Sevmek için anlamalı, saygı duymak için sevmeli…

Ben ve sen
Ben, sen ve diğerleri
Diğerleri ve ötekileri

Daha devam edebilirim, ancak anladınız siz neden bahsedeceğimi. Farklılıkların yaratığı sorunlara çözüm aramıyorum, sadece anlamaya çalışacağım.

yaseminTüm insanlar birbirinden farklı. Her birimiz farklıyız. Farklı şeylerden etkilenir, farklı şeyleri severiz. Tüm insanların birbirinden farklı olduğunu görür ve biliriz. Bu farklılıklar bizim kişisel özelliklerimizi oluşturur. Esmer, sarışın, kısa, uzun, küçük, büyük, duygusal, mantıklı vb. Bu farklı bedenlerde, zihinlerde farklı fikirlerin olacağını ise kabul etmeyiz. Çözüm aramıyorum dedim, ancak bildiğim sihirli bir çözüm var. Tek yapmamız gereken farklılığı kabul etmek. Farklı düşüncelere sahip olacağımızı, herkesin bizimle aynı fikirde olmayacağını kabul etmek. Kabul edince ilk engel ortadan kalkıyor ve anlamaya doğru ilk adım atılıyor.

Kabul etmenin ikinci adımı olduğu gibi kabul et, kabul et ki anlamaya devam et. Anlamak işin özü. Anlarsak emek veririz. Birbirimizi tanımak, sevmek ve saygı duymak için anlamalıyız. Anlamazsak sevmeyiz, sevmezsek saygı duymayız. Sevgiyle birlikte gelişen saygı olumludur, gerçektir. Korkuyla gelişen saygı ise olumsuzdur ve endişe yaratır.

Ben ve sen, birbirimizi tanıyacak, tanıdıkça farklılıklarımızı anlamayı öğreneceğiz.
Ben, sen ve diğerleri, ötekileri renk, ırk, kültür, din, dil farklılıklarıyla daha güzel bir dünya hayalimizi, birbirimizi tanıyarak, anlayarak, severek ve saygı duyarak birlikte gerçekleştireceğiz.

Fark edin, anlayın, sevgiyle nefes alın ve adım atın.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerik140 karakterlik mutluluk
Sonraki İçerikGeleceği Tahmin Etmek
Yasemin Sungur
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben aslında bir “Hayat Öğrencisi”. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakamadım bir türlü. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri kahkahalarımla uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla hayat bir başka güzel. Şükür...