Meme Kanseri Farkındalığı ve Bütünsel Tıp

Her yıl ekim ayı meme kanserinde farkındalık aktivitelerinin yapıldığı, biz kadınların birbirimize mamagrofimizi hatırlattığımız ay. Bu yıl etkinlikler online yapılsa da 15 Ekim’de  yaşadığım şehirde Meme Kanseri Savaşım Derneği inisiyatifinde pembe ışık şöleni ile şehrin kilit noktalarında aydınlatmalar pembeye çevrildi. Yapılan zoom etkinliğine konuşmacı olarak davet edilmekten onur duyduğum organizasyonda, en çok konuşulan konulardan biri de iyileşme sürecindeki moral, motivasyon ve duygusal, sosyal, mental destek konusuydu. Meme kanseri savaşını yenmiş bir amazon kadınının kızı olarak, bu konuların ne kadar önemli olduğunu biliyor ve her yerde ifade ediyorum.

Meme kanserlerinin son yıllarda görülme sıklığı oldukça arttı. Üstelik sadece kadınlarda da değil. Küresel ölçekteki istatistiklere göre, meme kanserinin görülme sıklığı 100.000’de 40-50 civarlarında hesaplanmakta. Bunun yanı sıra, ABD verilerine göre bir kadının hayatı boyunca meme kanserine yakalanma olasılığı 1/8 olarak ifade ediliyor.

Evet, genler önemli bir faktör. Ama bütünsel sağlık konusunda dersler veren Dr. Bruce Lipton’ın da söylediği gibi genlerimizin kurbanı değiliz. Genler var olsa da tetikleyici unsurlar o genleri aktive ediyor. Yani biz, vücudumuzda bilmediğimiz, halk arasında kötü genler dediğimiz bu genlerimizi, dış ve iç faktörler ile harekete geçirmezsek hastalık riskini azaltabiliyoruz. Tabii ki, erken tanı ve teşhis için düzenli kontrol şart. Maalesef, meme demenin ayıp kabul edildiği, elle kendini muayene pratiğini gösterebilmek için bile erkek memesinin kullanılmak durumunda kalındığı ülkemizde, kendini muayene etme eğitimleri veren her bir kurum ve kuruluşa da saygılarımı iletiyorum.

Dr. Gabor Mate’nin “Vücudunuz Hayır Diyorsa” adlı kitabında, duygusal stresin fiziksel boyutta ne gibi hastalıklara yol açtığı araştırmalar ile anlatılıyor. Buradan alıntılarla kendi sağlığımız için, kendi değerimizin farkına varmamız ve bizi değersiz hissettiren kişilerden uzaklaşmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Eski Yunan’da Platon’un diyaloglarından birinde, Sokrates, Trakyalı bir doktorun Yunan meslektaşlarına yönelik eleştirilerini aktarır: “Hekimlerin birçok hastalığın çaresini bilmemesinin sebebi işte bu: Bütünden bîhaberler. Bu durum insan vücudunun tedavisinde günümüzün en büyük hatası olduğundan, hekimler zihni bedenden ayırmaktadır. Zihni, bedenden ayıramazsınız” demiş Sokrates- psikonöroimmunoendokrinolojinin ortaya çıkmasından neredeyse 2500 yıl önce!  

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nden Dr. Sandra Levy ve arkadaşları tarafından, meme kanserinde doğal katil hücre aktivitesi ile duygusal başa çıkma biçimleri arasındaki ilişki konusunda yürütülen bir çalışma “öfkenin bastırılması ve pasif, metin bir karşılık verme tarzının biyolojik risk kalıntısı ile bağlantılı gözüktüğü” sonucuna varmıştır.

Her yerin pembeye boyandığı bu ay içerisinde Nasreddin Hoca hikayesi ile yazımı kapatmak istiyorum. Hoca’yı sokak lambası altında yere çömelmiş bir şeyler ararken gören komşuları, ne aradığını sorarlar. Hoca da “Anahtarımı arıyorum” der. Tüm komşular sokak lambası altında anahtarı aramaya başlamışlar. Ancak bulamayınca biri sormuş: “Hocam, nerede düşürdün anahtarını? Hoca cevaplamış: “Evde.”

“Peki o zaman neden dışarıda arıyorsun?

“Çünkü burada daha iyi görüyorum.”

Mikroplar ve genler gibi ayrık sebepleri araştırmak daha kolay görünebilir. Fakat daha bütünsel bakış açısı ile yaklaşmadıkça hastalığın etiyolojisi hep bilinmez kalacaktır.

Dışarıda ışığın altında yapılan arama bize sonuç vermeyebilir. C. Jung’un da dediği gibi “içeride ne varsa dışarıya o vurur.”

Erken teşhis, hayat kurtarır.

Bu ay kontrollerinizi atlamayın.

Kendinize ve sağlığınıza bütünsel yaklaşın.

Ece Sueren Ok

* Platon , Charmides, A.A.Brill Freud’s Contribution to Psychiatry

* Sandra M.Levy Behavior and Cancer


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: