Cennetten Uzakta Neler Oluyor?

Sinemanın değişik türlerinde binlerce film yapılmış olmasına karşın, bir türün kalıplarını kırarak özgün ve ilgi çekici bir eser ortaya koymak hâlâ mümkün. “Cennetten Çok Uzakta” (Far from Heaven) bu tür filmlerden biri. Filmin, bir Amerikan yapımı olarak, bir yandan melodram türünün belli kalıplarına sadık kalırken, diğer yandan oldukça farklı tematik bir kulvar açtığını ve bu yönüyle 2000’li yılların sinemasında önemli bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz.

Farklı bir ihanetin sert şoku
1950’lerin ABD’sinde, Connecticut’tayız. Irkçılığın yaygın olarak hissedildiği ve muhafazakâr aile değerlerinin egemenlik sürdüğü bir dönem. Sahip olduğu sağlıklı çocukları, başarılı ve yakışıklı eşi, bahçe içindeki güzel evi, hizmetçisi ve sosyal konumu itibariyle kahramanımız Cathy, mükemmel ve mutlu bir ev kadınıdır. Daha doğrusu, alışık olduğumuz kalıplar içerisinde, mutlu olmak için her şeye sahip görünmektedir. Kocası Frank’in eve geç geldiği bir gece, merak edip ofisine gider. Bu ani ziyaret hiç beklemediği bir tabloyla karşılaşmasına neden olur. Cathy, loş bir salonda, kocasını bir başka erkekle öpüşürken görerek büyük bir şok yaşar ve huzurlu dünyası ciddi şekilde sarsılır.

İlk anda yaşadıkları sarsıntıyı kısa sürede üzerlerinden atan Cathy ve Frank çifti, evliliklerini kurtarmak için danışmana gitmek de dahil her şeyi dener. Ve fakat gerçek duyguların baskın çıkması kaçınılmazdır. Frank bir eşcinseldir ve istese de bu online casino yönelimden kendini alıkoyamaz. Cathy’nin bu kaygılı ve can sıkıcı günlerdeki tek dayanağı ve dostu, zenci bahçıvan olur. Doğal ve samimi bir arkadaşlık oluşur aralarında. Birbirlerini dinlerler, konuşurlar, anlamaya çalışırlar, ve aralarında adeta ortak bir huzur yaratırlar. Ve tabii ki zamanla aşka dönüşür bu sıcak dostluk. Ancak tüm bunlar, Frank’in cinsel yönelimi ve bir beyazın farklı renkten biriyle birlikteliği, toplumsal olarak kabul edilemez durumlardır. Ve bu da Cathy’nin hayatındaki çalkalanmayı daha da artırır.

Cathy’nin mükemmel hayatı bir yanılsamadan ibarettir, ya bir yalanı yaşayacak, ya da kalbinin sesini dinleyecektir.

Zeki ve şaşırtıcı bir sıradışılık
2002 yılı yapımı filmin yazarı ve yönetmeni, az sayıda filmiyle sinemada önemli bir yer edinen Todd Haynes. Sanatçının, filmdeki oyunculuk tarzından olağanüstü görselliğe, dramatik akıştan karakterlerin ilişkilerine, bir melodramın temel unsurlarına son derece hakim olduğunu görüyoruz. Ancak şu farkla: Melodramlarda ihanet vardır, filmde ise ihanet bir başka kadınla değil bir başka erkekle yaşanır… Melodramlarda başkasına duyulan aşk vardır, filmde ise beyaz bir kadın toplumsal önyargılara karşın zenci ve yoksul bir adama aşık olur… Film, 1950’lerin melodramlarına bir saygı duruşu olmakla birlikte, seyircinin beklentisini bu farklılıklar temelinde yıkıp geçer. Mükemmel bir prodüksiyon ve enfes bir görüntü çalışmasıyla hayat bulan film, bu noktalar itibariyle zeki ve şaşırtıcı bir sıradışılığa sahiptir.

Usta oyuncu Julianne Moore, aşk-ihanet-toplum üçgeninde sıkışıp kalan Cathy rolüyle filmi baştan sona sürükleyip götürürken, Dennis Quaid de yakışıklı ama soğuk eş rolünde, Moore’dan rol çalmadan onu adeta tamamlayan sakin bir oyun çıkartıyor. En iyi kadın oyuncu, görüntü yönetmeni, orijinal senaryo ve müzik dallarında Oscar’a aday olan film, o yıl bu ödüllere uzanamadı ancak dünya çapında hem seyircinin büyük ilgisini çekti, hem de festivallerde değişik ödüllerle onurlandırıldı. “Cennetten Çok Uzakta”, sinemada keyifli ve sıradışı bir melodram izlemeyi özleyenler için ideal bir seçim.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: