Yanımızdaymış Gibi…

Konuşan Hikayeler,

Üstümü özenle giyindim. Tıpkı çocukluğumdan beri her 29 Ekim’de yaptığım gibi. Kırmızı ve beyazın tonlarını gururla taşıyorum. Öğrenciyken, gençken hatta şimdi anneyken. Hiç fark etmez bir Cumhuriyet kadını olarak her seferinde aynı heyecanla yürüdüm ve yürüyorum. Şimdi çocuklarımda var yanımda daha kalabalığız. Onları da yanıma alıp konvoyun geçeceği caddeye doğru ilerlemekteyim. Seni her andığımda titreyen kalbim güm güm çarpıyor yine. Özledik…

Senden geriye bu bayramlar ve anma günleri kaldı, bir de bize emanet ettiğin koca bir Cumhuriyet. Her seferinde sorguluyorum becerebildik mi korumayı, ilerletmeyi…

Yapıyoruz Atam gözümüz gibi bakıyoruz emanetine. Yalan değil çok sarsmak isteyenler oldu ama dimdik buradayız yine. İçimize öyle işlemiş ki sözlerin, ilkelerin biz senin neslin olarak korkmuyoruz sayende özgürüz kuşlar gibi ve fikrimiz hür vicdanımız hür tıpkı senin söylediğin gibi.

Vatanımın dört bir yanında olduğu gibi ben de İstanbul’da Bağdat Caddesinde kutlamalardayım. Kaldırımın kenarında elimizde bayraklarla duruyoruz. Genci, yaşlısı, minicik bebeğine varana kadar kaç kuşak bıraktığın Cumhuriyet’e teşekkür için, coşkuyla kutlamak için buradayız. Marşlar hoparlörden geceyi inletmekte. Yüzlerce insan hep bir ağızdan eşlik ediyoruz. Bayraklar ellerde, gözlerde haklı bir gururla duruyoruz. İçimiz mutlu ve kıvanç dolu sayende. Burukluk hep olacak ama bize bıraktıkların ve söylediklerin önderliğinde nemli gözlerle anıyoruz seni her seferin de. Tüm bu coşku her gün, her saat içimizde. Özledik…

Ağızlarda marşlar, yüreğimize ektiğin vatan sevgisi sana duyulan minnetle yürüyoruz şimdi… Cumhuriyet yürüyüşümüz 99 yıldır sürüyor ve yüzyıllarca sürecek. Aklımdan ses kayıtlarından ezbere bildiğim sözün geçiyor. “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyet’i ilelebet payidar kalacaktır.”

Seni hiç tanımamış ama seni içine, yüreğine kazımış buradaki herkes gibi ben de bıraktığın emanetin bir neferi olarak sevinçle eşlik ediyorum yürüyenlere. Kalabalığın içinde kulaklarda sanki senin sesin, yürekler sana akıyor ve akın akın yürüyen herkesin başı dik.

Yürüyoruz geleceğe, tıpkı sen geri gelmiş bizimle yürüyormuşsun gibi…

 

Nezihe Araz’dan alıntıdır:

Not: Bundan tam 99 yıl önce 28 Ekim gecesi Çankaya’daki yemekte Atatürk can dostlarını etrafına toplamış içi içine sığmayarak bir açıklama yaptı. “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” masadaki herkes onun dediğini yapan biri olduğunu biliyordu. Şok etkisi geçince onun heyecanına ortak oldular. Ve 29 Ekim 1923 de Atatürk öğleden sonraki meclis toplantısında ilelebet payidar olacak nesillere emanet ettiği en önemli eseri Türkiye Cumhuriyet’ini ilan etti.

Burcu Ertürk

 

Önceki İçerikSALT’ın Perşembe Sineması Gösterimleri 3 Kasım’da Başlıyor
Sonraki İçerikGEBE : Cennetle Cinnet Arası Bir Yerde
1980 yılında İstanbul’da doğan Burcu Ertürk, Uludağ Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi mezunudur. Londra’da iki yıllık eğitim aldıktan sonra özel bir firmada bütçe ve finans konsadilasyon dairesinde uzman yardımcısı olarak çalıştı. Yıllar boyunca hobi olarak araştırma ve deneme yazıları yazan Ertürk aynı zamanda toplumsal dayanışma derneklerinde gönüllü yardımlaşmada bulundu. Bu süre zarfında şahit olduğu ve dokunabildiği hayatların seslerine daha fazla kayıtsız kalamayıp 2017-18 yıllarında radikal bir karar vererek kadın ve toplumsal şiddet olaylarını inceleyerek topladığı gerçek hayat hikayelerinden yola çıkan romanlar yazmaya başladı. Şu an için dört romanı bulunan Burcu Ertürk, insanların hayatlarına daha yakından dokunabilmek ve seslerini duyurabilmek adına özellikle kadın meselelerini konu alan ilk romanı Yade’yi 2020 de yayımladı. Yakında ikinci romanı yayımlamak üzere çalışmalarına devam etmektedir. İdeali gerçek hikayeleri kaleme alarak okurlara ulaştırabilmek olan Burcu Ertürk hala İstanbul’da yaşamaktadır. “Çok istedim kalemi kırmayı ama o inatla yazdı.”