Sen Ölme ki, Sevgilim…

“Ben ölsem üzülür müsün” dedin bana dün…
Bugün Meral Okay öldü… Öldüğünü okuduğumda içim sızladı, üzüldüm… Akşam, onun Yaman’ına kavuştuğunu ve ona yazdığı aşağıdaki mektubunu okudum, çok duygulandım…
Sonrasında, aklıma dün bana sorduğun şu sorun geldi: “Ben ölsem üzülür müsün?”

Meral Okay’dan Yaman’a:
“Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman’ın eşyaları var… Küçük küçük poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma halidir… Yaman o kadar temiz bir adamdı ki ona kızamazdınız. Bir o kadar da yiğitti. Ben derdim ki; bu adam ne zaman yorulacak! Meğer acelesi varmış… Her şeyi o kadar yoğun, hızlı ve coşkulu yaşıyor ve yaşatıyordu ki büyüleyici bir şeydi bu. Ben köşeleri çok olan bir insandım. Yaman beni eğitti… Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ‘biz’ olabilme halidir… İnsan egosu denetlenmesi en güç şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz… Biz birbirimize karşı çok saygılıydık… Eee bazen de sıkılırdık, hele üç beş aydır bir aradaysak birbirimizin gözüne bakardık, önce kim gidecek diye, böyle nefes molaları da verirdik…

Döndüğümüzde yepyeni bir enerji ve hasret bekliyor olurdu bizi… Aşk bazen de bir kıyamama halidir… Şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim, o benden daha iyi bir insandı… O kadar bebek, o kadar adam, o kadar temiz, onun kadar beklentisiz, onun kadar temiz yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Buradan bir öğretmen öğrenci ilişkisi anlaşılmasın… O, o kadar ahlaklı ve temizdi ki, yaşam biçimi ve duruşu karşısında başka türlü olamazdınız. Onun yanında kirli kalamazdınız. Böyle bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana… Bu ateşle yanma hali o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın…

Yaman’la her günümüz sevgililer günüydü… Eşine bu kadar çok çiçek getiren bir adamı daha analar doğurmamıştır… Biz birçok defa sabah uyanıp birlikte gün doğumunu seyreder, ne bileyim çingene vapuruna binip sabah erken boğazı turlardık. Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda eksik, aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır… Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıklardaki tutku kutsanır hep… Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre sahibiz biz..”

Sen ölme sevgilim…

Sen ölme ki, içimde senin olmayı bekleyen kadın yaşasın…

Sen ölme ki, ben yaşayayım, doğuracağım çocuklar yaşasın…

İçime bir şey oturmasın, nefesim daralmasın sensizliği düşünmeyeyim ağlarken…

Sen ölme ki sevgilim, Roma ağlamasın!

Sen ölme ki, Aşk Çeşmesi’nin suları gözlerimden akan yaşlara dönmesin… İyi si mi sen ölme aşkım!

Sen ölme ki, Roma günlerimiz hatıralarda kalmasın, kızlarıma masal olmasın…

Boğazım düğümlenmesin, bunu düşünmek bile benim elimi ayağımı kesmesin…

Sen ölme ki sevgilim, ben senin toprağının üstünde gecemi geçirmeyeyim…

Sen ölme ki sevgilim, canından bana can veren annem kadar beni seven bir kişi daha olduğunu bileyim şu hayatta…

Sen ölme ki, hayallerimiz Biz’siz kalmasın, ben o hayalleri düşünüp düşünüp sensizliğin içinde boğulmayayım…

Sen ölme ki, ben önüme çıkan herkesi senle kıyaslayıp “Yok yapamayacağım kimse onun gibi olamaz” demeyeyim…

Sen ölme ki, bembeyaz bir evimiz olsun, içinde senden benden canlar doğsun büyüsün…

Sen ölme ki aşkım, Maldivler’in kumlarına isimlerimizi yazalım…

Sen ölme ki sevgilim, ben bembeyaz gelinliğimle gözlerinin içine bakayım…

Sen ölme ki, ben deniz kenarında güneşlenirken senin çocuklarımıza yüzme öğretmeni izleyeyim…

Sen ölme ki aşkım, ben her şeyimi senle öğreneyim… Kadın olmayı, anne olmayı…

Sen ölme ki aşkım, ben toprağının üstünde keşke senin olsaydım diye seni benden aldı diye Allaha isyan etmeyeyim… Sen ölme ki aşkım, bende onun gibi meğer acelesi varmış demeyeyim, Allahın benim için gönderdiği bir melekmiş demeyeyim…

Sen ölme ki aşkım, yapalım dediğin ve yapmayalım dediğim her şey için ömür boyu vicdan azabı çekmeyeyim… Sen ölme ki aşkım, ben deli divane arkandan hayatımın içine etmeyeyim…

Sen ölme ki aşkım, bende arkandan o benden daha iyiydi, daha temizdi, daha her şeydi demeyeyim…

Sen ölme ki aşkım, bende arkandan “böyle şölen gibi bir aşk yaşayınca başka her şey çadır tiyatrosu gibi” demeyeyim…

Sen ölme ki aşkım, ben her gece son nefesimize kadar senin kollarında uyuyayım, sana sarılayım…

Sen ölme ki aşkım, ben her beraber günümüzde Allaha şükredeyim… Sen ölme aşkım! Ölme ki, ben arkandan yaşayan bir ölüye dönmeyeyim…

Sen ölme ki aşkım, Roma’yı Venedik’i, Maldivler’i, Varna’yı, Paris’i Londra’yı Prag’ı Mısır’ı, Amsterdam’ı, dünyanın her yerini senle gezme hayalleri kurayım…

Sen ölme ki aşkım, hayallerim ölmesin, inancım bitmesin…

Sen ölme aşkım! Beni de öldürme! Her yazdığım satırda gözlerimden yaş akmasın… Sen ölme ki aşkım…

Sensizlikle yaşamak ağır gelmesin, hayatın tadı tuzu gitmesin… Sen ölme ki aşkım, ben eşittir sen, sen eşittir ben bozulmasın dağılmasın…
Sen ölme ki aşkım, ben bunu düşünürken kalbim sıkışmasın, göğsüme bir şey oturmasın boğazım düğümlenmesin…

Sen ölme ki aşkım, hayatımın sürprizleri bitmesin…
Sen ölme ki aşkım, güneş bizimle doğsun bizimle batsın…

Sen ölme ki aşkım, ben işten eve dönmek için saat sayayım, akşam olsa da evimizde olsak diyeyim…

Sen ölme ki aşkım, dünyaya hatıralar bırakalım… Zamana sonsuzluk katalım…

Sen ölme ki aşkım, ananemle dedem gibi olalım… Sen ölme ki aşkım, benden önce ölme… Allah aynı anda canımızı alsın…

Sen ölme ki aşkım, ben o karanlık toprağın altına yattığımda senin ışığınla aydınlanayım…

Sen ölme ki aşkım, yatağımızda aramıza alıp uyuturken çocuklarımızı bu bile ömre bedel olsun…

Onların kokusunu içimize çekerken bebek kokusu odaya yayılırken gözlerimizin içine bakalım…

Sen ölme ki aşkım, çocukluk hayallerim gerçek olsun!

Sen ölme ki aşkım… Sen ölme…

Suzan KARAKAŞ


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: