Renkler Neden Önemlidir?

Renkler Neden Önemlidir?

Renksiz bir dünya düşünebiliyor musunuz? Bir dünya düşünün, tüm renkler yok olmuş, geriye ne kalır?

Sadece bir an hayal edelim. Eğer renkler olmasaydı ne görürdük? Gördüklerimizi nasıl tanımlardık?

Hayatımızda her şey yolunda olduğunda, ters gittiğinde, yaşadıklarımızı tanımlayamadığımızda duygularımızı anlatırken kullandığımız ifadelerde çoğu zaman renkler başrolde. Çok mutluyum, her şey tozpembe derken, birdenbire dünyam karardı, her şey kapkara oldu veya ne olduğunu hiç anlayamadım sanki her şey gri derken bizi dinleyenlerle en hızlı yoldan iletişim kuruveriyoruz.

Bir de insanları tanımlamak için kullanırız renkleri, çevremizde renkli ve renksiz insanlar vardır. Renkli dediğimiz insan mutlu, kendi ile barışık, sevgisini gösteren, çevresine neşe saçan, renksiz diye tanımladığımız insan ise mutsuz, tedirgin, sevgisiz ve çevresi ile iletişime kapalıdır.

Renkler bizi rahatlatıyor, mutlu ediyor veya huzursuz ediyor, kendimizi kötü hissetmemize neden oluyor. Renklerin duyguları, anlamları ve enerjileri var.

Renkler ışık sayesinde gözümüze ulaşıyor, görme duyumuz ile renkler, aydınlık ve parlaklık sayesinde her şeyi görüyor ve birbirinden ayırt ediyoruz. Aydınlığın çok rengi var, ancak karanlığın tek bir rengi var.

Renk gözle yakalanan bir ışıktır. Işığın eşya üzerine çarpmasıyla, yansıyan ışınlardan gözümüzde meydana gelen duyumların her birine “renk” denir. Renk anlamı; ışık, göz ve beyinle algılanır. Bütün renkler beyaz ışıktan doğar.

1642 – 1727 yılları arasında yaşayan İngiliz fizikçi İshak Newton renkler konusunda yaptığı çalışmalar ile bugün tanıdığımız temel renkleri ve karışımlarıyla tanışmamızı sağlamış. 1670′ de güneş ışığını elmas bir prizmadan geçirerek, renkleri ayırmış, güneş ışığının tıpkı gökkuşağında olduğu gibi yedi rengi yukarıdan aşağıya doğru bir perdeye yansımasını sağlamıştır. Renklerin psikolojik ve fizyolojik etkilerini araştıran bir renk bilimi vardır artık.

Renk bir enerjidir. Renk bilimi pozitif bir bilimdir.

Rengi görmek için beynimizde görsel uyarı oluşması lazım. Gözle görüyoruz, göz ışık uyarılarını belirli işlemlerden geçirerek algılar. Beyin görüntüyü değerlendirir, hafızadaki görüntüler ile karşılaştırır, yorumlar ve görür.

Renkler Bizi Nasıl Etkiliyor?

Tarih boyunca insanlar renklere hep bir anlam yüklemişler, özel günlerinde giydikleri kıyafetlerin gücüne inanmışlar ve renklere yükledikleri anlama göre giyinmişler. Bu günümüzde de devam ediyor. Tapınaklarını inançları doğrultusunda kutsal olarak gördükleri renklere boyamışlar. Eski Çin’in başkenti Pekin’de tüm duvarlar iyi ve kötü ruhları sembolize etmek amacıyla maviye, çatılarsa sarıya boyanırmış. Eski Mısırlılar ise tapınaklarının tavanlarını cenneti hatırlatması için maviye, zeminini de Nil nehrinin bereketini simgelercesine yeşil renge boyalarmış. Buda, ruhsal bilgeliği yüceltici konuşmalar yaparken sarı, insanoğlunun değişken kaderini düşünürken de kırmızı kıyafetler giyiyormuş.

