Aşıklar Bayramı; Romandan Sinemaya Bir Yol

Netflix’ teki “Aşıklar Bayramı” filminin aynı isimle romanının olduğunu öğrenince hemen okumak istedim. Storytel’de bulunca dinledim, hikayesini ve yazarın anlatım dilini sevince devam niteliğindeki “Babamın Bağlaması” nı da okudum, beğendim. Kitabın yazarı Kemal Varol’un kendi tanıtımıyla ‘hem bir yüzleşme hem de bir de iyileşme’ hikayeleri. Varol, bir üçleme olarak tasarlamış;

“Ucunda Ölüm Var” ile başlayıp “Aşıklar Bayramı” ile devam edip “Babamın Bağlaması” ile bitirmiş aktarmak istediği hikâyeyi…

Babamın Bağlaması’ romanının yedinci bölümünün başında yer alan James Joyce’ un bir sözü her iki romanın içeriğini özetler nitelikte…

“Kaçtığını düşünürken kendinle karşılaştın. Eve giden en kısa yol, en uzun olandır.”

Yusuf, çok kızgın olduğu hatta nefret ettiği geçmişinden kaçarken birden kendisi ile karşılaşır; isteklerini, nefretlerini, sevdikleriyle ilişkilerini çok farklı bir bakış açısıyla değerlendirmeye başlar. Kaçtığını düşünürken kendi benliği ile karşılaşmıştır. O andan itibaren de artık çok sancılı bir içsel yolculuğa çıkmakta olduğunu fark eder. Üstelik bu yolculuk sandığı kadar kısa ve çabuk bitecek gibi de değildir; hem uzun hem de zordur ne yazık ki! Her şey bitsin bir an önce evine kavuşsun istese de hiçbir şey öyle kolay kolay yakasını bırakmayacaktır.

Yusuf’un hem geçmişiyle hem de kendisiyle yüzleşmesi acaba yazarın dediği gibi ‘iyileşmeye’ dönüşecek midir? Bunu da ancak okurlar bilebilir. Babamın Bağlaması’nın başında yer alan yakın bir zamanda kaybettiğimiz Javier Marias bir epigrafta dediği gibi belki de…

“Birisinin bir daha hiç gelmeyecek olması, bir şey söylemeyecek olması, ne yakınımıza ne uzağımıza doğru, bize bakmayacak, gözlerini başka yöne çevirmeyecek olması… Kim bilir buna nasıl dayanıp sonrasında bunu nasıl atlatıyoruz.”

Kim bilir bir kayıp ve sonrasını her insan nasıl atlatıyor. İşte yazar Kemal Varol da Anadolu’nun bağrından, Aşıklar Dünyası’ndan bize özgü benzer bir ‘kayıp’ hikayesini evrensel niteliğinden ödün vermeden aktarıyor. Her gün, her an kimler kimlerini kaybetmekte ve kim bilir bu kayıpların üstesinden nasıl geliyorlardır. Kemal Varol da ‘Yusuf’unkini’ aktarmış. İyi ki aktarmış, iyi ki tanıdım Kemal Varol’u, iyi ki okudum.

 “Tıpkı bazı hikayeler gibi, hayat da boşluklarla doluydu ve her ne olursa olsun tamamlanmıyordu.” Aşıklar Bayramı

“… baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten.” Aşıklar Bayramı

“Bütün babalardan geriye bir boşluk kalıyormuş. İyi ya da kötü, her seferinde hep aynı boşluk gelip gözlerimize yerleşiyormuş.” Babamın Bağlaması

“Kar bazen sadece yeryüzüne değil, bir hatıranın üzerine de yağardı.” Babamın Bağlaması

Not 1: Birinci kitabı Ucunda Ölüm Var’ı okumadım ama diğer ikisi kadar içeriğini seveceğimi düşünüyorum, sırada önce “Ucunda Ölüm Var” okuması ve sonra da filmin izlenmesi var.

Bu da Editör’ün notu; Film Netflix’de. Ben de romanı henüz okumadım. Filmi sevdim. yarım bırakılmış pek çok ‘şey’ gibi hüzünlendirdi, içim acıdı. Romanı ilk fırsatta okuyacağım.

Yönetmen Özcan Alper,   Senarist: Kemal Varol, Özcan Alper

Oyuncular: Kıvanç Tatlıtuğ, Settar Tanrıöğen, Erkan Can

 

Ayşe Zeliha Yılmaz

Önceki İçerikHayat, Ölüm, Aşk ve Adalet Sergisi 
Sonraki İçerikÇağdaş Seramik Sanatı Buluşması “Zamanın Ruhu: Mavi” Bursa’da 7 Gün Kaldı
İçinde bulunduğu ortamı her nefeste duyumsamaya çalışan, duyarlı; okumayı, müzik dinlemeyi, film izlemeyi ve örmeyi seven ve arada sırada duygu ve düşüncelerini paylaşmayı yeğleyen bir okur yazar.