Her zaman hem kitabevlerine gittiğim de hem de internetten kitap alacağım zaman ilk olarak yeni hangi kitaplar çıkmış bakmayı çok severim. Yine böyle yeni kitapları incelerken, Sümeroloji alanında dünyanın önde gelen duayen isimlerinden biri, “Cumhuriyetimizin yetiştirdiği en önemli kadınlardan biri”, “110 yıllık bir çınar” olarak tanımlanan Muazzez İlmiye Çığ adını görünce hemen kitabı aldım…
Okunaklı, sade ve klasik yazı karakterleri ile yazılmış gösterişten uzak, akademik ve güven veren bir stildeki kapak beni hemen içerisine çekti.
Kitaptaki özel mesaj harika bir Sümer Atasözü: “Biliyorsun, neden öğretmiyorsun?”
Kitabın önsözünde de en beğendiğim paragraf: “Hepinizden tek beklentim var: yaşınız kaç olursa olsun, okumaktan ve yorumlamaktan vazgeçmeyin. Ne, neden olmuş, fikir edinin.”
Kitabın Kalbi
Muazzez Hanım’ın tecrübeleri, Türkiye’nin en dönüştürücü zaman diliminde kök salmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki o ateşli milli mücadele ruhu, ülkeyi yeniden inşa etme arzusunu körüklemiş ve bu arzu, eğitime yönelik muazzam bir atılıma yol açmıştır. İşte bu ortamda kurulan yeni üniversitelerde, Nazi Almanya’sından kaçan değerli profesörler ders vermeye başlamıştır. Hem bu entelektüel heyecanın hem de dönemin getirdiği maddi ve sosyal yetersizliklerin içinde, üniversiteye giden ilk kadınlardan biri olarak Muazzez Hanım, idealize edilen “Cumhuriyet Türk kadını” profilinin canlı bir temsilcisi olarak yetişmiştir.
Yazarın Sesi
Kitap, Büşra Sanay’ın soruları ve Muazzez İlmiye Çığ’ın cevaplarından oluşan akıcı bir söyleşi formatında ilerliyor. Yaşam amacı, kendini geliştirme yolları, insan ilişkileri, nasıl güçlü bir kadın olunacağı, Türkiye’nin nasıl gelişebileceği gibi evrensel temalardan, Muazzez Hanım’ın uzmanlık alanı olan Sümerolojiye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
- Hayatın tek bir reçetesi olmadığı ve hayatın tek bir doğrusu veya yanlışı bulunmadığı fikrini bize hatırlatıyor.
- Geçmişin girdabında kaybolmak ya da geleceğin kaygısında boğulmak yerine, içinde bulunulan “an”a odaklanmanın ve elimizden gelenin en iyisini yapmanın önemini vurguluyor.
Kitap, gazeteci Büşra Sanay’ın yönelttiği sorulara verilen samimi, doğrudan ve içten yanıtlarla aktarılıyor. Kitap, 10 ana bölüme ayrılmış söyleşi formatında, okuru yormayan, sohbet havasında, kolay okunan bir diyalog şeklinde ilerliyor.
Kitabımız 10 bölümden oluşuyor;
- Yaşama Sebebimizi ve Dünyadaki Yerimizi Nasıl Bulabiliriz?
- Hayattan Ne Anlamalıyız?
- Kendini Geliştirme Yolları
- İnsan İlişkilerinin Alametifarikası
- Kariyerimizi Nasıl Doğru Planlarız?
- Yaşam Kalitemiz Nasıl Yükselir?
- Nasıl Güçlü Kadın Olunur?
- Türkiye Nasıl Gelişir?
- Geçmişten Çıkarmamız Gereken Dersler Neler?
- Sümerolojiye Giriş Rehberi
Kitaptan Etkilendiklerim
Sümerlerden alıntıladığı “Biliyorsun, peki neden öğretmiyorsun?” sözü, Muazzez Hanım’ın hayat felsefesini özetliyor. Bilgiyi kendine saklamayı değil, sürekli olarak çevresiyle paylaşmayı bir misyon edinmiş durumda.
Kitap, özellikle “nasıl güçlü kadın olunur?” bölümüyle öne çıkıyor. Kadınlara kendi sınırlarını çizmeleri, “hayır” diyebilmeleri ve mücadeleci bir ruhla kendi yollarını açmaları yönünde güçlü tavsiyeler veriyor.
“Hayatın ne bir tek doğrusu var ne bir tek yanlışı…”: Bu temel ifade, onun hayata karşı esnek ve yargılayıcı olmayan dünya görüşünü özetliyor ve bize hayatı katı ön kabuller olmadan kucaklamamızı hatırlatıyor.
Sümerlerin hapishaneleri “ana rahmi” gibi görmesi ve bir ıslah merkezi olarak tasarlaması: Binlerce yıl öncesinden gelen bu toplumsal affedicilik ve insanı kazanma felsefesi, günümüz adalet sistemlerine dair çarpıcı bir sorgulama sunuyor.
Kitabın Etkisi
Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bir asırlık yaşam tecrübesinden damıtılmış, dolu ve anlamlı bir hayat için pratik ve ilham verici bir bilgelik rehberini sindirerek okudum. Kitabı okuduktan sonra kendi hayatımı gözden geçirerek neleri değiştirmek veya farklı yapmak istediğimi kendime sorarak daha da dolu dolu bir hayat yaşamaya karar verdim. Kitaptaki “Okumak hayat kalitesini artırır” fikrine kesinlikle katılıyorum. Bu kitabın da kendi hayat kalitemi arttırmaya ve bakış açımı genişletememe katkısı olduğunu düşünüyorum.
Toplumsal ve Zihinsel Katmanlar
“Yaşamak” kelimesi sadece nefes almak mıdır? Bir insanın 80-90 yaşına kadar yaşamış olması onun çok iyi yaşadığı anlamına mı gelir? 1 yıldır bitkisel hayatta makineye bağlı bir insan hala yaşamakta mıdır?
Gerçekten yaşadım diyebilmek için ne yapmalıdır?
Herkesin önceliklerine göre veya zevk aldığı konulara göre cevaplar değişse de yine de ortak olan bazı maddeler olduğunu düşünüyorum.
- Kesinlikle yeni yerler görmek: Yeni yerler, yeni tatlar, yeni mekanlar insana farklı bakış açıları kazandırır, farklı kültürler öğretir ve tek doğrunun herkes için aynı olmadığını kabullenmemizi sağlar.
- Kendine zaman ayırmak: Her nerede çalışıyorsak çalışalım, her ne kadar ailevi sorumluluklarımız varsa da herkesin kendine ait bir zamanı mutlaka olmalıdır çünkü insan o zamanlarda mola verebilmekte ve kendi kendine kalarak da kendisiyle vakit geçirebilmekte ve sadece kendisinin istediği şeyleri yapabilmektedir; kitap okumak, film izlemek, seyahat etmek, müzik dinlemek, meditasyon yapmak, spora yapmak, sinemaya gitmek…
- Ailesi veya arkadaşlar ile özel zamanlar geçirmek: Sosyal varlıklarız ve sevdiklerimizle temas halinde kalmamıza ihtiyacımız var.
- Sürekli öğrenmeye devam etmek: Hem beynimizin kendini kapatmaması ve uyku moduna geçmemesi hem de hayatta yeni teknolojiler, yeni gelişmelerden haberdar olarak kendimizi dinç tutabilmemiz de çok önemli.
Risk almak, acıyla kalmak, seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmek, “ben nasıl bir hayatın sorumlusuyum?” sorusunu sorarak hayatımızın derinliğini arttırabiliriz.
“Hayat, nüfus cüzdanına yazılan yıllarla değil, içine gerçekten girdiğin anlarla ölçülür.”
Diğer Eserlerle Bağlantılar
Kitaplar;
- İlber Ortaylı – “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”: Kültür ve deneyimle zenginleştirilmiş bir yol haritası.
- Türker Kılıç – “Nasıl Daha İyi ve Güzel Bir Yaşam Kurarız?”: Yaşamı ve bilimi hayatın merkezine alarak birleştiren entelektüel bir bakış.
- Mitch Albom – “Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları”: Ölümün kaçınılmaz gölgesinde, hayatın değerli olan anlarını öğretmen–öğrenci ilişkisi üzerinden keşfeden bir eser.
Şiir;
- Ataol Behramoğlu – “Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var”: Bize sunulan hayatın bir armağan olduğunu ve doya doya yaşamamızı tavsiye eder.
Film;
- Şimdi Ya da Asla (The Bucket List): 2007 yapımı film ölümü merkezine almasına rağmen yaşamın değerini ve anı yaşamanın önemini vurgulayan, duygusal ve ilham verici bir yapımdır. Tamirci Carter (Morgan Freeman) ve milyarder Edward (Jack Nicholson), aynı kanser koğuşunda tanışır ve ölmeden önce yapılacaklar listesi (bucket list) hazırlayarak maceralı bir yolculuğa çıkarlar.
Kapanış ve Okura Açık Davet
Bitiş: “Umuyor ve istiyorum ki paylaştığımız tüm bu bilgiler, daha çok insanın hayatına dokunsun, her yaştan insanın zihnine sirayet etsin, merakı olanlara ışık tutsun ve bu sayede birçok insanımıza faydamız olsun.”
Özellikle Türkiye’de yaşayan kadınlar başta olmak üzere, hayatına yön vermek, ilham bulmak, bakış açısını genişletmek ve “yaşadım” diyebilmenin yollarını arayan herkes için paha biçilmez bir kaynak.
Kitabın Künyesi
| Kitap Adı | : | Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı? |
| Yazar | : | Muazzez İlmiye Çığ & Büşra Sanay |
| Yayınevi | : | Tuhaf Yayınları |
| Basım Yılı / Baskı Sayısı | : | 6. Baskı – 2023 (İlk Baskı 2023) |
| Sayfa sayısı | : | 228 |
| Tür | : | Kişisel Gelişim |





















