İstanbul, Ben ve Newyork

Newyork’a gidenler bilir. Ama gidemeyenler veya orada olmayı isteyenler için caddelerin, yılbaşı hazırlıklarının, kalabalığın, meydanların, mağazaların ve ışıkların büyüleyici dünyasıyla sizleri Dilek E. Beck, buluşturuyor.

Soğuk bir 10 Kasım günüydü, Newyork şehrine ilk adım atışım, o günden bugüne tam on beş yıl geçmiş, dile kolay ve inanması bir o kadar zor…

Manhattan adası bana hemen İstanbul’u anımsatmıştı, başımı kaldırıp gökdelenlere bakmazsam, sanki Taksim-Pera-Tünel civarında yürüyordum ya da Harbiye’den Nişantaşı’na. Yoksa on beş yıl önce hoşçakal dediğim İstanbul’uma benzetmek mi istemiştim bu şehri?

Sarı taksileri, trafiği, gürültüsü ile İstanbul’du ama her milletten insanı ve o bitmek bilmeyen polis, itfaiye, ambulans sirenleri ile Newyork’tu. O, sanki başka bir ülkeydi, bağımsız, şahsına münhasır- kendine özel.

Ev ve işyerim arasındaki yürüyüşlerle her gün farklı bir yanını keşfediyordum yeni şehrimin. Kasım ayının sonlarına doğru Newyork, alışveriş merkezleri, mağazaları, şirketleri, bankaları, kiliseleri, restorantları, turistleri ve kendi halkı ile Noel ve Yeni bir yıla hazırlanıyordu. Her yer muhteşem güzel görünüyordu, bir mağaza vardı ki, vitrini ve içerisindeki dekorasyonu ile beni büyüleyen; MACY’S. Alışverişin ilk adresi ve herkesin buluşma noktası, İstanbul’da Taksim meydanı gibi.

Macy’s , Guinness rekorlar kitabına göre dünyanın en büyük departman mağazası ve Şükran Günü’ndeki geçit töreninin (Macy’s Thanksgiving Parade) yaratıcısı. 1927 yılından bu yana geneneksel olarak kutlanan bu yürüyüş, Central Park’ın batısındaki 77. Cadde’den başlıyor ve Macy’s Mağazası’nın yer aldığı 34.Cadde’deki Herald meydanında son buluyor. Yürüyüşte çizgi film ve masal kahramanlarının devasa balonları, sanatçılar, Broadway şovlarından kesitler, okullardan seçilen öğrencilerin dans gösterileri, bandolar yer alıyor.

Bu yıl üç milyondan fazla kişinin Manhattan sokaklarından , elli milyon kişinin de televizyonlarından izlediği bu geleneksel geçit törenini, her yıl NBC kanalı naklen yayınlıyor. Geçit töreninin en sonunda da hep Noel Baba oluyor; bize Noel ve yeni bir yılın gelmekte olduğunu hatırlatan…

Macy’s ten sonra bize yine yeni yılın yaklaştığını belirten bir diğer etkinlik ise Rockefeller Center’daki dev çam ağacının ışıklandırılması, NBC televizyonun naklen yayını ve birçok tanınmış şarkıcının katılımı ile 1933 yılından bugüne bir şölen havasında kutlanıyor. Ve birçok kişi, bu şovu yerinde izliyor. Işıklandırılan çam ağacı, hemen yanında yer alan buz pisti, bu manzarayı daha da güzelleştiriyor.


 
Newyork, “It’s the wonderful time of the year” şarkısında söylendiği üzere, yılın en harika zamanı olan bu süreyi çok iyi kullanıyor, avantaja çeviriyor ve her yıl yerli ve yabancı birçok turisti mıknatıs gibi kendine çekiyor. Otel fiyatlarının çok pahalı olmasına rağmen ziyaretçi sayısında bir azalma olmuyor.

Alışverişin kalbi de burada atıyor. Macy’s,Saks,Lord and Taylor, Bloomingdales, Barneys,Tiffany gibi mağazalar, yılın en yoğun günlerini yaşıyorlar. Vitrin düzenlemeleri için de çok para harcıyorlar.

Amaç her yaştaki insanın dikkatini çekmek… Ünlü tasarımcılar ve bir ekip çalışmasıyla birlikte aylar öncesinden o yılın teması belirleniyor. 5. Cadde’deki mağazalar dışında, büyüklü küçüklü diğer her yer alış veriş yapan insanlar ile dolu…Şehrin en kalabalık olduğu zaman, sanki aralık ayının başından sonuna, her gün katlanarak artıyor .Özellikle cumartesi günleri Taksim İstiklal Caddesi’nde yürümek nasıl zor ise, aralık ayında da 5. Avenue’de yürümek, öyle zor görünüyor.

Newyork’ta yılın bu zamanlarında ,alışveriş dışında turistlerin ilgisini çeken bir başka etkinlik ise, Radio City Music Hall’deki Christmas Spectacular şovu. 1933 yılından bu yana gösterimde olan,140 dansçı ve şovmeni, muhteşem set ve kostümleri ile görülmeye değer hatta kaçırılmayacak bir müzikal…

Bu şehirdeki bir diğer geleneksel etkinlik de hiç kuşkusuz Times Square’deki yeni yıl kutlamaları. 1907 yılından bugüne, 31 Aralık gecesi, herkes bu meydanda toplanıp, saat 12’de saniyeleri sayarak büyük kristal kürenin aşağı inmesini seyrediyor ve içinden inanılmaz şekilde sanki kar yağıyormuş gibi konfeti yağmuru tüm caddelere düşüyor. Konfetiler de, birçok ziyaretçinin yeni yıl dileğini kağıtlara yazıp,ziyaretçi merkezine bıraktığı kağıtlardan oluşuyor. Yeni yıl kristalinin içine konan bu kağıt parçaları konfeti olarak o anda meydanda bulunan yüz binlerce insanın üzerine bir kar tanesi gibi düşüyor.

Tabii ki bu görkemli gecenin ardından Newyork Belediyesi, sabaha kadar büyük uğraşlarla Times meydanı civarındaki caddelerin temizliğini yapıyor,sabah uyandığınızda sanki orada bir kutlama olmamış izlenimini ediniyorsunuz. Özellikle çocuklar ya da her daim çocuk kalanlar , ertesi yılı ve bu şehirde tekrar yaşayacakları birçok etkinliği sabırsızlıkla bekliyor.

Son on beş yılda pek değişmedi ama İstanbul’u her ziyaretimde, sayıları her yıl artan alışveriş merkezleri, yeni yıl süslemeleri, Starbuckslar’ı, şehrin her yerinden görünen gökdelenleri, residansları, alışveriş çılgınlığı v.b. özellikleri ile İstanbul da Newyork’a daha bir benzemekte…

Ben bu satırları yazarken, sanki İstanbul “Dünyanın hangi şehri iki kitayı da üzerinde barındırıyor ve benim eşsiz boğaz manzarama sahip kaç şehir var ? Ben kimseye benzemem!” diye kulağıma fısıldıyor. İstanbul’a katılıyorum ve 2013 yılında huzur,barış, sağlık,başarı ve mutluluklar hep sizinle, bizimle, dünyadaki tüm insanlarla olsun diyorum.

Bugün Macy’s mağazasının vitrininde yazdığı gibi: “Make a wish and believe” (Bir dilek tut ve buna inan). Tüm dileklerinizin gerçekleşmesi ümidiyle…

Bir dilek tut ve buna inan…


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: