50’li Yaşlara Uzanırken Geçmişe Bakmak

Hep derler ya “Her yaşın bir güzelliği vardır” diye,  50 yaşıma merdiven değil, sütun dayamış biri olarak bugüne kadarki deneyimlerimi, öğrendiklerimi paylaşmak istedim.

Hatıralar…

En sevdiğim yaşlar 10’lu yaşlar. Küçüklük hallerimi hatırlıyorum her zaman, oyun oynamak için hiçbir fırsatı kaçırmazdım. Evde, arabada, otobüste, sıcak havada, soğuk havada sokaklarda oyunsuz geçmezdi zamanım.  Oyuncaklarımı her yere taşırdım. Her bir oyuncağımın özel isimleri vardı. İçlerinde kendi yaptığım bez bebeğimi çok severdim. Oyun ile uykuya dalardım, oyun ile uyanırdım.  Kesinlikle bu yaşlar en kıymetli yaşlardı. Oynadıkça yaşamı öğreniyordum. Belki de yaşamı oyunlaştırmayı bu yıllarda öğrendim.

Zaman, oldukça yavaş akıyordu 20’li yaşlara yaklaşırken. Ne yetişkin gibi görünüyordum ne de çocuk gibi. İki bedenin arasında sıkışıp kalmıştım resmen. Koşarak geçmek istiyordu bedenim bu tünelden. Aynadaki yüzümü sevmek için çaba harcıyordum; tek derdim tasam kendimdim. Ah o yıllar ne güzel çalışmışım kendimle. Üniversite sınavına daha az çalıştım desem yeridir. Bu yüzden kendi kimyamı daha fazla keşfetmek için kimya mühendisliğini kazandığım doğrudur. E her insanın kimyası başkadır. Hepimizin bileşeni farklıdır. Bu yüzden 20’li yaşlarıma giderken, bir kâşif edasıyla ilerledim.

Hoop attım kapağı 20 yaşlarımdaki en özgür zamanlarıma. Üniversiteye başladım tabi. Bir de ilk yıl sevgilim oldu. Havam 1500 ayar. Kim bilebilirdi sevgilimin sonradan benim aşkım ve biricik kocam olacağını? Coşkum tavan, böyle bir duygu yok diye resmen ayaklarım yerden kesiliyor. Yine ben kafayı kendime takmışım. Duygularımı keşfetmeye adamışım o zaman tüm öğretilerimi. Fizik, kimya, akışkanlar mekaniği hep 2. sırada geliyor hayatımda. Öğrenmenin tüm halini üzerimde ölçüp biçip bir güzel fistanlıyorum.  Üniversite yıllarını her genç yaşamalı bence. Hayata ve başarıya hazırlayan bir basamak bu yıllar.

Okul hayatım 30’lu yaşlarıma yaklaştığımda bitti.  Tabii bende bittim.  İçim içime sığmıyor. Kariyer hayatım başlasın istiyorum. Evlenmek istiyorum. Çocuk yapmak istiyorum. İstiyorum, istiyorum, istiyorum… Aklım fikrim çember misali dönüp dolaşıyor. Derken güzel insanlar, güzel iş hayatını öğretiyor bana. Çalışmak beni yormuyor. Çalıştıkça güzelleşiyor bedenim, ruhum, kalbim. Tüm dileklerim kabul oluyor. Ve isteklerimin hepsi gerçeğe dönüşüyor. Anne olmayı seviyorum. Sadece yaşlanmaya başlamanın ilk halini hissediyorum. Yüzümdeki kırışıklıkları anne olmaya verdiğim özen kadar seviyorum. Her çizgi sanki anne olmamın puanları gibi. Tekrar çocukluğuma geri dönüyorum ve bol bol oyun ile besliyorum bedenimi.  Oğlum gibi düşünüp oğlum gibi hareket ediyorum.

Hoşgeldin 40’lı yıllar. Farkındayım. Artık rakamlara takılmıyorum. Yaşım kaç olmuş, kilom kaç hiç sorun değil benim için hatta kilolarımla barışığım. Yuvarlak hatlarım hayatın girdaplı yollarında çok işime yarıyor. Süzülüyorum zamanın içinde. İçimden melodiler çıkıyor. Bestesi ben, güftesi ben şarkılarımı tüm gün çalıyorum. Tıkır tıkır topuklu ayakkabılarım ritim tutuyor bu melodilere. Kadın olmanın en harika hallerini benimsiyorum.  Estetik olmayı süslü olmaya daha çok tercih ediyorum. Uykularım kaçıyor. Kendi içimdeki başka bir kişiyi ortaya çıkarıyorum. Yeniden doğuyorum. Gençlik geliyor dallarıma. Tek tek kuşlar konuyor saçlarıma. Yaşlanmak artık yaş almaya dönüşüyor. Seviyorum yaşlandım kelimesini. Abla fazına geçiyorum.  Kanatlarım çıkıyor bedenimden. Tek tek taşıyorum gençlik duygularımı yüce yıllarıma. Nakış misali çocukluk renklerim, yaşlı bedenime çok yakışıyor. Çocuklar için teyze olmayı seviyorum. Hatta Zeliş Teyze demeleri beni çok mutlu ediyor. Tekrar çocuk kitaplarını keşfediyorum onlarla. Zaman gençlerle gençleşerek, çocuklarla çocuklaşarak geçiyor.

Hala yaşlanmayı kendinize dert mi ediyorsunuz? Dert etmeyin, öğrendiklerinize odaklanın. Her yaşın getirdiği yeni bilgiler ve deneyimler vardır. Öğrendikçe güzelleşir, olgunlaşırsınız. Güzelleştikçe kendiniz ile gurur duymayı bilin.

Rakamlar ile aranız tıpkı bir sevgili gibi olsun. Gençliğinize özlem duyun ama sakın kendi özünüzü terk etmeyin. Kendiniz sevin sevin, çok sevin.

Bu yazıyı okuyan her insan benden bir kucaklaşma kazandı, olur da bana orada burada rastlarsanız sımsıkı sarılın. Tamam mı?

Sevgiyle kalın.

Zeliha Dağhan


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: