Sosyal Medyadan Doğan, Çok Yönlü Bir Yazar: Haluk İlhan

Doruk, Bars, Kalemimden Dökülenler adlı eserlerin yazarı Haluk İlhan ile Yasemin Sungur röportaj yaptı. Keyifli okumalar dileriz.

Merhaba Haluk. Tanışıklığımız ne zaman başladı hatırlamıyorum. Facebook, arkadaşlığımızı pekiştirdi. Sosyal medyanın bu yanını çok seviyorum. Uzakları yakın yapıyor, ortak bilgi kullanımı sağlıyor doğru kişilerle buluşursak.  Güne başlama enerjin çok yüksek hissediliyor her gün sabah yazdığın konular ve eklediğin fotoğraflardan. İşin nedeniyle sık sık seyahat ediyorsun, iş gezilerini hem kendin hem de bizler için sanki bir turistik ve kültürel geziye dönüştürüyorsun. Bu arada geçen ay 3. kitabın yayınlandı. #ÖzgürMartı’nın konuğu olduğun için teşekkür ederim.

  • Adım çıkmış kitapçıya, önceliği kitaplarına vereceğim. Sen nasıl yazar oldun? Doruk nasıl doğdu? Doruk kim? Sırasıyla anlat bakalım. 

Aslında kendime yazar demem ne kadar doğru bilemiyorum. Çünkü bir sosyal medya platformunda günlük hikaye tarzında yazdığım yazılar ile başladı her şey. Sonra o sosyal medyadaki arkadaşlarımın isimlerini kullanarak bir roman yazıp, her gün yayınlamaya başladım. Doruk böyle doğdu, tam 11 sene önce. 2017 yılına kadar da Doruk’u kitap olarak basmayı hiç düşünmedim. Doruk’tan önce yazdığım Giz 1, Giz 2, Coşku ismini verdiğim  hikaye tarzında olan çalışmalarım vardı. 2017 yılında bir arkadaşım sen neden roman yazmıyorsun, kelimeler ile aran iyi deyince, benim romanım var dedim, göndersene okuyayım dedi, gönderdim, Haluk bunu basalım, müthiş dedi ve her şey öyle başladı, Doruk birkaç ay içinde basıldı.

  • Okurlarla nasıl buluştu kitap?

Sosyal medyada arkadaşım çok, özellikle Facebook’ta her gün yazdığım için ciddi bir takipçi listem var. Doruk çıkıyor deyince ilgi müthiş oldu. Doruk hazır gel al dediklerinde, matbaaya gittim, şok geçirdim, 650’ye yakın kitap, eve getirdim, dizdim onları. Tanrım dedim ben bunları nasıl satacağım. Ama sosyal medyadaki arkadaşlarım öyle ilgi gösterdi ki, adresler yağmaya başladı. 650 kitap iki üç ay içinde tükendi. Ve hemen hemen hepsi Facebook’taki arkadaşlarım tarafından satın alındı, hiç kitapçılarda olmadı Doruk, hepsini tek tek ben imzalayarak kendim kargoya teslim ederek gönderdim. Sonradan iki kez daha basıldı Doruk. Şu anda yaklaşık bin iki yüz arkadaşım da Doruk var.

 

  • İkinci romanın adı Bars. Kitapların adı nasıl konuyor? Çevrende yaşananlar mı yer alıyor romanlarda? 

Doruk o kadar beğenildi ki, hemen Doruk 2 istendi. Beğenilmesinde Doruk’ta yer alan hayat hikâyelerinin etkisi çok büktü. Her okuyan bir şekilde o hayatlardan birisinde kendisini buluyordu ve hepsi benim hayatıma giren veya çok iyi tanıdığım arkadaşlarımın hayat hikâyesiydi, tabii ki biraz kurgulamak zorunda kalmıştım. Doruk 2’yi yeniden yazma şansım yoktu. Bars diye yarım kalan ve benim Botswana hayalimi anlatan bir romanım vardı. Facebook’a tamam dedim, yazacağım ama bana hayat hikâyesi lazım, gönderirseniz Doruk 2 olacak. 29 tane hayat hikâyesi geldi, içlerinden 10 tanesini Bars’ın içine ilave edip Doruk ile Bars’ı tanıştırdım. İkinci kitap, yani Bars böyle doğdu. Asıl baskın karakter Bars ama Doruk ile arkadaş oluyorlar, böylelikle Doruk sevenler de ikinci kitapta istedikleri hayat hikâyelerine ulaşmış oldular.

  • Kalemimden Dökülenler yayınlandı 1 ay önce, bu kez blog yazılarından bir derleme oldu. Nasıl seçtin konuları? Okurlardan gelen yorumlar nasıl? 

Blog yazılarımı 2005’ten beri yazıyorum, aslında şu anda dokuz yüze yakın yazım var ki, artık eskisi kadar bloğa koymuyorum. O yazıları çok beğenince arkadaşlarım, bu sefer de onlardan kitap yapayım dedim. Aklınıza gelebilecek her konuda bir yazım var, tabii kendimce, kendi gözlemlerim, kendi hayat tecrübelerim. İyi bir gözlemciyim, iyi bir dinleyiciyim. Aslında Doruk ve Bars’ın yaratılmasında da aynı yolu izlemiştim. O gözlemlerimi Doruk ve Bars’ta romana uyarladım, Kalemimden Dökülenler’de ise o gözlemlerimi düz yazı olarak aktardım.

  • Sanırım tüm okurlarını tek tek tanıyorsun? Hepsiyle senin ya da kitapların fotoğrafı var mı arşivinde?

Evet, şu ana kadar Doruk, Bars ve Kalemimden Dökülenler’i alan arkadaşlarımın çok büyük bir bölümünün fotoğrafı var bende, ya da en azından kendi yaptıkları bir kolaj mevcut. Hepsini yüz yüze tanımıyorum ama arkadaşlarımın çoğu ile sosyal medyadan mutlaka bir konuşmuşluğum vardır. Zaten sosyal medya olmasa, benim o vefakâr arkadaşlarım olmasa, kitap satışı falan mümkün olmazdı. İnanılmaz bir destek verdiler. Yani ben bugün bir yere gelebilmişsem bunu sosyal medyada yer alan tanıdık, tanımadık arkadaşlarıma borçluyum.

 

  • Bir haberci gibi her sabah gündemle ya da seçtiğin konularda ilgili yayın yapıyorsun? Sen tüm bunlara nasıl zaman ayırıyorsun?

Ben zamanı etkin kullanmaya çabalıyorum. Bir kere az uyuyan birisiyim ama bu senelerdir böyle, günde ortalama 3-4 saat uyuyorum. Dolayısıyla bir şeyler yapmak için 17-18 saat vaktim oluyor. İşim gereği Home – Office çalışıyorum, Türkiye’de müşterim yok, Afrika – Orta Doğu ve Uzak Doğu satışlarına bakıyorum ve çok seyahat ediyorum. Seyahatlerde de döndükten sonra da bana bolca zaman kalıyor. Yazdığım her şeyi bilmiyorum tabii ki ama yazarken çok şey öğreniyorum, öğrendikten sonra da başkaları da öğrensin diye paylaşmayı seviyorum.

  • Üniversitede hangi bölümde okudun? Nasıl bir öğrenciydin?

Ben kurulduğunda Kocaeli Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi olan, bugünkü Kocaeli Üniversitesi Elektrik Fakültesini 1980’de bitirdim. O gün bugün çalışıyorum. Sanırım başarılı bir öğrenciydim, altı yaşımda ilkokul ikiden başladım okumaya, 21 yaşında mühendislik yapmaya başladım.

  • İş hayatın aktif devam ediyor, kaç yıl oldu? Neler öğrendin iş hayatı okulunda?

