Kızını Bilgiyle Emziren Anne

Adı Derya Topçu, yani Nam-ı diğer Hadi Anne…

36 yaşında genç bir kadın…

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu…

10 yıllık evli ve 5 yaşında Asya adında bir kızı var…

Asya’ya hamile olduğu dönemde yeni bir yaşama yürümek üzere, başarıyla yürüttüğü özel sektördeki işini bırakıp, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ‘kültür yönetimi ‘masterına kaydoldu…

İşini bırakmasının ve bambaşka bir işe atılmak isteyişinin nedeni, işiyle arasında duygusal bir bağın olmaması…

Heyecan dolu, insanlarla iletişimi çok seven ve öğrenmeye açık bir insan…

Bir yandan işten ayrılıp, gemilerini yakmış olmasının hafifliği diğer yandan Asya’yı içinde büyütmenin heyecanıyla yeni bir hayata başlamış.

Her gün yepyeni bir dünyayı keşfetmenin, yeniden o amatör ruhu yakalamanın mutluluğu içerisinde öğrencilik hayatına geri dönmüş. Aslında onun için hayat bir okul ve kendisi de daimi bir öğrenci. İşte bu öğrencilik döneminde kızı Asya dünyaya gelmiş…

Yüksek lisansında klasik müzeciliğin yanı sıra büyük sermaye gruplarının kültür kurumları açması, çağdaş sanat müzelerine yatırım yapmaları, dünyada bu müzelerin artık kamusal alanın bir parçası haline gelmesi, çocuk alt değiştirme ünitelerinin  müzelerin içinde yer edinmesi,tüm müzelerin çocuklar ve hatta bebekler için programlar hazırlamalarını gözlemleme imkanı bulmuş.

Anne olduktan sonra hem kendisine hem de çocuğuna faydalı olabilecek alternatif yollar aramaya başlamış ve işte bu farkındalıkla  ‘hadi anne!’ projesi doğmuş.

En iyi eğitimin görerek, duyarak ve hissederek yaşanabileceğini düşünen ve bu nedenle de her bahaneye çelme takarak, şartlar, koşullar, havalar nasıl olursa olsun kızını pusetine koyarak, kucağına alarak ve sonra da elinden tutarak müze, sanat merkezi, edebiyat dünyası ile tanıştırmayı ilke edinmiş bir annenin hikayesi var bu bölümümüzde.

Kızını bilgiyle emziren ve bu beslenmeyi keyif, aşk haline getiren, hem çocuğunun iç dünyasını  zenginleştirebilecek hem de onu besleyecek yeni bir yol olarak ‘yaratıcı mekanları’ kendisine güzergah edinen bir anne ile sohbetimizi okuyacaksınız.

kizini-bilgiyle-emziren-anne

Kendi çapında kızı Asya ile yaptığı yaratıcı mekan deneyimleri, ilk başta yakın çevresinden ilgi görmüş, benzer durumdaki arkadaşlarına ilham kaynağı olmuş ve Hadi Anne’m geziyoruz diyerek, müzelerin, sanat merkezlerinin yolunu tutmalarına öncülük etmiş bir annenin hikayesi…

Bugün, bu anne –evlat yürüyüşünün yarattığı kelebek etkisi giderek büyümeye devam ediyor. 

‘Başarılı bir kadının da arkasında onu destekleyen bir adam vardır’ sözü bu başarılı yolculukta karşılaştığımız ilk levha diyebiliriz.  Derya Topçu’nun projesini hayata geçirmesinde en büyük destekçisi eşi olmuş.

Sizi içinde sıcak bir aile, ilgi, merak, kültür, sanat ve edebiyat olan sohbetimizle baş başa bırakıyorum…

Hadi Anne’nin yolculuklarını merak edenler onu instagram, facebook  ve  hürriyet.com.tr / hürriyet tv’de / hadi anne ‘den takip edebilirler.

Derya ve kızı Asya’nın kültür, sanat  ve hayat dolu yolculuğu…

“Çocuk sahibi olduktan sonra, genç bir kadının nasıl sosyal hayattan koptuğunu gördüm.”

Kızınız ile birlikte kültür sanat turları yapmak ve bu gezileri, yaşadıklarınızı görüntüleyerek paylaşma fikri nasıl oluştu? 

