Annelerin Hasta Olma Hakkı Yok

Üç gündür hastayız. Hastayız diyorum çünkü Benimle birlikte Maya Su’da hasta. Maya Su’nun beta enfeksiyonunu geçirmesini anlıyorum da koskoca kadın ve bademciği olmayan benim beta geçirmesini anlayamıyorum. Ama oluyor çünkü beta zaten bir boğaz enfeksiyonu. Yazımı yazarken boğazım düğüm düğüm sol ve sağ boyun şişmiş çok komik gözüküyorum.

Evdeki durum da tam şenlik. Mikrop Mira’ya geçmesin diye yardımcı ablamız Mira ile ilgileniyor, Melis ise hasta olurum korkusu nedeniyle odasından hiç çıkmıyor, yanımıza hiç uğramıyor. Öyle bir haldeyiz ki hastalığın ortaya çıktığı ilk gece Maya Su ile salonda yattık. Maya Su’yu ne zaman yatağına yatırsam yanıma koştu. Evimiz büyük olmasına rağmen herkesi düşünmek zorundayım. Eşim ile uyusam beta ona da geçerse endişesi taşıyorum. Aman ona geçmesin onun durumu daha zor. Hasta dahi olsa doğum için hastaneye gitmek zorunda. Bir de doktorların hele kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hasta olma lüksü pek yok. Mira’yı ilk gece babası uyuttu ilgilendi o da kendi odasında tamam biz mikroplular salona marş marş…

Ne spor ne iş güç hiç bir şey görmüyor gözüm. Mikroplar vücudumuzu ele geçirdi. Maya Su mızmızlığın had safhasında ve ben onunla ilgilenmek zorundayım. Parmağımı bile oynatmak istemezken onun karın ağrısını geçirmek için karnını ovmalı, sırtını okşamalıyım. Mira ise sürekli peşimde ben kaçıyorum o bana gelmek istiyor çünkü ilk kez annesinin ondan uzak durduğunu görüyor. Minik kızımı üç gündür öpemedim kucağıma almadım ona da geçmesin diye. Sürekli bacağıma sarılıp ben yatarken gelip “anne, anne” diyor… İçim eriyor… Ama hastayım bebeğim diyemiyorum. Sadece seni çok seviyorum diyebiliyorum çıkmayan sesimle…

İlk gece Mutlu Dr yardımcı olmaya çalıştı. Tüm gün hastane, ameliyat ve hastalar ile uğraştığı için mutlu ev de tek isteği sessizlik ve dinlenebilmektir. Ama gel gör ki bizim evde sessizlik zaten mümkün değil. Bir de benim bu halim üzerine bonus oldu. En son 21,30 civarı söylendiğini hatırlıyorum. Ama kalkacak halim yok. Kendimi bu anlarda çok çaresiz hissediyorum. Bir yandan da içimden haksızlık bu diyorum haksızlık. Benim de ilgi ve şefkate hasta olmaya hakkım var. Nasıl herkese ben bakıyorsam bir kez de birileri bana baksa. Ama nerede…

Hastalık mevzu bahis olunca merak ettim anneler ve çocukların hastalığı arasında bir ilişki var mı diye… Meraklı bir anneyim ben. Gördüm ki bir çalışma yapılmış neden anneler daha çok grip vb oluyor diye. ‘Uluslararası Aspirin Ödülü 2004’ de Prof. Dr. Cauwenberge, kadınların da erkeklere göre daha fazla soğuk algınlığına yakalandığını bildirmiş. Hastalıkların en yoğun sebebi anne ile çocuk arasındaki yoğun ilişki. Anneler, babalara  göre çocuklarıyla daha fazla ilişki içinde. Annelerin soğuk algınlığına yakalanmasını önlemek için yapabileceğimiz bir şey yok. Anne ile çocuk arasındaki ilişkiyi kesemeyiz. Virüsler her yerde. Sadece solunum yoluyla değil, dokunduğu her yerden çocuğa geçebilir. O yüzden annelere yapabileceğimiz tek tavsiye, bol bol vitamin alsınlar, beslenmelerine dikkat etsinler.” Diyor. Bakınız bilim de bunu söylüyor.

Çocuklarımızı kendimizi unuturcasına fedakârlıklarla büyütüyoruz… Üşümesin, hasta olmasın, ateşlenmesin diye gözünün içine bakıyoruz. Annelik bizim için her şeye katlanmak demek…

Şu da gerçek ki “Annelerin hasta olma hakkı yok.”


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: