Hayat Koşusu

Bugün, en hızlı koşmak için hazır mısın?

Bugün, en hızlı tempoda dans etmek için hazır mısın?

Bugün, içindeki o duran, seni durduranı eni, nefes nefese bırakmaya hazır mısın?

Bugün, yeniden yazmaya, kendini yeniden tanımaya hazır mısın?

Öyleyse,

En zorundan başla,

En yapmak istemediğin o şeyi yap, o her neyse, en azından dene.

Kurallarını kendinin belirlediği bir oyun yaz mesela, başrolünü de kendine ayır bu kez.

En sevmediğin o renk bir şey al bugün.

Hiç giymem dediğin bir kıyafet satın al, dene üzerinde, nasıl hissettiğini hisset.

Tüm duyularını alt üst et.

Tatlının içine tuzluyu karıştırmak gibi, acıyı gülümsemeyle harmanlamak gibi.

Hayat da böyle değil mi, hatırla; karmakarışık ve sade.

Zihin gibi, dopdolu ve bomboş.

Güzellik gibi, tek tek bir şeye benzemezken birleştiğinde bir şaheser olan.

Bir şarkı gibi, tek tek bir nota iken başka, birleştiklerinde bambaşka bir ahenk gibi.

Sonra de ki kendine, bu kadar kolay mıydı? Bu kadar basit miydi?

Peki biraz düşün istersen, kim dedi ki sana karmaşık diye?

Ya da kim dedi ki zor diye?

Böyle değil miyiz? Kabul edelim seviyoruz sorunlarla boğuşmayı, en zor matematik problemini ben çözdüm demeyi.

Gururumuz okşanıyor, ne kadar zeki olduğumuzu duymak, okşamak istiyoruz zekamızı, ruhumuzu, becerimizi.

Bazen de biz karıştırıyoruz ortalığı, darmadağın ediyoruz duygularımızı, sonra çık içinden çıkabilirsen.

Hatta kimseler bizi çözemez diyoruz, bir de kurum kurum kuruluyoruz.

Hadi biraz daha zorlayayım, bir kötü haber de buraya yazayım.

Herkes kendi dünyasını yaşamak için geldi bu koca dünyaya.

Yani benim için önemli olan, adı üzerinde benim için önemli… Onun için veya senin için değil.

Sözün özü kimsenin umurunda da değilim, sen de pek değilsin.

Gün bitiyor ve yalnız başımıza o yastığa koyuyoruz başımızı. Rüyalarımıza yalnız dalıyoruz. Korkularımızı yalnız yaşıyoruz. Heyecanlarımızı, meraklarımızı, aşklarımızı, hüzünlerimizi, utançlarımızı…

Bu yalnızlığı yok edecek tek bir şey biliyorum, bu karanlığı aydınlatacak tek bir şey…

Bir olmak, birlik olmak, birlikte yol almak.

Zaman hızla akıyor, gürül gürül hem de. Kayıyor ellerimizden.

Ben bilsem ne olacak, sen bilsen ne olacak? Biz bilsek biz o denenmemişi denesek.

İşte o zaman doğan güneş yeni bir amaçla doğacak.

İşte o zaman sesimiz daha anlamlı bir notayı oluşturacak.

Gebeyiz kıvranıyoruz, acıyoruz, biz yeniden biz olmaya gebeyiz.

Sen olmadan, sen iyi olmadan, ben de iyileşemem, ben iyi olmadan senin de bir parçan hep hüzünlü kalır. Sebebini bilmeden aradığın o parçanın bende olduğunu artık fark et.

Ben başarırsam çok sevinemem, beraber başarırsak coşkumuzun coşkusu hepimize yeter de artar.

Saklayacak tek bir bilgim yok.

Koruyacak tek bir değerli mücevherim yok.

Solacak diye koklamadığım tek bir gülüm yok.

Ben seninle bütünleştiğimde inanılmaz çoğalıyorum.

Gönlümden aklımdan her verdiğimde, düşlerimden ötesini bol bol alıyorum. Senden, ondan, hiç bilmediklerimden.

Sınırsız bir kaynak bu evren.

Sınırsız bir sevgi bu hayat.

Bu hayata yüzde yüz güvenden başlamayı seçiyorum.

Seçim, hayatımı yeniden yaratıyor.

Sevgi bu hayatı yeniden güzelleştiriyor.

Şimdi seni bekliyorum, hazırım.

Ya sen?

Mari C.Pektezol

Dönüşüm Ustası®, Enerjist, Eğitmen

@maricamgoz

@el_yapimi_hayat #kitap #dusungercekolsun


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKendisi Bir Mekân: Çocuklar İçin Sahne, Atölye, Yayınevi
Sonraki İçerik28 Ocak Haftası Kültür Sanat Ajandası
Mari Camgöz Pektezol
1976 İstanbul doğumlu, insan aşığı bir insan. Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik bölümü ve İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Mezunu. Arel Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans öğrencisi. Yaklaşık yirmi yıl süren kurumsal iş yaşamında farklı bölümlerde ve görevlerde yer aldı. İdari & Organizasyon, İnsan Kaynakları ve son on yılı Finans Yöneticiliği olarak süregelen kariyerine 2016 yılı sonunda yeni bir yön verdi. Neredeyse ilk gençlik yıllarından bugüne değin, hiç bitmeyen bir tutku ve merak ile, gelişime ve dönüşüme ilgi duydu. İnsanın; zihin, beden, duygu ve ruhu ile “bütün” olduğunu ilk keşfettiği 2005 yılında, yeni bir dönüşüm yolculuğuna başladı. Zaman içinde aldığı farklı eğitimler ile beslendi, aldığı bilgilerin birbirleriyle bütünselleşmesine önem verdi.Yazmayı ise ayrı sevdi, kitap okumaya aşık iken, yazarken yeniden yaşadığını keşfetti, yazarken yeniden yarattığını... Her yazı onu kendine daha da yaklaştırdı. Ve gün geldi yazılarından yeni bir “hayat” yeni bir kitap doğdu. Kitap adını kendi seçti, “El Yapımı Hayat” olsun dedi... 2014’de Yasemin Sungur ile hem yolları & hem de kalpleri buluştu. MARTIDAŞ olmayı çok sevdi, seviyor, hep de sevecek. Şimdİ yeni yazılar, yeni kitaplar ve yeni umutlarla yoluna devam ediyor.