Covid-19 Günlerinde 4 Anlaşma Size Nasıl Yardımcı Olabilir?

“Bu dönemde, endişe, kaygı, belirsizlik hiç olmadığı kadar çok davranışlarımızı, varsayımlarımızı, güvenimizi ve umudumuzu etkiliyor. Ve her yerde duyduğumuz “içine dön, özüne dön” gibi cümlelerle kendimizi desteklemeye çalışıyoruz. Ben de her zaman önerdiğim başucu kitabım Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşma’sı ile yalın düşünmeye odaklanıyorum.

Birinci Anlaşma:  Sözlerinizi özenle seçin.  

Her zaman! Ama özellikle de bu dönemde. Duyduğumuza, okuduğumuza inancımız azalmış, her yerden komplo teorileriyle bombardımana tutulurken, çevrenize, çalışanlarınıza kısacası herkese dürüst ve açık olun. Bu dönemde bu özelliklerini yitirmeyenlerin, salgın sonrası hem iş hem de özel hayatlarında ödüllendirileceklerine inanıyorum. Ağzımızdan çıkan her kelime çok değerli, özenli seçin. Güvenmeye en çok ihtiyaç duyulan dönemdeyiz.

İkinci Anlaşma:  Hiçbir şeyi kişisel algılamayın.

Her zaman hepimiz için çok kolay olmasa da Ruiz kitabında, “Başkalarının söylediği ya da yaptığı her şey aslında kendilerinin yansımasıdır. Ve bu onların dünyayı algılama şekli ile alakalıdır” der. Yani her zaman sizinle alakası yoktur. Yapmak istediğiniz bir şey ile alakalı negatif bir geri dönüş alıyorsanız ya da reddediliyorsanız bilin ki bunun sizinle ilgisi olmayabilir. Örnek olarak, online verdiğim eğitimlerin duyurusunun altına biri “bu tarz eğitimlerin online verilmesini uygun bulmuyorum” ile başlayan uzun bir yorum yazmıştı. Önce çok üzüldüm. Ve oldukça kişisel algıladım. Acaba fırsatçı olarak mı görüldüm, yetersiz miydim gibi sorular geçti aklımdan. Sonra bu kişi ile iletişime geçtiğim zaman, gün içinde sürekli bilgisayar başında olduğundan bu kadar güzel ve anlamlı bir başlığı yüz yüze temas ile almayı tercih ettiğini açıkladı bana. Yani konu ben değildim aslında.

Üçüncü Anlaşma:  Varsayımda bulunmayın.

Mümkün mü? Aslında iş dünyasında özellikle stratejik plan yaparken farklı senaryolarda birçok varsayım kullanıyoruz. Ama bu varsayımların hepsinin bilgi/kaynak ya da geçmiş tecrübelerden kaynaklandığını da hatırlayalım. Başarılı sonuçların ardında doğru bilgi yatıyor aslında. Bu madde ikinci madde ile el ele gidiyor. Yaptığımız tüm varsayımlar bizi bazı şeyleri reddetmeye ya da olacakmış gibi ümitlendirmeye başlıyor. Sakın unutmayın, yanlış bir varsayım, o güne kadar kurduğunuz tüm güven ilişkisini yok edebilir. Yukarıda verdiğim örnekte konunun esasının ne olduğunu öğrenmek için bilgi almak istemesem sonsuza kadar o kişiye karşı negatif duygular besleyebilirdim. Netlik bizi her zaman en rahatlatan şey. Hele böyle belirsizliğin yoğun olduğu dönemlerde, etrafımızda net olan her şey bizi daha da rahatlatıyor.

Dördüncü Anlaşma: Her zaman elinizden gelenin en iyisini yapın.

Bu maddenin gücünü asla kenara atmayın. Kendinizle yaptığınız en güçlü ve en uzun soluklu anlaşma maddesi. Elimden gelenin en iyisini yaptığım müddetçe, hedeflerime ulaşmam, başarmam ve elimdekilere müteşekkir olmam kaçınılmaz. Ve elimden gelenin en iyisini yapmak “şimdi ve anda” kalabilme becerimle de çok alakalı. Anda kalabilme, geçmiş pişmanlıklardan ve gelecek kaygılarından beni uzak tutan önemli bir beceri. Bununla beraber “şükran duyma” özellikle bu tarz dönemlerde kişiye manevi anlamda bağışıklık kazandırıyor.

Hala okumayan varsa şimdi tam zamanı. Don Miguel Ruiz‘in hayatını ve kitabını okuyun. Dört Anlaşma son derece akıcı dille yazılmış, çabuk okunan bir Toltek öğretisi kitabı. Daha derinleşmek isteyenler, Don Miguel Ruiz’in oğlu Junior ile yaptığı ücretsiz webinar’larını da izleyebilir.

Hepimiz, kendimizle bir anlaşma yapıyoruz. İyi bir eş olacağım, iyi çalışan, işveren, iyi bir evlat olacağım. Ve buna uymak için çaba sarfediyoruz. Unutmayın, hayattaki en önemli anlaşmanız,  tüm yaşamınızı şekillendiren kendinizle yaptığınız anlaşmalardır.

Ece Sueren Ok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: