Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi, olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
1977 yılında yazmış şair Ataol Behramoğlu bu şiiri.
Sevdiklerimden, yüksek sesle okuduklarımdan, pek çok arkadaşımla paylaştıklarımdan biri. Ben her gün şiir okuyanlardanım. Güne şiirle başlamak ne güzeldir bir bilseniz. Herkesin bir şairi olmalı derim, “benim şairim” dediği. Birden çok olabilir elbette, ancak bir şair şart. Başucunuza sevdiğiniz şairin şiir kitabını koyun, ya da pek çok şairin şiirlerinin toplandığı bir antoloji.
Sabah uyanmak için, gününüze edebiyatın sesiyle başlamak gibisi yoktur. Şiir, insanın iç ritmini hatırlatır; bir nevi kalp ayarıdır. Güne şiirle başlayan, dünyayı başka türlü görür. Trafik aynı trafiktir, insanlar aynı insanlar… ama kelimeler değişmiştir. Şiir, sıradan sabahların üstünü ince bir zarafetle örter.
Kimi için kahveyle başlar gün, kimisi için gazete sayfalarıyla. Benim için bir dizeyle başlar. Ataol Behramoğlu’nun, Gülten Akın’ın, Edip Cansever’in ya da Didem Madak’ın bir cümlesiyle. Çünkü her sabah yeniden doğmak, bir kelimeyle mümkündür bazen.
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi…
Başımıza gelenler duygularımızı harekete geçiriyor. Düşünüyor, hissediyor ve yaşıyoruz. Arzularımız, isteklerimiz, sezgilerimiz, korkularımız, seçimlerimiz, eylemlerimiz ile hayatımız şekilleniyor.
Sevgiyle nefes aldığımız, baktığımız, adımlar attığımız, deneyim paylaştığımız anlar diliyorum.
Yasemin Sungur





















