Başarılı Takımların Sırrı

Liderliğin önemli sınavlarından biri başarılı takımlar kurmak ve bu takımları paylaşılan vizyona doğru harekete geçirebilmek. Çünkü başarı çok bireysel görünse de takım işidir. Bireyin tek başına ulaşabileceği başarı noktası ile takım olarak ulaşılabilecek başarı noktası arasında ciddi farklar olur.  Tabi bunun için başarılı bireylerin takım içinde de başarıyı yakalayabilmeleri gerekir.

başarılı ekip

İş hayatı da takım sporlarında olduğu gibi bireysel başarının takım başarısı ile dengelenmesini ve toplamda ulaşılacak sonucu değerli görür, onurlandırır. Yanındaki arkadaşlarını hiçe sayarak, onların oyuna katılmasının önünü kesen, top kendisine geçtiğinde çevresindeki herkesi unutarak tek adamlığa oynayan kişi sonunda takım dışı kalmaya mahkûmdur. Bu tavırlar bir süre girişkenlik, güç, yetenek, açık olmak, tuttuğunu koparmak gibi algılansa kişi bir üst pozisyona çıkana kadar sürer. İşte orası sıkıntının başladığı yerdir. Takımda kabul görmek, takip edilmek, zor zamanlarda bir arada kalabilmek, zorlayıcı hedefler koyup başarabilmek, hedeflere giderken beraber gelişebilmek, aynı dili konuşmak, takımın üyesi olduğu için mutluluk duymak, yüksek motivasyon, iş tatmini, mutluluğu söz konusu olduğunda topu alıp sadece kendi ekseninde oynayan liderin liderliği uzun sürmez. Anket sonuçları, iş sonuçları, kulaktan kulağa yayılan şikâyetlerin işaret ettiği yerde spotların altında tüm bu bireysellik çabalarının karşılığı durur.

Peki, güçlü ve başarılı takımların en önemli sırrı nedir sizce? Yüksek hedefler koymak mı? Bunu pek çok kişi yapıyor. Peki, kaç takım hayret uyandıracak başarıya imza atabiliyor? Sizinle kendi deneyimlerimi paylaşayım. Kişinin kendini açabildiği, artısını ve eksisini rahatça paylaşabildiği, zor zamanlar dahil bundan zarar görmediği, güveninin zedelenmediği bir zeminde herkesin birbirine empati gösterebildiği takımlar güçlü ve başarılı olurlar. Bu iki özellik takımın içinde sürdürülebildiği müddetçe takımın başarısı ve gücü de devam eder. Belki nöroloji liderlikte ilgilenmeden önce bir takımı böl yönet, oyuncuları birbirine karşı kışkırt, arada zehirli rekabet yarat taktikleri geçerli olabilirdi ama artık bunun doğru olmadığını biliyoruz. Maalesef hala ekiplerine bu tür söylevler çeken, hedef koyarken belirsiz rol tanımlarından hareket ederek, ödülü muğlak bırakan, cezayı işaret ederek, takımın tehdit duygusunu harekete geçiren ve amigdaladan yöneten liderleri hala duyuyorum. Kısaca amigdalanın uyarılması ile esas ihtiyaç duyulan analiz, birleştirme, problem çözme, yaratma fonskiyonlarının olduğu frontal lob devre dışı kalırken liderin elindeki takım, yeteneklerinden çok şey kaybetmiş oluyor.

Liderliğin değerlendirme noktalarından biri de kişinin kendi öz kaynaklarını iyi yönetmesinden başlayarak, takım içinde nasıl olduğunu, etkileme gücünü, yöntemini, sürdürülebilirliğini, ne tür bir duygu uyandırdığını, başkalarını dâhil etme konusunda ne kadar istekli olduğunu, paylaşma konusundaki eğilimlerini araştırmaktır. Çok da zor değildir aslında, sunumları hep kendisi mi yapıyor, önemli toplantılarda sahnede sadece kendisi mi var, biz yerine ben mi diyor, hata işaret edildiğinde ateş hattına takımdaşını mı sürüyor, çevresindekilerin yüzü ışıltılı mı karanlık mı, içerde kim nasıl gelişme gösteriyor? Bunlara göz ucuyla bile bakılsa fotoğraf son derece nettir. Bu günün dünyası hayatın her alanında farklı takımlarla uyum içinde ilerleyebilmeyi başarıda önemli yetkinliklerden biri olarak sunuyor önümüze. Dikkat etmeye, uğraşmaya değer…

Tülin Kahvecioğlu


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikKitap ile Sohbet, Roman Kahramanlarının İzinden Adım Adım Yollarda
Sonraki İçerikOperadaki Hayalet
Tülin Kahvecioğlu
BAHÇEBİZ GELİŞİM AKADEMİSİ Kurucu. Üst Düzey Yönetici ve Lider Koçu, Eğitmen. Ankara Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Planlaması mezunudur. 2005 yılından bu yana koçluk ve eğitmenlik yapmaktadır. Erickson College Koçluğun Bilimi ve Sanatı, CRR ( ORSC)- İlişki Sistemleri Koçluğu modellerinin eğitimlerini tamamlamıştır. Usta koç seviyesinde 5000 saatin üzerinde deneyimlidir. Mentor koçtur. Liderlik ve koçluk alanındaki bilgilerini dâhil olduğu uluslararası ilişkiler aracılığı ile yeni ve taze tutar. 2007-2015 yılları arasında Inside Out Uluslararası koçluk şirketinin Türkiye kurucusu ve lisansörü olarak yer almıştır. Liderliğin zeka ve cinsiyet boyutları ile ilgili deneyimlidir. Amerika merkezli Neuro Leadership Institue’dan Neuro Leadership eğitimini ve Kanada merkezli Noble Solutions Inc. ‘den Cinergy, Anlaşmazlık Yönetimi Koçluğu eğitimlerini tamamlamıştır. Çalışmalarında bilimsellik, bilgi ve sezgiden hareket eder. Uzak doğu, Hindistan felsefeleri ile gelişim, insanı ve yaratımı anlamaya yönelik ezoterik çalışmalar da ilgi alanındadır. Bedeni, ruhu, kalbi, zihni potasında birleştirerek çalışır. Yazmaya 2005 yılında başlamıştır. Yazılarında aldığı eğitimlerden ve yaptığı araştırmalardan öğrendiklerini, deneyimlerini, gözlem ve önerilerini paylaşır. Beni ifade edecek cümle, “Görmeyi istediğin değişikliğin kendisi ol”manın yolculuğunda.