Ana Sayfa İş Hayatı Başarı Öyküsü Gelişim Enstitüsü’nde 27 Yıl: Hayat Boyu Gelişimdeyiz

Gelişim Enstitüsü’nde 27 Yıl: Hayat Boyu Gelişimdeyiz

Yirmi yedi yıl. Rakam olarak yazınca küçük görünüyor. İki rakam yan yana: 2 ve 7. İçine hayatı koymaya başlayınca büyüyor. İnsanlar giriyor o sayının içine; sınıflar, toplantı odaları, eğitim salonları, yolculuklar, defterler, kitaplar, kahveler, sorular, kahkahalar, zor kararlar, yeniden başlamalar…

Yasemin Sungur Gelişim Enstitüsü ile çıktığım yolculuğun 27. yılı için kutlama mesajları alıyorum bugünlerde.

Mesajları okurken kendime şu soruyu sordum: Bir kurumun yaşı neyle ölçülür? Takvimle mi, yaptığı eğitimlerin sayısıyla mı, çalıştığı kurumlarla mı, dokunduğu insanların hayatında bıraktığı izlerle mi?

Sanırım benim cevabım sonuncusuna daha yakın. Çünkü yıllar boyunca işimizin merkezinde hep insan vardı. Unvanlar, görevler, şirketler, yöntemler, eğitim modelleri değişti. İnsanların kendilerini gerçekleştirme, anlam bulma, öğrenme ve ilerleme isteği kaldı.

Ben de değiştim. Öğrettiklerim değişti. Öğrenme biçimim değişti. Sorularım değişti.

Belki 27 yılın bana verdiği en önemli derslerden biri de bu oldu: Gelişim, bildiklerimizin çoğalmasından çok, sorduğumuz soruların derinleşmesiyle ilgili.

Bir dönem “Ne yapmalıyım?” diye soruyoruz. Sonra soru değişiyor: “Ben ne istiyorum?” Biraz daha yol alınca başka bir soru çıkıyor karşımıza: “Yaptığım şeyin anlamı ne?” Ardından belki en zor soru geliyor: “Bildiklerimle ne yapıyorum?”

Tam burada benim için gelişim ile hareket birbirine bağlanıyor. Bilmek yetmiyor. İstemek yetmiyor. Hayal etmek de tek başına yetmiyor. Harekete geçmek gerekiyor.

Yıllardır söylediğim “Harekete Geç” sözü bu yüzden yalnızca bir slogan olmadı. Hayata bakış biçimimin kısa cümlesine dönüştü. Çünkü insan çoğu zaman büyük değişimleri bekliyor. Oysa hayat, küçük hareketlerle yön değiştiriyor. Okunan bir kitapla, sorulan bir soruyla, verilen bir kararla, başlanan bir eğitimle, yazılan ilk cümleyle, kurulan bir toplulukla ya da bir insanın başka bir insana “Bunu yapabilirsin” demesiyle…

27 yılın içinde bunların hepsi var. Bugün Gelişim Enstitüsü’nün yolculuğu yalnızca eğitim ve danışmanlıkla sınırlı bir alanda ilerlemiyor. Kitaplar, yazılar, sohbetler, topluluklar, öğrenme programları ve farklı kuşaklarla kurulan bağlar birbirine ekleniyor.

Ben de hâlâ öğrenciyim. Sanırım en sevdiğim unvanım bu: Hayat öğrencisi.

Çünkü hayatın diploması yok. “Artık oldum” diyebileceğimiz bir mezuniyet töreni de düzenlenmiyor. Her sabah yeni bir ders açılıyor önümüzde. Bazen öğretmeni bir insan oluyor, bazen bir kitap, bazen bir kayıp, bazen bir başarısızlık, bazen bir karşılaşma, bazen de hiç beklemediğimiz anda aklımıza düşen küçücük bir soru.

27 yılda geçmişe baktığımda teşekkür etmek istediğim çok insan var.

Birlikte çalıştıklarım, eğitimlerde karşılaştıklarım, sorularıyla beni düşündürenler, bir projede yollarımız kesişenler, yıllar sonra yeniden karşılaşıp “Sizinle şurada tanışmıştık” diyenler… Hayat boyu öğrenci olmak yolculuğumda ışığımı parlatanlar. Hepsi bu yolculuğun bir parçası.

Bugün yalnızca geçmişi kutlamak istemiyorum. Geleceği merak ediyorum. Yeni öğrenme biçimlerini, yeni kuşakları, teknolojinin insanla kurduğu ilişkiyi, kitapların hayatımızdaki yerini, toplulukların gücünü ve insanın kendisini yeniden kurma cesaretini…

27 yılın bana bıraktığı cümle belki de şu: İnsan yaş aldıkça merakını kaybetmek zorunda değil. Tam tersine, yol uzadıkça sorular çoğalabilir. Sorular cevaplardır.

Bu yüzden bugün kendime yeni bir hedef listesi yazmak yerine bir soru bırakıyorum:

“Şimdi ne öğreneceğim?” Ardından ikinci soru geliyor: “Öğrendiğimle ne yapacağım?”

Cevabı biliyorum. Harekete geçeceğim.

Çünkü hâlâ hayat boyu gelişimdeyiz.

Yasemin Sungur

Önceki İçerikElli Yıllık Okurluktan İlk Kitaba: Sedef Cenk ve “İçimdeki Kadın”
Sonraki İçerikDaniş Navaro’nun Yeni Kitabı: İş Dünyasında Etik ve Çakallaşma
Yasemin Sungur
Hayat Öğrencisi... Aşk ile evrende hayat bir başka güzel. Şükür...