1980 senesinde çalışmaya başladım, 1983 yılında askerliğimi 4 ay kısa dönem avcı er olarak yaptım. Arkasından 1984 ve 1985’te Londra’da İngilizcemi ilerletmek için bulundum. Sonrasında profesyonel yaşamım başladı. Önce elektronik, sonra telekomünikasyon, sonra sağlık ve en son da petrol sektöründe çalışmaya devam ediyorum, 2006 yılında emekli oldum. Yani İngiltere ve askerliği çıkartırsak yaklaşık 36 senedir çalışıyorum. Tabii İngilizcemin iyi olması nedeniyle hep uluslararası firmalarda çalıştım. Şimdi de bir İtalyan firmasının satış direktörlüğünü yapıyorum, üç sene oldu bu görevimde çalışmaya başlayalı.

  • Oğlun ve onun yaşındaki gençler için deneyimlerinden neyi onlarla paylaşmak istersin?

Oğlum benim her şeyim, çok başarılı bir öğrencilik hayatı geçirdi. Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğini bitirdi, ALES’te Türkiye altıncısı olunca Üniversite Hazar’a lisans üstü eğitim hediye etti. Bu arada Tübitak’tan bir proje aldı. Şimdi de çok sevdiği yazılım işinde, o da benim gibi Home – Office çalışıyor, keyfi yerinde. Önerim dersen, benim gençlerden ziyade ailelere bir tavsiyem olacak. Bırakın çocuklar karar versin ne yapacaklarına. Hazar bana hep fikir sordu ama ne yapayım diye değil, bunu daha iyi sence nasıl yaparım diye. Kararı o verdi, benim sadece tecrübelerimden faydalanmak istedi. Onlara güvendiğinizde, onlar ne yapmaları gerektiğini biliyorlar.

  • Neler okuyorsun? Hangi kaynaklardan besleniyorsun?

Açıkçası çok okuyorum ama genelde kendi tarzıma yakın romanlar oluyor. Bir de senin gibi arkadaşlarımın yazdıkları romanları veya konulu kitapları okuyorum. Ben daha çok polisiye ve gerilim tarzında romanlar yazdığım için, o tarz romanları okumayı daha çok seviyorum. Her sabah iki bazen üç gazeteyi internetten okuyorum. Twitter’dan her gün neler oluyor, kontrol ederim. Birçok haber sitesine üyeyim, anında gelen haberleri takip ederim.

  • Sırada ne var?

Sırada aslında iki sene önce başladığım ve yarım kalan romanım var. Konu ararken bir gün Google’da esrarengiz çözülmemiş olaylar yazdım, birçok olay içinde Van’daki Urartu taşları dikkatimi çekti. O konuyu epeyce inceledim ve yazmaya başladım. 26 bölüm hazır. Bu romanımı yazarken henüz hiçbir kitabım basılmadığı için romanlarımın basılı olup olmamasını önemsemediğim için yarım kalmasında sorun yoktu. Şimdi dördüncü kitabın yarısı hazır gibi, diğer yarısını da yazmaya başlayacağım. Bu romanımda da diğerlerinde olduğu gibi yakın arkadaşlarım olacak. İnşallah 2019’da dördüncü kitap hazır olacak ve okuyucularımla buluşacak.

  • Hayat felsefenle ilgili bir cümle desem?

Dün geçti gitti, Yarın nasılsa gelecek, anı yaşa. Ben bir Carpe Diem’ciyim.

  • Eklemek istediğin bir soru var mı? Haydi sen de kendine bir soru sor?

Hayallerimin çoğunu gerçekleştiren birisiyim. Şimdi en büyük hayalim, Doruk ve Bars’ı bir ustanın okuyup, bundan güzel bir sinema filmi olur demesi. Ben çok dizi ve film seyreden birisi olarak çok etkili olacağına inanıyorum. Bu sektörden birileri kitaplarımı okuduğunda beğeneceklerini düşünüyorum, mutlaka eksikleri vardır ama iyi bir çalışmayla Doruk & Bars keyifli bir sinema filmi olabilir. Hani ne istiyorsun deseler, sanırım şu anda en çok istediğim şeylerin başında bu geliyor.

-Teşekkür ederim.

-Ben teşekkür ederim Yasemin.

Röportaj: Yasemin Sungur


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikNetwork Nasıl Oluşturulur?
Sonraki İçerikYeni Umutlar Doğuyor
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...