Kendi iç görümden yola çıkmış bir proje esasında. Kendi yalnızlığımdan ve çelişkilerimden. Çocuk sahibi olduktan sonra genç bir kadının nasıl sosyal hayattan koptuğunu gördüm. Bunu kırmak için bilgiye müzelere, kültüre sanata  verdiğim değerden dolayı Asya’yla yaratıcı mekanları ziyaret etmeye başladım.Sonra bu gezilerim yakın çevremin ilgisini çekti.Baktım herkes aynı durumda,bunu projelendirip televizyon için yapmaya karar verdim.Hakikaten bugün ülkemizde hem çocuklar hem de ebeveynler için üretilmiş öneri getiren bir program yoktur.Ben bu boşluğu kabul etmek yerine programı kendim yaparak bir biçimde buna itiraz etmek istedim.

hadi-anne-2

“Hamilelik dönemim gezilerime ve merakıma mani olmadı.”

Ne zamandan beri geziyorsunuz? Gezmeye başladığınızda Asya kaç yaşındaydı?

Asya ile buluşmadan önce de gezerdim. Gezilerimde önceliği hep müzelere verirdim. Tarihi yapılar da çok ilgimi çekerdi.  Çocuklar bir anlamda bizlerin yaşamlarına doğuyorlar. Hamilelik dönemim gezilerime ve merakıma mani olmadı.  Asya anne karnındayken gezmeye başladı aslında. Hamilelik dönemim boyunca bu akış devam etti.  Geçen gün çok kar yağdı biliyorsunuz. Hemen eski fotoğraflara hücum ettim. Gebeliğimin üçüncü, beşinci ve altıncı aylarında çektirdiğimi fotoğraflarımla karşılaştım. Hatta o zamanlar İstanbul’da bienal varmış ve ben 5 aylık hamileyken bianeldeymişim. 

Bu istemenin ve inanmanın hatta aşk ile yapmanın en güzel örneği oldu. Arzu varsa bahaneler ortadan kalkıyor. Peki, eşiniz sizi destekliyor mu? O da katılıyor mu gezilerinize?

Yüksel’in yaratıcı fikirlere hakikaten çok desteği vardır, sadece bana değil etrafımızdaki yetenekli insanları her zaman teşvik eder.Dolayısıyla bu teşvikten ben de payımı aldım. O da tarihe ve özellikle felsefeye çok düşkündür. Yoğun bir iş hayatı var. Ortak seyahatlerimizde zaten bu şekilde yaşıyoruz dolayısıyla o da bize katılmış oluyor.

 hadi-anne-akvaryum

“Asya, gözünü açar açmaz kendini müzelerde buldu. O, herkes müzelere gidiyor sanıyor.”

Bu geziler Asya’ya neler kattı?  Sıkıldığı, mutsuz olduğu yerler oldu mu?

Bu geziler hem bana hem yavruma alabildiğine engin bir dünyanın kapılarını araladı. Şimdi 5 yaşında ve bu ziyaretlerimiz sayesinde, normalde göremeyeceği yaşamlar ve coğrafyalarla tanışıyor. İlkel kabile, Pasifik Okyanusu gibi kelimeler duyuyor mesela, daha ne isterim. Asya genel olarak iyi huyludur. Fiziki şartları yerindeyse,(açlık uykusuzluk vs) O da annesiyle birebir bir ilişkinin içerisinde olmaktan mutlu oluyor. Asya, gözünü açar açmaz kendini müzelerde buldu, bu nedenle herkes müzelere gidiyor sanıyor. Onu sıkabilecek diyebileceğim bir tek şey çekimler olabilirdi, onu da kendisine hiç yansıtmıyoruz. Kameraman arkadaşlar bizi gölge gibi takip ediyor ama biz kızım ile o kadar geziye ve yaşadıklarımıza, o ana kilitleniyoruz ki, çekimlerden hiç etkilenmiyor. Biz her zamanki gibi müze gezilerimizi yapıyor oluyoruz. Asya benimle ilgileniyor, ben de onu anlattıklarımla tavlıyorum.

Gezeceğiniz yerleri nasıl belirliyorsunuz?

