Bilmek Bir Mutluluk mu Yoksa Mutsuzluk mu?

Wilhelm Genazıno’ nun Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk kitabını bitirdiğimde kitapla ilgili yazmak istedim. Ne yazacağımla ilgili düşünürken bu başlık aklıma geldi. Neden bu başlık diye tekrar beyin fırtınası yaptım. Ve kitabın karakterinin yaşadığı şeyin aslında tam da bu olduğunu düşündüm. Her ne kadar yazar kitapta bir hayat metafiziği yapıyor olsa da bizim aslında bildiklerimizi yapmaya uygulamaya ihtiyacımız var. Çünkü bilmek çoğu zaman mutluluk getirmiyor. Aslında insan bildikleriyle yaşamı uyumlandıramadığında bir mutsuzluk hâkim oluyor. Bence kitap tam da bu noktada “Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk” başlığıyla karşımızda duruyor. Öyleyse bizim yapmaya sonrasında olmaya geçemediğimizde yaşadığımız mutsuzlukları dönüştürmeye ihtiyacımız var. Ve bence kitap bizim bu iki aşamayı geçebilmemiz için öncelikle okunması gerekenler arasında. Çünkü yazar bu bilme aşamasında karakterin yaşadıklarıyla kendimizi karşılaştırmamız için birçok örnek veriyor kitapta.

Karakter Gerhard Wahrlich bir felsefe doktoru olmasına rağmen bir çamaşırhanede çalışıyor. Ve özel yaşamında gerek kız arkadaşıyla gerek annesiyle yaşadığı ilişkide kanımca Freud’un Oedipus Kompleksini yansıtıyor. Bu komplekse göre kişi çocukluk döneminde karşı cins ebeveyniyle yaşadığı ilişkide sorun yaşarsa ilerde sorun oluyor.  Kitapta da karakterin kız arkadaşıyla ve annesiyle yaşadığı sorunlar bu konuda ayırt edici olabilir.  İlişkilerdeki bu sorunlar karakterin sonrasında psikiyatri ile ilişkisini belirliyor. Buna rağmen yazar Wilhelm Genazıno karakterin sahip olduğu felsefi bilgiyi hayat metafiziğine dönüştürerek kitapta çok iyi yansıtmış durumda. Hatta bu derin bilgisi de uygulamaya geçemeyince onda huzursuzluk yaratmış. Kitaptan buna dair bir örnek verelim:

“Öyle çok derdim var ki her gün yeni bir itirafta bulunabilirim. Felsefe, eğitim ve kibirlilik yüzünden kendimi aptal yerine koyduğum için neredeyse bir ömür boyunca derinlemesine yaşadığım huzursuzluktan hiç söz etmemiştik. Öte yandan içimi acıtacak derecede kendimi büyük görmem, çok daha derinde yatan ve dile getirilemeyecek bir sorun. Traudel’e karşı sanki çok önemli bir felsefeci olabilecekken olamamışım gibi davranıyorum.”

Yukarıdaki alıntıda olduğu gibi kitaptaki karakter bilme sorunsalına dair gerçekçilikle ilgilenmiştir.

Kişinin Gerçeği Görmesi

Ancak burada şunu söyleyebiliriz ki bilmenin ardından gelen yapabilme ve olma hali gerçeğin kendisiyle asıl ilgili olandır. Çünkü kişi bildiğini yapamadığında ya da bundan kaçındığında olma gerçeğini yakalamakta zorlanmaktadır. Oysa yalnız insana verilen bildiğini bilme duygusu   gerçekle uyumlanmak için olma haline dönüşmelidir. Bu ise kolay bir süreç değildir. Önce kişinin bu gerçeği keşfetmesi gereklidir. Bunun içinse Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk kitabı bir referans olabilir. Çünkü yazar bu kitapta bir hayat metafiziği yapmaktadır. Bu konuda kitapta hayatın anlamını sorgulayarak insanın kendini keşfetmesine yönelik sorgular vardır. Bu sorgu yapılırken de yer yer doğayı izlemenin yarattığı mutluluk duygusuna yer veriliyor.

“Hiçbir şeyden haberi olmadan kaldırım taşından caddeye doğru yürüyen bir karıncayı seyrediyorum. Kendimi birdenbire bu kadar iyi hissetmenin sebeplerinden biri belki de bu karınca.
Hiç değilse kısa bir süre için kimse tarafından ulaşılabilir olmamanın kesinliği kaplıyor içimi. Ansızın bastıran mutluluk duygusu üç saniyeliğine gözümü yaşartıyor. Bu öğle paydosundan sonra hiçbir şeyle ilgilenmememin doğru olduğunun metafizik bir onayı. Arada bir iç dünyamda Traudel’ in belirmesi şaşkınlık yaratmıyor. “

Kitapta yer yer ortaya çıkan bu mutluluk duygusu anda kalmayı sağlayan doğa izlenimleriyle ortaya çıkıyor. Birçok yerde de kendini ve çevresini gözlemleyen karakter kanımca hayat metafiziğini bu izlenimlerine dayandırıyor. Çünkü bir insanın sorgulama yapabilmesi için genellikle gerek kendinde ve gerek kendisinde ters giden bazı durumlara ihtiyacı var. Yine kitaptan bir örnek:

“Aklımdan geçenlere bakınca kafamı kurcalayan şeyin benim temel meselem yani dışlanmışlık duygusu olduğunu fark ediyorum. Bu sorunun ansızın ortaya çıkmasının suçlusu hiç kuşkusuz bu emekliler. Bu işgalciler ortaya çıkmasa, kendimi harika hissedecektim.”

Mutsuzluklarımızı Mutluluğa Dönüştürmek İçin Neye İhtiyacımız Var?

Bana göre kişi bilme halinden yapabilmeye sonra da olma haline dönmelidir. Burada kitapta felsefe doktoru olan Wahrlich bildiklerini kendi üzerinde bazı deneysel fikirlere dönüştürmüş. Ancak yaşamla uyumlanma konusunda hâlâ eksiklikler var. Bu gerçeğin sürekli değişmesi uyumlanmamızla belki tamamlanacaktır. Bu tamamlanma süreci de hiç bitmeyecektir. Aslında kişinin yapabilmeden olmaya geçmesi yani bildiklerinden bir yol tasarlaması ve yolun kendisi olmasıdır bu. Bunun içinde küçük alışkanlık değişimleriyle başlamak gerekebilir.  Sonrasında azim ve kararlılıkla başlayan yolculuk kişiyi olma haline taşıyabilir. Kitabın da dediği gibi gerçekler sürekli bir gizem olarak kalır ve kişi kendi gerçeğine yaklaşamaz. Bu ise mutsuzluk ve mutluluk dengesinde bir handikap olarak kalır.

Hadi bu konuda kitaptan bir alıntıyla bu hiç bitmeyecek gerçeklik sürecine bir nokta koyalım şimdi:

“Bütün  önemli soruları önemli sorular için artık çok geç olduğunda soruyorum. Tohumlarım çözülüyor. Şöyle geçiyor aklımdan: Hayatı, hayatın içinde gizemler olmayacak şekilde yaşamak istiyorum. Yeni bir gizem için kuşkusuz mükemmel bir fikir bu.”
Önceki İçerikFırtınanın Şarkısı “Hayalperest”
Sonraki İçerikFatih Sultan Mehmed: Doğu’nun ve Batı’nın Efendisi
Nurhayat Kayar
Nurhayat Kayar Eğitimci yazarım. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji öğretmenliği mezunuyum. 30 yıldır biyoloji öğretmeniyim. Aynı zamanda AÖF Yönetim Bilişim mezunuyum. Bunun yanında AÖF felsefe öğrencisiyim. Profesyonel koçluk eğitimleri aldım. Son dört senedir yazarım. Genesis ve Saklı Gerçekler (kişisel gelişim), Zamanı Uyandıran Saat (ortaokul roman), Varoluşun Sesi(yetişkin roman), Nefs Cevher (Deneme), Filozof Narval (ilkokul hikaye ) kitaplarım yayınlandı. Eğitim her yerde sitesinde Deliler Teknesi dergisinde yazarım. Yazarlık serüvenim Luna yayınevinde başladı. Daha sonra Aydın Şimşek yaratıcı yazarlık atölyesi ile Kanguru yayınevinde devam ettim yazarlığa. Halen çeşitli deneme, çocuk ve yetişkin kitapları yazmaya devam ediyorum. Geçtiğimiz yıl Gelişim Enstitüsü kurucusu, eğitmen, yazar Yasemin Sungur’dan Kitap ile Sohbet Liderliği eğitimi aldım. Martı Dergisinde yazılarım yayınlanmaya devam ediyor.