Yola Tek Başına Çık

Ezbere bir şekilde programlanan hayatımız artık çok genç yaşta başlıyor. Kreş ve anaokulu dahil bir kurallar ve öğrenim hayatından sonra gelen iş hayatı, çoğu zaman dış etkilerle veya tesadüf gibi gözüken kararlar ile şekilleniyor. Özellikle otuzlu yaşların ortalarında yaşamımızı sorgulamaya başlıyoruz. Bazen bu sorgulama biraz daha erken veya biraz daha geç olabiliyor. Bazı talihsiz emekliler ise hiç deneyimlemeden hayatı noktalıyor; geçmişe bağımlı ve özlem dolu bir halde son zamanlarını geçiriyorlar.

Eğer sen de bir noktada hayatını sorgulayıp, kendine yeni hedefler belirleyen biriysen neden bahsedildiğini çok iyi biliyorsun demektir. Bu yeni hedefler, bizlere öğretilen “hedefini tuttur, ödülünü al” tarzından çok daha farklı. Artık yüreğinin sesini duyarak, zihni sadece gerektiğinde kullanarak çıkılan bir yolculuk…

Yola çıkarken etrafınızda hayatınızda daha önce hiç görmediğiniz kadar destek görürsünüz fakat bu destek, sizi teşvik etmek için değil yola çıkmamanız için verilir. Bize engel olan çevremiz, bazen ailemiz ve en fazla da kendimiz; kendi zihnimiz. Güvene alışmış, tutundukça kendini daha da güvenli hisseden inanç yapımız. “Düşüncelerini değiştir hayatın değişsin” son zamanlar en sık duymaya başladığınız motto olabilir. Oysa bunu nasıl yapacağımız her zaman net değildir.

1 – Sabırlı Ol

Öncelikle yolculuğa ve yeni yaşam biçimine alışmak ve eski zincirleri kırmak için zaman ve sabır gerekebilir. Sabır için zihnin çalışma şeklini fark etmek ve ona kulak asmamayı öğrenmek kritiktir. Hayal ettiğiniz neyse, yapmayı sevdiğiniz neyse, ona olan tutkunuz, sabırlı bir yapının tutkalı olacaktır.

2 – Kır Zincirleri

Zihin hem güçlü hem de sinsidir. Aydınlanmış hali de sizi kandırmaya çalışacaktır. Onun mevcut kurduğu ağları yıkmak için pratik yapın. Nasıl mı? Daha önce korktuğunuz ne varsa yapın. Kendinizi ifade etmek, başkalarının önünde konuşmak, yazı yazmak, yeni birileri ile tanışmak… Sizin listeniz elbette farklı olabilir? Zihninizin size uydurduğu tüm bahaneler için hazırlıklı olun. “En kötü ne olabilir” diye sorun. Sonuna kadar.

3 – Harekette Bereket Vardır

Sezgilerinize güvenin ve adım atın. Harekete geçtiğimizde zihin ve korku bir anlığına da olsa yok olurlar. Sonra ikinci adımı atın. Devam ettikçe yeni kapılar başka kapıları açacaktır. Anlığına da olsa yok olan bir şey gerçek olabilir mi? Bir süre sonra hakikate giden yolun da bu yolculuğa çıkmakta olduğunu keşfedeceksin. Ancak herkes yola kendi başına çıkmak zorundadır. Başkası bize vesile olabilir ancak başkasını veya tek bir öğretiyi takip etmek, başka bir güvenli alan yaratır. Yolculuk durur.

4 – Tıkanmak Normaldir

Bir noktada kendinizi sıkışmış veya hayal kırıklığı içerisinde bulabilirsiniz. Başkasına bağımlı olmadan yardım alabilirsiniz. Bu bir koç veya mentör veya terapist veya bir kitap olabilir. Öğrenci hazırsa, öğretmen belirir. Önemli olan aldığınız desteğin sizdeki bakış açısını kalıcı bir şekilde değiştirmesidir. Artık tek başınıza yola devam ettiğinizde yine aynı desteğe ihtiyacınız olmamalıdır.

5 – Neşeni Kaybetme

Hepimize bu hayat hediye edilmiştir. Bir çok kadim öğretiye göre bizler bu dünyadaki yolcuğumuza en uygun anne ve babayı seçmişizdir. Ne yapmaktan hoşlandığınızı ancak kim olduğunuzu hatırlayarak ortaya çıkartabilirsiniz. Çocukluk hayalleriniz, çocukken neşeli olduğunuz anlar ve zamanın sanki yokmuş gibi hissettiğiniz aktiviteler size iç upu oluşturabilir. Düşüp kalkmadan yürümeyi öğrenemeyiz. Bu yolculukta olanlardan dolayı neşenizi kaybetmeyin.

Hedefinize yaklaştıkça yeni bir keşif sizi bekler. Ulaşılması gereken hedefin kendisi değil, yolculuk etme şeklimizdir. Hala çıktığımız kapıda buluruz kendimizi. Ancak hiç bir şey aynı değildir.

Deniz Öztaş


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikAra Güler’in İzinde İstanbul
Sonraki İçerikKitap ile Sohbet İzmir İkinci Sezonunu Tamamlıyor
Deniz Öztaş
TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı. Bir nefeslik mola verilen durakta kendini öğrendiklerini uygulama ve paylaşmak amacıyla araştırmaya ve yazmaya başladı… Önce insanoğlunun hayatında önemli bir yeri olan bilinçaltını inceledi. Daha sonra bireylerin de ötesinde onları derinden yönlendiren kolektif bilinçaltına merak sardı… 2014 yılında Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak dersi vermeye başladı. 2011 yılında tanıştığı Psikolog Bert Hellinger’in çalışması Aile ve Organizasyon Sistemi Terapisi konusunda eğitimleri Svagito Liebermeister ve Ralph Willmann‘dan aldı. Hem şirketlere hem de bireylere uygulanabilen Aile ve Organizasyon Sisteminin Uygulayıcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Yasemin Sungur ile tanıştığı 2010 yılından beri ondan aldığı ilhamla MARTIDAŞ Öztaş olarak yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Gezmeyi, kitap okumayı ve film seyretmeyi çok seviyor.