Bu konuda bir alt yapım var. Genel olarak gezeceğimiz yerlerin, kar amacı gütmeyen, tarihi ya da yaratıcı unsurları olan kamusal alanlar olmasına dikkat ediyorum.

 hadi-anne-muze-2

“Tüm anneler gibi çocuğumla geziyorum ancak gezmeye gittiğim yerlerin seçimini kültür sanattan yana kullanıyorum.”

Bugüne dek nereleri gezdiniz? Daha çok hangi mekanları tercih ettiniz? Neden?

Ülkemiz için soruyorsanız; Masumiyet Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Borusan Contemporary, İstanbul Modern, Salt Galata, İstanbul Oyuncak Müzesi, Cam ocağı,Kelebek Çiftliği,Pera Müzesi, Barış Manço Müzesi ,Ihlamur Sarayı, Küçüksu Kasrı, Deniz Kabukları Merkezi, tarihi üniversiteler Boğaziçi Üniversitesi,İstanbul Üniversitesi,Mimar Sinan Üniversitesi, eski semtler(Çukurcuma,Kuzguncuk ,Balat, Eyüp) Liste uzun. Bunlar Asya ile birlikte ziyaret ettiğimiz yerlerden bazıları. Tüm anneler gibi çocuğumla geziyorum ancak gezmeye gittiğim yerlerin seçimini kültür sanattan yana kullanıyorum. Bu da beni oldukça mutlu ediyor çünkü heybemde onlarca bilgi ve yer birikiyor.

hadi-anne-muze

Dönem dönem gezilerinizde size eşlik edenler de oluyor. Videolar ve paylaşımlarınız aileleri nasıl etkiliyor?

Tam istediğim şey oluyor. Anneler ilham alıyor ve onlar da çocuklarını götürüyor. Evlatları ile birlikte yol alanlar, şimdiye kadar gitmemiş olmanın eksikliğini hissediyor ki bu çok değerli.  Büyükanneler ve büyükbabalar torunlarını müzelere götürüyorlarmış, duydukça mutlu oluyorum. Güzel bir farkındalık yaratıyoruz, işte bu durum da bu işin en keyifli yanlarından biri bizim için. 

Bu gezilerden bir gelir elde ediyor musunuz? Gezi Sponsorunuz var mı?

Bunlar para kazanmak için yapılacak şeyler değil, sponsorum yok ancak bu projeyi geliştirmek istiyorum. Belki ileride daha büyük organizasyonlarla, daha çok ailenin heveslenmesini sağlayabiliriz.  

“Tüm çocukların ‘dünyanın gördüklerinden çok daha büyük bir şey olduğunu’ hissetmelerini istiyorum.”

Asya, kültürü, sanatı ve edebiyatı yaşayarak öğreniyor. Bu onun dünyasına nasıl bir pencere açıyor?

Asya’nın ve tüm çocukların ‘dünyanın gördüklerinden çok daha büyük bir şey olduğunu’ hissetmelerini istiyorum. Dünyanın sadece gördükleri kadar olmadığını keşfettikçe sığ sularda yüzmeyecekler,tüm çabam bunun için.   Bu tür geziler çocukların dünyanın bizim gördüğümüz kadar olmadığını, daha büyük ve zengin bir kültürle iç içe olduğunu gözlemlemelerini sağlayacak.  Her şeyin öncesi ve sonrası var, bunu bilip hayata koşmalarını istiyorum.

rahmi-koc-muzesinden-bir-resim

Asya, bilgisayar – tablet, telefon kullanıyor mu? Bugün birçok çocuk bizim gibi nete bağlanmadan zaman geçiremiyor. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi de alabilir miyim?

Evet, her akşam yatmadan önce yarım saat çocuk sinema filmi izliyor. Hafta sonu evdeysek sabah ve  akşam olmak üzere  günde iki kez  bilgisayarda bir tam film izleyebiliyor. Filmler süper oluyor ben izlemesini destekliyorum yani. Onun dışında biraz aşırı resim yapıyor. Sulu boya ve guaj boya ile kap kacak bile boyuyor.  Bu durum kıyafet değiştirmekten kafamızı kaldıramamıza neden olsa da resimle ilgileniyor ve bundan keyif alıyor olması beni de mutlu ediyor.  Ufak bir bahçemiz var;  kar, kış, yaz demeden  bahçede zaman geçiriyor. Okulda ders ve arkadaşları var, evde müzik var, yemekler de beraber yapıyoruz. Asya için tüm zamanlar keyifle geçiyor.

