Film Tavsiyesi: Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı

“Dünyayı, zor gelen şeyleri görmek, duvarların arkasını görmek, yakınlaşmak, birbirini bulmak ve hissetmek. Bu hayatın amacı.”

Walter Mitty’nin çalıştığı LIFE dergisinin sloganıdır bu.

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı filminin kahramanı, gündüz düşleri kuran Mitty, hep yapmayı arzuladıklarını bu kısa düşlerde görür, gerçek hayatında ise pasif, sessiz ve rutin bir hayat sürmektedir. Bu durumun değişmesi için gereken kıvılcım çalıştığı derginin kapatılma kararı olacaktır.

Fizik dersinde öğrendiğimiz en önemli derslerden biri, bir objeyi harekete geçirmek için gereken gücün o objenin harekete geçtikten sonra aynı hızda gitmesi için gereken güçten fazla olmasıdır. Bu demektir ki, bir kere bir objeyi hareket etmesini sağlarsak, o şeyi daha rahat itebiliriz. Harekete geçmek, işin en önemli aşamasıdır. İstemediğimiz işleri yapmak, arzulamadığımız durumlarda sesimizi çıkaramamak, sırtımıza konan yüklerdir. Tüm bu ağırlıklar, ilk adımı da atmakta bir engel oluşturur.

Neden Harekete Geçmeyiz?

Harekete geçmek zihnimize göre gelecekte olacak bir eylemdir. Bunu, konfor alanının bırakılması ve bir bilinmeze doğru bir hamledir. Zihin belirsizlikleri sevmez. Kendine ördüğü bir ‘imaj’a sahip çıkar ve ona tutunur. Bu imajdan memnun olup olmamasına bakmaz zihin, onun için gereken bir tanımlamadan ötesi değildir.

Dolayısıyla harekete geçmenin önündeki engel korkudur.

İşin ilginç tarafı, genellikle eylemin kendisinden değil, eylemi gerçekleştirme fikrinden korkarız.

Uçaktan atlayanların deneyimleri gibi, atladıktan sonra korku kalmaz; tüm korku atlamadan öncedir. Korku gelecekle ilgili varsayımlara dayanır. Olabilecekler bizi endişeye sürükleyebilir. Dolayısıyla harekete geçmenin en önemli koşulu şimdiye odaklanmaktır. An’da korku ve endişe kalmaz. Ancak odaklanmak sakin ve orada mevcut olarsak yapılabilir.

Filmde fotoğrafçı karakter Sean O’Connell çok nadir yakalanan bir ‘hayalet kedi’yi görür ve şöyle söyler:

“Bazen fotoğrafı çekmiyorum. Eğer o anı seversen, kendim için, kişisel olarak, fotoğraf makinasının o anı bozmasını tercih etmem. Sadece buranın, oranın içinde kalırım.”

Sean için çekilen kareden çok, o anın içinde olmak daha önemlidir. Paylaşmaktan çok yaşamaktır. Yaşam ise sadece mevcut olduğumuz anlardır. Geçmiş veya gelecek değildir. Hiçbir zaman geçmişe dönemeyiz ve hiçbir zaman yarında yaşamayız; sadece şu an vardır.

Derginin son sayısında yer alacak bir fotoğrafın kaybolması Mitty’i harekete geçerir. Mitty babasını erken yaşta kaybetmiştir. Baba demek hayatta adım atmak demektir, ifade demektir.

Artık içindeki harekete geçen taraf devreye girmiştir.

Başkalarının ne düşündüğünün hiçbir önemi kalmamıştır…

Güzel şeyler, dikkat çekmek istemezler.

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKitap ile Sohbet’le Dolu Dolu Geçen 40 Haftanın Ardından
Sonraki İçerikİş Hayatında Bireysel Motivasyon
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.