Chionophile (çiniofil)

Çiniofil kısaca ‘kar seven insanlar’ demek. Ben de onlardan biriyim.

O 1980’lerde yarıyıl tatili sonrası tüm İstanbul’u kaplayan, tatilin uzamasına sebep olan yoğun kar yağışının keyfini yaşayan bir kış insanı olarak, o günleri çok özlüyorum.

Küresel ısınmanın neden olduğu hava koşullarının değişimiyle kar yağışı neredeyse görülmeyen şehirlerimizdeki huzuru kendi ellerimizle yok ettik.

Geçen haftalarda, uzun zamandan sonra ilk defa aralık ayında karda yürüyen biri olarak çocukluğuma geri döndüm. Tahmin edeceğiniz üzere yurtdışındaydım. Çünkü İzmir, aralık ayında hâlâ 17-18 derece ve parçalı bulutlu.

Sadece kar yağması bile #wellbeing #esenlik aracı biliyor musunuz? Neden mi?

Kar yağışını seven insanlar:

⛄ ‘An’a odaklanırlar. #mindfulness

⛄  Yalnız kalmayı severler.

⛄  Karın sesiyle huzur bulurlar.

⛄  Küçük şeylerle mutlu olurlar.

⛄  Zorluklar ile başa çıkabilirler.

☃ İçlerindeki çocuğu canlı tutabilirler.

Tüm maddeler aslında #wellbeing’in 8 boyutunun birçoğuna temas ediyor.

Üstelik karın #huzur vermesinin bilimsel açıklaması da var: Ses, kara rastladığında ses dalgalarının büyük bir kısmı karın içine girer. Ve birçoğu geri çıkamaz. Yani kar tanecikleri ses dalgalarını yutar.

Doğa, bize huzuru vermiş ama biz onu da yok etmenin yolunu bulmuşuz. Şimdi de geri arıyoruz.

Yeni yıl dileğim, o huzurun ülkemize ve dünyamıza geri gelmesi. Kar, bunun bir aracı belki. Ama bir sakin durup, doğanın sesini dinleyip, yumuşacık beyaz örtüye kendini atabilmenin, içindeki çocuğu beslemenin daha güzel bir yolu var mı? Sahi, kar topu oynamayı, karda yuvarlanmayı ve kar meleği yapmayı sevmeyen var mı?

Ece Süeren Ok

Önceki İçerikHayat Teoride Kalanları Sevmez
Sonraki İçerikHaldun Taner Öykü Ödülü’nün sahibi Polat Özlüoğlu oldu
Ömür boyu gelişim için öğrenmeye düşkün, hareket etmeye tutkun ve paylaşmayı seven, zaman zaman yorucu ve zorlayıcı, yüksek enerjili Anne, İş kadını, İK aşığı , Sporcu ve hep çocuk. Doğduğundan bu yana hep seven ve de sevildiğini hissetmenin vermiş olduğu şans ile 1992 de başladığım kariyerimde sevdiğim yerde sevdiğim işi yapma şansını yakalamış olan ben, 2010 yılında hayat amacımı netleştirdikten sonra daha çok fayda yaratmak için çalışıyorum.