“Aranızda sağlıklı bir ilişki varsa çocuk size ayak uyduruyor.”

Sürekli bir arada olmaktan sıkıldığınız olmuyor mu? Hani şöyle biraz yalnız kalayım dediğiniz zamanlar…?

Genelde hep birlikteyiz.  Kendi işlerinizin ya da kendinize ait zamanların içine çocuğa cazip gelecek aktiviteler koyduğunuz ve ona iyi gelecek, iyi hissettirecek bir şeyler sunduğunuz zaman dinlenebiliyorsunuz. Aranızda sağlıklı bir ilişki varsa çocuk size ayak uyduruyor. Neticede tabletler olmadan da yaşadığımız yıllar var, ekmek değil, su değil bunlar. Çocuklara bunlarsız da zaman geçebileceğini bizim göstermemiz gerekiyor. Onlara dünyayı bizler gösteriyoruz.

Zamanı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ev işleri, okul ve geziye ne kadar zaman ayırıyorsunuz?

Evde büyük temizlik yapmıyorum ama yemek ve benzeri tüm trafiği, tüm annelerin yaşadığı kadar ben de yaşıyorum. Sabah dışarıdaki işlerimi, görüşmelerimi yapıyorum.Genelde Asya okuldan geldikten sonra saat 20.30’ a kadar yoğun bir şekilde  onunla ve ev temposundayız. Sonrası ise üretim zamanı, okuma yazma işleri. Sadece hafta sonları, trafiksiz saatlerde yaratıcı mekân ziyaretlerimizi yapıyoruz.

 

“Bana ya da çocuğuma değer katmayan şeyleri mümkün mertebe yaşamımdan uzak tutmaya çalışıyorum. “

Ailelere kültür ve doğa turu konusunda bir yol haritası çizebilir misiniz? Önce nereleri ziyaret etsinler?

Ben şöyle yapıyorum; bana ya da çocuğuma değer katmayan şeyleri mümkün mertebe yaşamımdan uzak tutmaya çalışıyorum. O zaman hakikaten değerli bir boş zaman oluşuyor. O boş zamanın içini de bilim, tarih, kültür ve sanatla ve akran ilişkileriyle dolduruyorum.

  • Aileler, çocuklar 5 yaşından küçükse çocuğun ya da bebeğin tüm fiziksel ihtiyaçlarını karşılamış olduklarından emin olsunlar.
  • Bir kültür kurumunun tamamını gezmek zorunda hissetmesinler.
  • Çocuk sıkılınca bir resim molası ya da atıştırma molası verdikten sonra minik bir tur daha yapıp mekandan ayrılsınlar.
  • Tabi ki İlk İstanbul Oyuncak Müzesi’yle başlamalarını tavsiye ediyorum. Bir de müzelerdeyken çocuğu dinlesinler ve iletişim halinde olsunlar.

Gezilerin dışında bir şeyler yapıyor musunuz?

Şu anda bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bir de sanırım müze turlarına başlayacağım. Öyle bir talep var, bakalım…

Bu konuyla ilgili hayaliniz nedir?

Günün birinde bir müze kurmak isterim.

 

 

 

 

 

 

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikNezaket ve Sevgi
Sonraki İçerikHasta Bebeğe En İyi İlaç Anne Sütü
Sevilay Acar
Öğrenim Üyesi / Okur- Yazar. En büyük deneyimim çocukluğumda oynadığım oyunlar ve kurduğum hayaller oldu. Her ne yapıyor olursam olayım, iki etken her zaman yolumu belirler: hayaller ve dualar. Çocuk merakı ve heyecanıyla öğrenmeye çalışıyor, okuyor, yazıyorum. Babalardan Babalara adlı bir röportaj kitabım var. Babaların ayak izlerinden oluşan ve hikayeleriyle iç dünyaya yolculuk yaptıran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yolculuğu seviyorum çünkü her şeyin yolda şekillendiğine inanıyorum. Bu yolda en çok da öğrenciyim; kapsayan, içine alan, öğrendikçe çoğalan ve var olan. Karşılaştıklarımı, hissettiklerimi, öğrendiklerimi yazarak paylaşmaya çalışıyorum.