Okurun Gözünden: Homo Deus

0
501

Yuval Noah Harari bir tarih profesörü. 2016 yılının en çok konuşulan ve sosyal medya mecralarında tavsiye edilen kitabı “Homo Sapiens” in yazarı. Sapiens, okuyanı oldukça etkileyen ve iz bırakan bir kitaptı. Tarihe ve süreçlerine bambaşka bakış açıları getiren Harari çok geçmeden ikinci kitabını yayınladı; Homo Deus. Geçmişten bugüne insanı ve medeniyeti farklı bakış açıları ile bize gösteren Harari geleceğe yönelik bir tartışma yaratmak istiyor ve bunu beceriyor.

okurun-gozunden-homo-deus

 

Kollektif kitap yayınlarından çıkan 415 sayfadan oluşan bu harika eser hemen okunmayı hâk ediyor. İnsanın daha doğrusu Sapiens’in bundan sonraki süreçte “Tanrı-ölümsüz olma” ve daimi mutluluğu yakalamak için çaba harcayacağını öngören Harari Tanrı sıfatını daha ziyade antik Yunan Tanrılarına benzeme çabası olarak nitelendiriyor. Duyguları ile hareket eden ancak ölümsüz Sapiens.

Kitabın başında insanın var olduğu süreçte üç temel sorunla baş etmeye çalıştığından söz ediyor yazar; kıtlık, salgın ve savaşlar. Ancak tarihte ilk defa yemekten ölen insan sayısının gıdasızlıktan ölen sayısına göre fazla olduğu bir dönemdeyiz, diyor Harari. Salgın hastalıklarla mücadelede ise oldukça yol aldığımız malumunuz. Savaşlar herşeye rağmen insanlık tarihinde en düşük seviyeye gerilemiş durumda. Bu üç temel sorunun sona ermediğini ancak önemli ölçüde gerilediğini belirtiyor Harari. Dolayısıyla bundan sonra insanlık gündemini ne belirleyecek ? Ölümsüz olma isteği ve daimi mutlu olma arzusu. Ölümü “teknik bir aksaklık” olarak nitelendiren yazar, bu aksaklıkların hızla düzeltilme yolunda önemli yol kat edildiğini de ifade ediyor. Aslında modern tıbbın ömrümüzü uzatmadığını ancak bizleri erken ölümden kurtarıp kalan yıllarımızı da yaşamamızı sağladığını belirtiyor.

Mutluluk konusuna gelince çarpıcı bir örnekle okuyucuyu sarsıyor; bugün bir Amerikalı, Taş Devri’ndeki bir insana göre 60 kat daha fazla enerji (kalori) tüketiyor ama acaba 60 kat mutlu mu diye sorarak okuyucuyu düşündürüyor.

Aslında tüm biyokimyasal sistemimiz nesiller içinde mutluluğumuzu değil, hayatta kalma ve üreme ihtimalimizi artıracak şekilde evrilmiş. Bu sistem, bu iki temel davranışa yönelik davranışları hazla ödüllendiriyor. Mutluluk peşinde koşan insanın yapay mutluluk araçlarına sarıldığını da irdeliyor Harari.       

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden birinde yazar aslında ölümsüzlük, mutluluk ve ilahi güçlerin peşinde koşmamızın kapitalizmin bir oyunu olduğunu yazıyor. Kapitalizm ya da modern ekonominin devamlılığını sağlama için sürekli büyümenin gerekli olduğunu büyüme olmadığı zaman sistem çökeceğini belirtiyor. Yani kapitalizmin ayakta kalmasının sağlanması için insanın ölümsüzlüğü ve mutluluğu pompalandığı fikri yayılıyor satır aralarından. Harari’nin bu düşüncesinin aslında genin daima “var olma” savaşıyla da ilintili olabileceğini düşünüyorum.

İnsanın esasında biyokimyasal bir algoritma olduğu savı ise insanı derinden sarsıyor. Gelişen teknoloji ile zaten var olan elit bir kesimin, elde ettikleri avantajlarla adeta bir süper üst sınıf yaratacacakları, bu sınıfa dahil olanların “biyolojik” olarak da üstün olabileceklerini, alt sınıflarda yer alan yığınlara ise üst Sapiens sınıfın nasıl davranacağının kestirilemeyeceğini dehşetle ifade ediyor yazar.

En iyisi siz bu kitabı okuyun sevgili okur, bambaşka penceler açacaktır sizlere.

Anıl Akın

Önceki İçerikBarış Manço’nun Ardından
Sonraki İçerikStone Town ve Dev Kaplumbağaların Yaşadığı Prison Island
“Eğitmenlik, danışmanlık ve koçluk yapan Anıl, uzun yıllar kurumsal hayatta çalıştıktan sonra yeni ufuklara yelken açtı. Hayat boyu öğrenci olmayı, paylaşmayı, üretmeyi çok seviyor. İTÜ Çekirdek bünyesinde yeni girişimlere mentörlük yaparken, gönüllü faaliyetlerde bulunmayı da ihmal etmiyor. Vazgeçilmezleri; ailesi, ülkesi, değerleri”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz