
“İstanbul demek ‘direnç’ demektir, ‘ümit’ demektir, ‘gelecek’ demektir. O soylu bir şehirdir. Bu yönüyle de kendisini yıkmaya çalışanları her zaman durdurmuştur. Ancak söz konusu genç, ikinci kez tahta çıktıktan sonra, 21 yaşında, 1453’te, o zamanki dünyanın en büyük şehirlerinden sayılan bir başkenti kuşattı. O zamanlar İslâm dünyasında bugünkü anlamıyla şehirden sayılacak yerler arasında Şam, Bağdat, Kahire, İran’da İsfahan, Tebriz gibi şehirler bulunuyordu. Avrupa kıtasının tümünde şehir olarak İstanbul’dan daha büyük ve parlak bir merkez yoktu.”
Prof. Dr. İlber Ortaylı son kitabı “Fatih Sulan Mehmed: Doğu’nun ve Batı’nın Efendisi”nin giriş yazısında böyle yazıyor. 29 Mayıs, yani bugün İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinin 566. yılı…Başvuru niteliğindeki bu kitap tam da bugün için önemli ve kıymetli.
Kronik yayınlarından çıkan bu yeni kitabı, 78. doğum gününde yayınlanan bir çekimde tam da yanı başındaydı hocanın. Ortaylı’ya daha nice yıllar dileyelim ve son kitabına geri dönüp kendisine kulak verelim:
“Fâtih, Avrupa’dan Karadeniz’e kadar ömrü sefer-i hümâyunda geçen bir hükümdardı. Devrin yazarları onu Büyük İskender, Hannibal ve Caesar’la karşılaştırıyordu. Aynı zamanda, ülkesine İtalya’dan ressamlar getirecek kadar sanatla da ilgiliydi. Arapça, Farsça, İtalyanca ve Yunanca biliyordu. İmparatorluğunu ve çevresindeki dünyayı tarihiyle ve coğrafyasıyla tanımak istiyordu. Fâtih Sultan Mehmed’i tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse: Doğu’nun ve Batı’nın efendisiydi.”
Kronik yayınlarından çıkan kitabın tanıtım yazısında da şunlar yazıyor:
Fâtih Sultan Mehmed kitabı, Osmanlı’nın bir cihan imparatorluğuna dönüşmesinde büyük payı olan II. Murad’ın icraatlarıyla başlıyor: Varna Muharebesi, İtalyan şehir devletleriyle ilişkiler ve Çandarlı ailesinin yükselişi…
Ardından genç yaşta tahta ikinci kez çıkan Fâtih Sultan Mehmed’i tarih sahnesinde görüyoruz: Eğitim hayatı, büyük fethin hazırlıkları, kuşatmanın stratejisi ve İstanbul’un alınışı…
Kısa ömrüne sığdırdığı 21 seferle Osmanlı topraklarını iki kattan fazla büyüten askerî dehanın ayrıntılı portresi: Saray hayatı, Enderun teşkilatı, kanunnameleri ve yönetim anlayışı…
Avrupa’da ve Doğu’da yarattığı sarsıcı etkinin yanı sıra, imparatorluğun yeni sınırlarıyla birlikte Balkanlar’a ve İtalya’ya uzanan politikaları…
Ani ölümüyle ortaya çıkan taht mücadeleleri, Bayezid-Cem çekişmesi, veraset sisteminin şekillenmesi ve Pax Ottomana’nın temelleri…
Son olarak bir Rönesans hükümdarı olarak Fâtih: Fetihle Rönesans’ın kesişim noktaları, entelektüel yönü ve yerli-yabancı yazarların ona bakışı…

İlber Ortaylı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı yeni biyografisinde Fâtih Sultan Mehmed’i
yalnızca efsanevi bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda bir çağın mimarı ve unutulmaz bir
medeniyetin kurucusu olarak tanımlıyor. Tüm zamanların en önde gelen entelektüel mareşalini
yeni bakış açıları ve özgün fikirlerle ele alan bu çalışma, Türk tarihçiliği için eşsiz bir başvuru kaynağı…
Son söz
“30 Mart 1432’de Sultan II. Murad’ın (1421-1451) bir oğlu daha dünyaya geldi. Müneccimlerin bu çocuğun geleceğin “Fâtih”i olacağına dair yorum ve rivayetleri olduğu biliniyor. Başlangıçta Şehzade Mehmed’in veliaht olacağı bile şüpheliydi ama olaylar farklı gelişti.” Sonrası, Ortaylı’nın 448 sayfalık Fatih Sulan Mehmed: Doğu’nun ve Batı’nın Efendisi kitabında….



















