. Her şey hızla akarken ve bir taraftan da şiddetle, hırsla, öfkeyle dönerken dünya,  durup küçük ve  basit şeylere odaklanmak, mesela bir pencereden dışarı bakmak, dinlediğin şarkının sözlerini araştırmak ve oradan kendine bir mesaj yakalamak, şarkılardan fal tutmak, pencerenin önüne konan kuşları fark etmek iyi geliyor insana.

Bir şeylerin içimde dönüştüğünü hissediyorum. Daha önce aşırı tepki gösterdiğim şeylerin içimde bir yerlerde pozitife dönüşmek için çabaladığını.  Yine bir şarkıyla anlatabilirim bu halimi: “Yaprak döküyor bir yanım, bir yanım bahar bahçe.” Şimdilik, karışmıyor biri diğerine. Sakin, sessiz ve daha anlayışlı.

Kendimden çıkıp dünyayı düşünüyorum. Milyarlarca hikaye var ve hepsinin baş rol oyuncuları farklı. Farklı milyarlarca dertli ya da mutlu insanlar. Hepimizin  problemleri kendi kalbine ağır. Problem çözme tekniklerimiz bambaşka. Her sabah bir pencerenin önüne kuşlar konuyor, yaşamlarından razı, anlarından memnun, rızıklarına şükürle. Sanki sessizliğin anlamını hatırlatmak için  geliyorlar gibi.

Eckhart Tolle

“Her gün onlarca düşünceyle dolaşıyoruz. Diyelim ki biri sizi bir okla vuruyor. Vücudunuza saplanan bir ok var. Öncelikli olarak ne yaparsınız? “ diye soruyor Eckhart Tolle, izlediğim bir söyleşisinde. Bu sorunun cevabını bir Budha hikayesiyle anlatıyor.

“Çoğunlukla oku vücudumuzdan çıkarmak yerine, okun nereden geldiği ve kimin attığıyla ilgileniriz” diye devam ediyor sohbetine. Ne kadar çok düşünceyi üzerimizde taşıyor ve o düşüncelerle hayatla tokalaşıyoruz. Üzerinde görünmeyen oklarla dolaşan insanları hayal ediyorum. Ve elbette kendi üzerimdeki oklarla birlikte yol aldığım tüm zamanlarımı da gözden geçiriyorum.

Kimden ve nereden geldiğini araştırırken, bir taraftan vurulmaya devam ettiğimiz için neredeyse düşünceden bedenlenmiş gibi yaşadığımız tüm anlarımızla aslında ne kadar da burada değilmişiz.

“Bütün yargılar zihinsel aktivitelerdir. Etiketlere ihtiyacın yoksa özgürsün” diyor Tolle, öyle bir hal içinde anlatıyor ki, ister istemez o sakinliğin ve dinginliğin içinde buluveriyorsunuz kendinizi.  Şimdi’nin hakkını verebilen ve oksuz yaşayan tüm insanlara selam olsun. Umarım hayatımızın tüm zamanları Şimdi’yi gösterir ve hayatımızın bundan sonraki bölümüne bilinçli insanlar olarak  devam edebiliriz.   “Eğer içinde ‘huzur’ varsa,  alışkanlıklara çelme takmak en mühim işin olmalı” sözünü büyük puntoyla bu yıl yapılacaklar listesine ekliyor ve Eckhart Tolle’nin “Düşünceler Nereden Geliyor? “ adlı videosunu da uçuş denemesi yapmak isteyenler için paylaşıyorum.

Şimdinin Gücü

Bazen bilginin peşine takıldığınızda, o bilgi başka bilgilere doğru yol almanızı kolaylaştırıyor.  Video bittikten sonra ZihinX adlı bir kanalın içinde buldum kendimi.  Kısa, öz ve eğlenceli bir şekilde kitap özetlerine de rastlayabiliyorsunuz. Bir tane, bir tane daha derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Youtube kanalında rastladığım Zihin X’i Facebook’ta da takip etmeye başladım. İlgilisine tavsiye ederim. Bu kanalda izlediğim Şimdinin Gücü kitabı ile ilgili hazırlanan pratik ve eğlenceli videoyu da buraya koyuyorum.

Her yıl, bana iyi gelen şeyleri yazmaya çalıştım. İyi hissettirecek bir şeyler iyi bir hediye olabilir düşüncesiyle. Bu yıl da bu geleneği bozmadan, acaba sizlere ne hediye edebilirim diyerek bir de Kayıp Şeyler Dükkanı’na girdim. Keyifle dinlediğim ve içinde çok şey bulduğum bu radyo tiyatrosunu dinleyenlere bir hatırlatma, dinlemeyenlere ise bir hediye olarak, emeği geçen herkese sevgi ve teşekkürlerimle sayfaya usulca bırakıyorum.

2019 yılı sizin için nasıl geçti bilmiyorum. Zorlu ve anlamlı bir yıl olarak ve “işte geçti bak” diyerek  anı defterime işliyorum. Şöyle bir geriye baktığınızda göreceğiz ki, her an bizi daha güçlü kılmak için var.  İyi, kötü, çirkin ya da güzel neler yaşadık. Bize problem çözmeyi, dimdik ayakta durmayı, hedeflerimize, inandıklarımıza, yanımızdakilere sarılmayı anlatan, hatalarımızla yüzleştiren, engebeli yolları aştıran ve doğruya tabela çıkartan her anımız değerliydi.  Bu yıl, hepimize şifa gibi gelsin.

Sizi anda tutacak, anı hatırlatacak, yaşatacak berrak bir zihin diliyorum. Kaşları çatık, her an söylenmeye hazır ezber bir dil ile bizi negatife çekmeye çalışan alışkan düşüncelerimizin üstüne çıkabileceğimiz zinde bir yıl olsun 2020.

Pencerelerimizin, balkonlarımızın önüne gelen kuşları kovalamayalım. Bırakalım camlar kirlensin, neden oraya konduklarını anlayalım. Anın üzerinde nasıl da huzurla durdukları ilham olsun ruhumuza. Ve kalbimiz hep umutlu ve sesinizin sevincini şakıyacak  şarkılara gönüllü olsun. Şarkı dinleyebildiğimiz, şarkı söyleyebildiğimiz  ve kuşları seyredebildiğimiz için şükrederek uyandığımız nice sabahlarımız olsun.

Dünyada olduğumuz sürece her yerden bizi mutsuz edebilecek bir ok gelecek, biz yeter ki alışkanlıklarımıza çelme takıp, o okları üzerimizden ustalıkla atabilelim.

Son olarak yayımı geriyorum ve  Cat Stevens/ Yusuf İslam’ın ‘Morning has Broken’ adlı şarkısını şifalı bir ok gibi nişan alıyorum. Tüm anlarınızda size umutla eşlik etsin.

Etiketsiz ve yargısız yaşayacağımız nice özgür yarınlara…

Sevilay Acar


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikOkurun Gözünden: 2019 Yılının “En” Kitapları
Sonraki İçerikKüçük Prens ile Tanışma Hikayesi
Sevilay Acar
Öğrenim Üyesi / Okur- Yazar. En büyük deneyimim çocukluğumda oynadığım oyunlar ve kurduğum hayaller oldu. Her ne yapıyor olursam olayım, iki etken her zaman yolumu belirler: hayaller ve dualar. Çocuk merakı ve heyecanıyla öğrenmeye çalışıyor, okuyor, yazıyorum. Babalardan Babalara adlı bir röportaj kitabım var. Babaların ayak izlerinden oluşan ve hikayeleriyle iç dünyaya yolculuk yaptıran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yolculuğu seviyorum çünkü her şeyin yolda şekillendiğine inanıyorum. Bu yolda en çok da öğrenciyim; kapsayan, içine alan, öğrendikçe çoğalan ve var olan. Karşılaştıklarımı, hissettiklerimi, öğrendiklerimi yazarak paylaşmaya çalışıyorum.