Dijital Obezite, Dijikoliklik, Dijital Detox, Dijital Fitness

Biz bunu hep yapıyoruz. Biz insanlar… Dur durak bilmiyoruz.

Çok yiyor, obeziteyi dünyanın en yaygın salgın hastalığına dönüştürüyoruz. Kolestrol, yüksek tansiyon, damar sertliği, kalp, ortopedik sorunlar ve tabii beraberinde onlarca psikolojik, sosyolojik ve ekonomik derdi kaderimiz haline getiriyoruz.

Alışveriş ve tüketim çılgınlığı yaratıyor, borç harç ödemek için yaşar/çalışır hale gelip, kendimizle beraber dünya kaynaklarının, çevrenin ve aslında birbirimizin canına okuyoruz.

Kısacası biz bunu hep yapıyoruz. Obeziteye eğilimimiz var ve şimdi yeni bir türünü daha yaratmış bulunuyoruz ki ona da “Dijital Obezite” diyoruz.

Evet ışık hızında başlayan ve ilerleyen Dijital Devrim hepimizi “dijital obezlere” dönüştürdü. Çoluk, çocuk hepimiz dijital obez, hatta digiholic-dijikolik olduk ve ileri seviyede FOMO’muz var. Ve daha işin başındayız…

 2

İnternetin gelişimi ile…

 

– Önce masalarımıza desk-top bilgisayarlar olarak yerleşen,

– Sonra dizlerimize, kucağımıza lap-top’lar olarak oturan

– Daha sonra sinsice avucumuzun içine mobil ve akıllı telefonlar, tabletler olarak giren

– Şimdilerde parmaklarımızın ucuna kadar inen ve Google Glass’la göz bebeklerimize yerleşmek

üzere olan

– Hatta derimizin üstüne, altına dijital dövmelerle, giysilerimizin, aksesuarlarımızın içine

weearable/giyilebilir” teknolojiler olarak döşenebilen dijitler artık “dijital tsunami, bilgi

tsunamisi” ne dönüştü.

– Hatta bırakın bizi, insanları “şeyler de birbirleriyle haberleşir” (M2M, V2V) hale geldi. Trafik

lambaları ile arabalar, navigasyon cihazı, mobil sağlık uygulamaları dediğimiz şeyler, kendi

kendilerine gideceğimiz yolları, sağlık durumumuzu falan konuşmaya…

Robotlar topa girmek üzere saha kenarında ısınma hareketlerine başladılar.

İşte bunların hepsi de her an, her yerde çeşitli cihazlarla birbirine bağlı/bağımlı Hyper Plugged, Hyper Connected / Hiper Bağlantıda, Hiğer Bağlı diye tabir edilen yeni tür bir insanlık yaratıyor.

Ve bu bizi ürkütüyor…

4

İlk başlarda sevinmiştik…

Ayyy ne güzel birbirimize bağlanıyoruz, artık her şeyden, her an, jer yerde haberimiz olacak!” diye. Gözlerimiz doluyordu, Nokia’nın ünlü “Connecting People” sloganı ve o ünlü “din din din dong…” cıngılı ile. Ancak sonra o meşhur, “işaret parmakları birbirine uzanan” iki insan elinden biri dijital, robotik olanla yer değiştirmeye, işin de tadı kaçmaya başladı.

silicon-valley-sign-lg

Dijitalleşmenin ve mobilleşmenin ilk aşamalarda hissettirdikleri; tıpkı aç ya da susuz insanın yemeğe, suya kavuştuğu ilk anlardaki sevinci, yüksek hazzı, tatmini gibiydi. Ohhh! sonunda açlığını hissettiğimiz şeye kavuşmuştuk. Ancak karın doyduktan sonra yemeye devam edince bedenimizin şişmesi gibi, dur durak bilmeden bağlanmaya, bilgi almaya vermeye devam edince de beynimiz şişmeye başladı.

Her gün;

– İnsanlar en çok cep telefonlarını kaybetmekten, unutmaktan korkuyor, rahatsız oluyor

– İnsanları en çok internet bağlantıları olmayınca panikliyor

– İnsanlar uyanır uyanmaz ilk, uyumadan önce en son cep telefonlarına bakıyorlar

– İnsanlar ortalama 5-6 dakikada bir mesaj kontrol ediyorlar

– Tuvaletlerde, kalabalık yerlerde en çok unutulan, çalınan şey mobil cihazlar

türünde bilgiler, sayılar veren anket, araştırma okuyoruz. Buradan ve buradan dünyanın dijital, sosyal medya vb. rakamlarına, gidişatına göz atabilirsiniz. Ki bu rakamlar da çoktan artmıştır bile…

Tüm bunlar insanlığın ve çeşitli cihazların top yekûn, birbirine 7/24 bağlandığını ve hızla ve daha da yaygın, derin biçimde bağlanmakta olduğunu gösteriyor. Çocuklar, gençler, yetişkinler üzerindeki çeşitli deneylerle, gözlemlerle etkileri, olası riskleri ve önlemler vb. konularında daha fazla bilgi edine, anlama ve çare bulma ihtiyacımızı tatmin etmeye çalışıyor.

Henüz çareler, tedaviler vb. hakkında belirginleşen, netleşen pek fazla bir şey yok ancak, aşağıda sıraladıklarım bu konularda ön plana çıkanlar en son konuşulanlar arasından sizin için derlediklerim;

 

  • Dijital obezite ya da bağımlılıktan kaçmak, dijitlerden arınmak için Dijital Detox, Dijital Diyet öneriliyor. Hatta Dijital Detox kampları, Dijital Diyet programları ve eğitimleri yurt dışında ciddi birer iş alanı olma yolunda ilerliyor. Bunlarda çoğunlukla önerilenler ya kendi iradenle 1 gün, 1 hafta vb. hiç bir elektronik haberleşme cihazına dokunma ya da bu amaçla yapılan kamplara, seyahatlere katıl türünde.
  • Dijital huysuzluk, dijital yorgunluk, dijital keyifsizlik gibi kavramlar artık sıkça kullanılıyor.
  • FOMO nun (Fear of Missing Out) yerini JOMO (Joy of Missing Out) almalı deniyor. Yani yetişememe, geride, eksik kalma korusunu boş verelim, koy verelim. Geride ve de eksik kalmanın tadını çıkaralım görüşüne hakim insan sayısı artıyor.
  • Bazı kesimlerde “analog” yükselen trend olarak gösteriliyor. Doz aşımı dijitalleşme ve sosyal medya kullanımından yılan, hızla gelen robotlaşmadan korkan insanların eski tip, analog eşyalar, yaşam ve düşünce tarzına eğilimi arttırdığını savunuyor. “Dijitalin analogla imtihanı” diyenler yaygınlaşıyor…
  • İnsanlar, özellikle gençler dijital kalabalık ve çokluk içinde giderek yalnızlaşıp, daha az konuştup, daha az bakıyor. Baksa da görmüyor, hissedemiyor. Google Glass yaygınlaştığında da top yekin şaşılaşacağız herhalde…
  • Özellikle ve aslında başımıza bunları saran Silikon Vadisi’ndeki dâhiler başı çekiyor ve bir takım teknoloji guruları diyor ki; Çocuklarımız nasıl olsa zorunlu ve çok kolay biçimde dijital cihazları kullanacak, kaçınılmaz olarak eğitimlerinin teknik, teknolojik kısmını dijital yollardan alacaklar. Bu yüzden okullarda “insan olmayı” öğrenecekleri, bilişsel becerilerini, analiz, anlamlandırma kabiliyetlerini geliştirecekleri “geleneksel + dijital” karması hibrid eğitim almalılar.
  • Dijital yorgunluk ve dünyanın hızla değişen yeni tüketim, yaşam alışkanlıkları “minisumer, minimalist tüketici, türetici” kavramlarını öne çıkarıyor. Firmaları bu konularda tekrar düşünmeye zorluyor. Tiny House trendi ile ufak, derdi/sorumluluğu az evlere ve yaşam tarzlarına eğilim yükseliyor.
  • Festina Lente Yavaş yavaş acele edin” türünde hareketleri yaygınlaşıyor.

Ve sonuç…

Burada tüm yukarıda bahsettiğim sıkıntıları, halleri özetleyen şahane bir video var. Bambaşka bir ülkedeki insanları yansıtıyor ama eminim izleyince hepiniz, “aaa aynı biz!” diyeceksiniz.

Burada da Coca-Cola Social Media Guard videosunu bulacaksınız. İzleyin… Çok düşündürücü…

Doğrusu, yanlışı nedir? Henüz hiç birimiz bilmiyoruz, ancak olası sıkıntıları görebiliyoruz. O halde “uygun” olan analog-dijital bileşimi yaratmak üzere daha çok düşünmeli, çabalamalıyız. Sanırım bu yolda en yararlı ve önerilen şey “her şeyin insan için” olduğunu, olması gerektiğini merkezde tutmak olacak.

Demek ki artık bir ödevimiz daha var; Dijital Fitness… Yapabilen beri gelsin:) Hepimize öğretsin!

Yararlandığım kaynaklar; http://bit.ly/1ltZ4jN / http://bit.ly/1ltZ7vP / http://bit.ly/1ltZ8zP / http://nyti.ms/1ltZ96R / http://bit.ly/1ltZ978 / http://bit.ly/1ltZ9E4

 


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: