Edebiyatı Sanat Yapan Şey Nedir?

Edebiyatı sanat yapan şey büyük ölçüde dildir. Kimi filozoflar daha edebi bir dil kullanırken kimileri ise anlaşılmaz bir dil kullanır. Yine de bir filozof ne söylemek istiyorsa onu açıklamak zorunda olduğu için edebiyata özgü dilden, gereksiz süslemelerden ve retorikten kaçınır. Felsefe, edebiyattan farklı olarak nesnel yorumlar içerir. Edebi eserlerde ise yazarın yaratıcı kişiliğini eserlerine yansıtması beklenir. Aksi durumda bir yazarın eserleri ilgi görmez. Filozof içinse bu durum geçerli değildir. Kant’ın bütün eserlerini ilginizi çekerek okurken onun kişiliği hakkında fikriniz olmasa da olur. Felsefi yazıdan bir çeşit kendini ifade ediş tarzı beklenmez.  Bu nedenle de edebiyatta olduğu gibi bir iç ses bulunmaz bu eserlerde. Hume ve Wittgenstein gibi bazı filozoflar eserlerinde kendi varlıklarını farklı biçimlerde belli etmeye çalışsalar da kişisel sesin disiplinli bir şekilde ortadan kaldırılmasını gerektirir felsefe dili.

Iris Murdoch’ın deyimiyle, “Elbette edebiyat da kişisel sesin kontrolünü ve dönüşümünü gerektirir. En katı edebiyat türü olan şiir ile felsefe arasında bir benzerlik kurulabilir. Her ikisi de dile gelen ifadelerin ve düşüncelerin özel ve zorlu bir biçimde saflaştırılmasını gerektirir. Fakat sanatın bütün oyunculuğu ve mistifikasyonuyla birlikte edebiyatta duran bir tür kendini ifade biçimi vardır. Edebi yazar okurunun oynaması için kasıtlı olarak boş bir alan bırakır. Filozof boş alan bırakmamalıdır.”

Bir insanı tanıyabilmek için genellikle onun hayatına bakarken, bir şairi ya da yazarı tanımak için eserlerine, bir filozofu tanıyabilmek içinse söylemlerine ve düşüncelerine bakarız. Peki, bir yazar, bir şair ve bir filozof tüm saydığımız rolleri üzerinde barındırıyorsa ve kendini anlatmayı sevmiyorsa? O zaman eserlerine bakarız. Tıpkı Oruç Aruoba gibi.

Nermin Sarıbaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: