Anılar Akın Akın-Bir Ailenin Anatomisi

İsmet Kabaağaçlı Noonan ve Cevat Şakir Kabaağaçlı

Malum şu anda ülkemizde çoğunluğun merakla izlediği bir dizi var. Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar. Aslında Şakir Paşa ailesi ilgili ilk kitap, ta 90’ların başında yayınlanmıştı: Şakir Paşa Ailesi: Harika Çılgınlar. Yazarı da Cevat Şakir Kabaağaçlı namı diğer Balıkçı ya da Halikarnas Balıkçısı’nın ünlü ressam kardeşi Fahrelnissa Zeid’in kızı Şirin Devrim’di. O yıllarda çalıştığım Marie Claire dergisinde uzun bir söyleşi yapmıştık Şirin Devrim ile.

İlk baskısı 2009 yılında yapılan Anılar Akın Akın isimli kitap, Halikarnas Balıkçısı’nın kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan tarafından yazılmış. Balıkçı, malum olaylar yaşandıktan sonra ve İtalyan eşinin ardından  iki evlilik daha yapıyor. Bir tanesi dayısının kızı, ki son bölümde gördük onu Hamdiye, diğeri de annesi İsmet gibi bir Girit  göçmen kızı Hatice Kabaağaçlı. İsmet Kabaağaçlı Noonan da, bu evlilikten doğan 3 çocuktan biri. Balıkçı’nın Hamdiye ile olan evliliğinden de Asım isimli bir oğlu var. İsmet Kabaağaçlı Noonan, Bodrum’da büyümesine rağmen Büyükada’da Şakir Paşa konağında doğan son torun.

image description
İsmet Kabaağaçlı Noonan’ın annesi aslında okuma yazma da bilmiyor.

Yani aristokrat bir aile ile ona taban tabana zıt başka bir aile söz konusu. İsmet Kabaağaçlı Noonan “Ailelerin birbirine çok zıt görünmesine rağmen bence aralarında çok büyük bir bağ vardı. Her iki ailenin kadınları da Girit kökenliydi ve bu kültürün verdiği ortak değerlerini taşıyorlardı” diye yazıyor. Galiba Balıkçı her anlamda annesine benzer bir eş seçmiş sonunda…

Anılar Akın Akın işte bu ailenin kitabı. İsmet Kabaağaçlı, tüm ailesini;

kardeşlerini, babasını, annesini, ABD’li eşi John Noonan’ı, çocuklarını, yeğenlerini bu kitapta anlatıyor. 1930 tarihinde doğan 2020 yılında vefa eden İsmet Kabaağaçlı Noonan hem bu kadar merak edilen bir aileyi hem de arka planda yaklaşık 50-60 yıl önceki Bodrum’u, İzmir’i anlatıyor. Bodrum adeta bir içim su; deniziyle, doğasıyla. Bizim bilmediğimiz 2. Dünya Savaşı sonrası Bodrum’u da yaşananlar da bir o kadar ilginç. Sonra, tabii ilki 1946 yılında yapılan Mavi Yolculuk ve sonrakiler…1960’lı yıllarda Balıkçı’nın ısrarıyla Mavi Yolculuk’a katılanlar arasında kimler yok ki: Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Füreya Koral… Teknenin adı da Macera.

İsmet Kabaağaçlı ve eşi John Noonan 3 çocukları ile …

Kitap yazarın özel tarihinin yanında ailesinin de tarihini ele aldığı için önemli. ABD’de geçen yıllar, İzmir’de Hatay Caddesi’ndeki Merhaba apartmanı kim bilir neler görmüş neler yaşamış. Bu gibi ayrıntıları  ve roman kahramanları gibi akrabaları zevkle, merakla okuyorsunuz. Bu kahramanların arasında İsmet Kabaağçlı Noonan’ın hayatına önemli dokunuşlar yapmış halaları Fahrelnissa Zeid, Hakkiye, Ayşe ve Aliye de  var. Onların yetişkin halleri çok daha ilginç…

Keşfi okuyuculara bırakalım.

Benim için ilginç olan Oxford’da mezun bir yazar, bir entelektüel ile eğitimi olmayan genç bir göçmenin birlikteliği…Sanırım bu evlilikte çok hoş bir denge yakalanmış. Çocuklarının eğitimi konusunda ise Balıkçı’nın ne kadar titizlendiğini ve gayret serf ettiğini de  dönemin şartları içinde okuyoruz. Bodrum’daki ilkokulun ardından İsmet Kabaağaçlı önce Arnavutköy Kız Koleji’ne daha sonra da İzmir’de Amerikan Kız Koleji (ACI)’da eğitimini sürdürüyor. Yazarlar, çizerlerle geçirilen bir çocukluk, ama aynı zamanda da çok özgür, denizle, güneşle arkadaş olduğu bir çocukluk. Yokluk, aristokrasi, parasızlık her olumsuz koşul var ama okurken hissedilen mutluluk, ki en çok aradığımız duygu şu günlerde…

Cevat Şakir Kabaağaçlı ve eşi Hatice

Bir diğer husus da Balıkçı’nın babasıyla yaşadığı o meşum olaydan kitapta hiç söz edilmemesi. Balıkçı’nın sonradan kurduğu hayatta bu olay sanki hiç konuşulmamış.  Ama kitabı yazan kişiden, Balıkçı’nın kızından  olayın aslını astarını, babasının duygularını okumak isterdim. Bu arada, İsmet Kabaağaçlı Noonan’nın İtalyan eş Agnesi’den olan ablası Mutarra’nın kızıyla tanışmaları, bir araya gelmeleri de çok ilginç.

Balıkçı’dan mektup gelir sel gibi
Merhaba’sı püfür püfür yel gibi
Bir Akdeniz var sanki yüreğinde
Saçar dünyaya cömert bir el gibi

(Sabahattin Eyüboğlu’nun 1946’daki Mavi Yolculuktan sonra Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya  gönderdiği dizeler)

Keyifli okumalar.

Önceki İçerikZülfü Livaneli’nin Son Ada Romanı Üzerine Bir Yorum
Sonraki İçerikMahir Olmak: Bilgiden Bilgeliğe
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.