Renkler bugün hastalıkları tedavi etmek için de kullanılıyor. Renkle teşhis, tedavi ve terapi yapılıyor. Renk terapisi adı altında yapılan bu uygulamalarda farklı yöntemler vardır, ancak en çok uygulananı renkli ışık terapisidir. Yapılan çalışmalarda kırmızı ışığın sinirli ve saldırgan davranışlara yol açtığı, sinir sistemini olumsuz yönde etkilediği, kalp atışlarını ve solunum sistemini hızlandırdığı ortaya çıkmıştır. Kırmızı enerjisiyle yapılan deneylerin sonucu insanlarda daima fizyolojik ve zihinsel olarak normalin üstünde ataklık ve aktivite görülmüştür. Mavi ışık kullanılarak yapılan deneylerdeyse tam tersi sonuçlar elde edilmiştir. Bu tonlardaki ışıkların sakinleştirici etkisi, uysallık ve sessizlik halleri görülmüştür. Böylece mavinin fizyolojik olarak kan basıncını düşürdüğü solunumu yavaşlattığı kas faaliyetlerini en aza indirdiği görülmüştür. Yapılan bazı çalışmalarda insanların, rengin etkisini rengi görmeden bile hissettikleri keşfedilmiş.

En çok bizi doğadaki renkler etkiler, bir şeyler anlatır, mesajlar verir. Masmavi bir deniz, kırmızı bir gül, sapsarı ayçiçeği tarlası veya muhteşem sarıdan koyu kırmızıya giden tonları ile gün batımına hangimiz bakmadan geçebiliriz.

Hangi Renk Ne Anlama Geliyor?

Farklı ülkelerde aynı renge tam tersi bir anlam da yükleniyor. Günümüzde yaygın olarak renklerin anlamları:

Kırmızı: Canlılık, dinamizm, ataklık, azim, aşk, cinsellik, ihtiras, güç, cesaret ve kararlılık

Sarı: Neşe, zekâ, incelik ve pratiklik, pırıltı, zenginlik, sevinç ve huzur

Mavi: Sonsuzluk, özgürlük, rahatlık, hayal gücü, barış ve öncülük

Beyaz: Saflık, temizlik, barış, istikrar, güven ve merhamet

Siyah: Güç, tutku, gizem, asalet, koruyucu ve çoğu ülkede matem

Yeşil: Doğa, huzur, büyüme, hareket, sağlık, bereket ve canlanmak

Mor: Asalet, bilgelik, lüks, başarı, ihtişam, itibar ve özgürlük

Pembe: Neşe, güven ve rahatlık, sevgi ve başarı

Turuncu: Neşe, hız, ucuz, canlı, yapıcı ve pozitif enerji

Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimlilik

Kahverengi: Toprak, doğallık ve doğurganlık

Gri: Alçak gönüllülük, denge, açıklık ve şefkat

Bugün kullandığımız temel renklerle başlayan renklerin zenginliği insanların hayal gücüyle artmaya devam ediyor. Evrende var olan her şeyin bir rengi var.

Bugüne dek kaç renkle tanıştınız? Kaç mavi, kaç sarı, kaç kırmızı, kaç beyaz? Kaç tane mavi tanımlayabiliyorsunuz? Tanımlayabildiğiniz kadar tonu var her rengin. Renklerle varlığınızı güçlendirin. Kalbinizde ne renk büyüttüğünüzü fark edin.

(Genellikle tanımlarken “çok renkli” deniyor benim için. Renkli olmayı seviyor ve seçiyorum. Ne renk büyütüyorum kalbimde derseniz? En çok mavi, mavinin tonları, turkuaz, mercan, kırmızı…)

Yasemin Sungur 

Önceki İçerikKıymık
Sonraki İçerikAralık 2022- Güncel Sergiler
Yıllar önce okul dönemimin bittiğini söyleseler de ben hayatın tutkulu bir öğrencisi ve seçip aldıkları, özünden kattıkları ile sen izin verirsen ben bir rehber. Ben bir Özgür Martı. Ben bir düşleyen. Kanatlarım ile gelişime, paylaşıma ve değişime keyifle uçarım. İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara ulaşmak için MartiDergisi.Com’u uçurdum. Şimdi hep birlikte uçuyoruz. Kitapdaşlarımla birlikte Kitap ile Sohbet ederim ve onları İstanbul Oyuncak Müzesin de baş konuk olarak ağırlarım. Oyun oynamayı bırakmadım. Hayatı kelimeler ile anlatmayı, yazmayı ve onların büyüsüne kapılıp Yaz(ı) Kamplarımı keşfe dönüştürmeyi bilirim. Harekete Geçmeyenleri enerjimle uyandırırım. Sevgiyle nefes alıp, şiirle güne başlarım. Aşk ile Can oğlum ve Ceren kızımla, evrende hayat bir başka güzel. Şükür...