Okurun Gözünden: Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri

0
181

Son yıllarda yazarlık ve yazma sanatı üzerine pek çok kitap okudum. Bu kitaplar arasında özellikle sevdiğim yazarlara ait olanlar, onların yazarlık serüvenlerini de yakından takip edebileceğim ve yazar hakkında merak ettiklerimin izini de hem satırlarda hem de satır aralarında sürebileceğim keyifli maceralar oldu benim için.

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri’ni yazarın kendisi değil, uzun yıllardır yazarlık dersleri veren ve Woolf üzerine yaptığı çalışmalarla ödüller kazanan akademisyen-yazar Danell Jones kaleme almış. Ancak metin, yazının girişinde belirttiğim gibi bir yazarın sesi olmayı çok iyi başarıyor ve bu yönüyle sadece yazıyla ilgilenenler için değil, Woolf okurları için de yazarın kurgu kitaplarında olmayan ince detayları bulabilecekleri keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

Bir roman karakteri olarak kurgulanan Woolf’u bir sınıfa ders anlatırken ve yazar adaylarının sorularını cevaplarken buluyoruz. Verdiği cevaplarda edebiyatının ve düşüncelerinin izlerini, onun eserlerinden yapılmış incelikli alıntılarla takip ediyoruz.

Jones aşağıda yer alan yedi önemli başlıkta yazar adayları için bir yol haritası sunuyor, her bölümün sonunda alıştırma önerileri ve tavsiyelerle bölümler destekleniyor.

1- Yazma Alışkanlığı Kazanmak

Çalışma saatleri konusunda hassas olmayı ve disiplini elden bırakmamayı öğütlüyor Woolf. “Takılabilirsiniz, hatta düşebilirsiniz, ama yazmaya devam edin. Bir günlük sayfasına karalanmış satırların sizi nereye götüreceği çok da mühim değildir. Bu notların asıl amacı, bir yazar olarak gözlem gücünüzü artırmak, kulağınızı hassaslaştırmak ve zihninizi yazmak için hazırlamaktır.” (sf. 21)

2- Çalışmak

Woolf, kendinize ait bir oda ve özgürlüğünüzü elde ettikten sonra odanıza kilit vurun ve rahatsız edilmeden çalışacağınız zamanı kendinize yaratın diyor.  Kitapta “Bir özgürlük alanına sahip olmak ve ne düşünüyorsak cesurca yazmayı alışkanlık haline getirmek” olarak ifade ediliyor bu düşünce.

3- Üretmek

“Yazmak istediğinizi yazdığınız sürece sorun yok; bütün mesele bu” diyor ve ekliyor: “Tam olarak ne düşünüyorsanız onu yazın, tek yol bu.” (sf. 37)

4- Yürümek

“Rehavetten uyanıp yazma havasına girmek için bu tavsiyeme kulak verip yürümeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Bu size huzur verir, yatıştırır. Düşüncelerinizi tazelemenizi sağlar. Algılarınız açılınca hızla bir şeyler şekillenmeye başlar zihninizde.” (sf. 48-49) Aynı zamanda sağlık için de oldukça faydalı bir öneri olduğunu eklemeliyim.

5- Okumak

Bu bölümde okurken içgüdünüzle okuyun diyor Woolf ve bu özgürlüğün bir okurun sahip olacağı en önemli nitelik olduğunu vurguluyor. Geniş bir yelpazede okuma yapmayı öğütlerken klasikleri de okumamızı ancak sadece iyi kitaplar okumakla kendimizi sınırlandırmamamızı da  ayrıca belirtiyor.

6- Yayımlatmak

“Otuz yaşına gelmeden hiçbir şey yayımlatmayın” bu bölümdeki en önemli tavsiyesi. Kendisinin kırk yaşında kendine ait sesle yazmaya başladığını açıklıyor. Bu da Woolf’un dilinden şöyle aktarılıyor:

“Eğer yayımlarsanız özgürlüğünüz kısıtlanır. İnsanların fikrini önemsemeye başlarsınız. Onlar için, onlardan iyi şeyler duymak için yazmaya başlarsınız.” (sf. 65)

7- Şüphe Duymak

“Bir romanın, iyi bir roman olabilmesi için biri yazmaya başlamadan önce onu yazmanın imkânsız olması gerekir.” (sf. 80) Yazarın hayatı her daim sorgulaması ve kendi sanatı için damıtması gerektiğini vurgulayan Woolf gerçek bir yazarın başarısı kabul edilsin ya da edilmesin yazmaktan vazgeçmeyeceğini de özellikle belirtiyor.

Her şeyden önce bir kadın olarak Virginia Woolf’u takip etmemek, yazdığı her satırda, sosyal hayata, kadın-erkek eşitsizliğine dair her gözleminde ince zekâsına ve aktarım gücüne bir kez daha hayran kalmamak mümkün değil. Kitap “Yeteneklerinizi, hayatta olan ya da olmayan, büyük yazarlardan öğrenerek geliştirin” diyen Woolf’un bu tavsiyesine uymak isteyenler için de yazdığı binlerce sayfadan süzülmüş bir kaynak aynı zamanda.

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri

Danell Jones, 6. Baskı, Temmuz 2020, Timaş Yayınları

Ayşen Atalay

Önceki İçerikProf. Dr. Türker Kılıç’ın Yeni Kitabı Çıktı
Sonraki İçerikŞefkate Giden Yolda: Sema Demirkan Röportajı
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunuyum. İş hayatında çeşitli sektörlerde satış ve pazarlama alanlarında hizmet verdikten sonra, kendi kanatlarımla özgürce uçmaya karar verdim. Evliyim ve 2011 doğumlu bir oğlum var: Umut, Ada Atalay. Yazının gücüne her zaman inanırım. Söz uçar yazı kalır sözü benim için sadece genel geçer bir kavram olmayıp içselleştirilmiştir. Yazmak, yazdıkça tutkuya dönüşen bir eylem aynı zamanda, tutkuyla yapılan ve okudukça beslenen. İşte tam da bu nedenle, Martı Dergisi’nin sayfalarında hayata, kitaplara, ilgi duyduğum alanlara dair izdüşümlerimi paylaşıyorum. İlginizi çeken her satırda birlikte kanat çırpmak dileği ile…