Kadının Adı Var

Adı sizi yanıltmasın. Bu gösteri sadece kadınlara yönelik değil.

Kadına ve erkeğe eşit uzaklıkta, insana yakın gösteri.” Kadının Adı Var! 

Bazen ön yargılarımı, bir türlü kıramadığım kalıplaşmış düşüncelerimi alırım bir ceket gibi üzerime, öyle giderim gideceğim yere. kalkanımdır o benim.

Gösteri başladığında, bildiğimiz yada bildiğimizi sandığımız ama gerçekte farkına bile varmadığımız kadına, insana,  hayata dair bir çok şey  gözler önüne serildi.

Ekran Resmi 2016-03-05 12.22.50

Nokta atışıyla tam  kalbime ve aklıma dokundular.

Bende kalkan falan kalmadı. Bildiğin çırılçıplak oturuyorum.

Kadının düşmanı kadındır.”  Soru işaretleri kafamda üçüncü tura geçti. Cevap mı? Bir kadının yetiştireceği  çocuklarında saklı…

Sahnede anlatılanlar sadece bir kurgudan ibaret değil. Geçmişte yaşanan, biz durdurmadıkça daha da yaşanacak olan olaylardan ibaret. Hayatın ta kendisi.

Zaman zaman gösterinin içinde bulduk kendimizi, onların anıları bizimkilere karıştı, bizimkiler onlarınkine…

Geçmişteki davranışlarımızın sonucunun bugün yaşanan taciz, tecavüz, çocuk gelinler ve cinayetlerle çok ilgisi var.  Kadın erkek hepimizin payı var bugün gelinen noktada.

Bugüne kadar kadına yapıştırılmış, yakıştırılmış ne varsa hepsini altüst ediyorlar, sihirli değnekleriyle.

Kadının Adı Var 2

Onların kanatları yok ama süpürgeleri de yok…

Hayata sımsıkı tutunmuş umut dolu, vicdanlı, yardımsever, benim diyen her babayiğidin taşıyamayacağı bir yükü omuzlarına almış, bu  cesur üç kadın.  İçlerinden geldiği gibi açık yüreklilikle hayata dair, her birimizin yüreğine, aklına dokunuyorlar. Kelebek etkisi yapıyor her gittikleri yerde dalga dalga yayılıyorlar.

Psikoterapist, aile içi şiddet konusunda uzman ve yazar  Ebru Tuay Üzümcü, Yönetim Danışmanı, Eğitimci  ve yazar  Banu Özkan Tozluyurt, Spiker, TV programcısı ve yazar Özge Uzun, sevgiyle bağlanmışlar hayata ve yaptıkları işe.

Bu hayattaki misyonları toplumun gelişmesi için kadının gelişmesi.

İstatistiklerle, hayattan örneklerle  de bunu ortaya koyuyorlar.

1 çok büyük bir sayı aslında. Sen bir adım, ben bir adım derken bir bakmışsın bin değil, yüz bin adım olmuş. Elele gönül gönüle  tek bir yumruk tek bir yürek olmuşuz. 

Gelin birlikte kulak verelim onların hikâyesine, bizim hikâyemize…

Yeni başlayan yolculuklarında, gönülden dinleyerek, anlayarak, destekleyerek…

Yolunuz açık olsun.

En yakındaki gösteri tarihleri

8 Mart Salı saat 11.00 de Fikirtepe Düğün Salonu

4 Nisan Pazartesi saat 14.00 de Caddebostan Kültür Merkezi

Hüma Oktay


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikLevent Üzümcü’den “Anlatılan Senin Hikayendir”
Sonraki İçerikKadınlar Vardır, Kadınlar Her Yerde
Hüma Oktay
Bir işletme bölümü mezunu olarak kurumsal hayattaki misyonumu tamamlayıp artık özüme döndüm. Yazarak yaşamaya... Hayat boyu bitmeyen bir öğrenme arzusu çok kitap okumaya ve kitapların yayına hazırlanması sırasında işin mutfağında olmaya yöneltti beni. Bazen görme engelliler için kitaplara ses verdim, bazen basılmadan önce kitapları çocuklarla birlikte irdeledim. Böylece çocuklar için eğlenceli kitaplar yazma serüvenim başlamış oldu. Her kitap yaşamımda bir iz bıraktı. Kafka’nın Dönüşüm’ü beni Prag’a sürükledi, Gülşah Elinkbank’ın Yalancılar ve Sevgililer’i Romanya’ya... Antoine de Saint-Exupéry’in Küçük Prens’i beni koleksiyoner yaptı, Orhan Veli’nin Şiirleri benim de duygularımı şiir ile ifade etmeme vesile oldu. Kitaplar ve seyahatler yeni şehirleri, yeni kültürleri ve yeni yazıları da beraberinde getirdi. Bu seyahatlerdeki yol arkadaşım kardeşim Baobab ve ben Albatros 2013 den bu yana kendi web sitemizde yazmaya başladık. Etkilendiğim kitaplar, doğal yaşam, geri dönüşüm, çocuklarla iletişim, çocuklarla hayata dair kaleme aldığım konuları 2015’den bu yana Martı Dergisi’nde paylaşıyorum. Dünyanın geleceğini bugünden görmek isterseniz bir eliniz çocuklara bir eliniz toprağa dokunur olsun... Sevgiyle kalın daima... Hüma Oktay