Lalehan Uysal’ın Sergisi Kurda, Kuşa, Aşa ve Göze

Lalehan Uysal’ın tohum fotoğrafları sergisi, Oxford, Gaziantep ve Adana’dan sonra İstanbul’da ‘Kurda, Kuşa, Aşa… Ve GÖZE’ adıyla Ark Kültür’de açıldı.

Geçtiğimiz yıl ‘Hayatın Mücevherleri: Tohumlar’ adıyla farklı coğrafyalarda, farklı tohum fotoğraflarıyla 4 ayda 3 sergi açan Lalehan Uysal’ın yeni sergisi, ‘Kurda, Kuşa, Aşa…Ve GÖZE’ adıyla İstanbul Cihangir’de Ark Kültür’de açıldı. Bu ilginç sergi 3 Temmuz’a kadar gezilebilir.

Grafik tasarımcı, Buğday Derneği ve Bomonti/Feriköy Ekolojik Pazar’ın kurucularından ve bugün kendini “Tohum Gözlemcisi” olarak tanımlayan Lalehan Uysal’ın Londra’da Oxford Üniversitesi’nin St. Catherine’s College’de teması tohum olan ‘Oxford Food and Cookery’ sempozyumunda yer alan sergisi bir ilkti. Bunu, Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivali’nde Gaziantep’e has yerel tohumlardan ilham alarak çektiği fotoğraflardan hazırladığı sergi izledi. Ardından Çukurova’ya has yerel tohumları fotoğrafladı ve Adana Lezzet Festivali’nde üçüncü sergisini açtı. Lalehan Uysal’ın İstanbul sergisi bu üç sergide yer alan fotoğraflardan bir seçki.

 

“Ben babaannemin orman sandığım küçük bahçesinde ve annemin giysi dolabında sakladığı sebze ve çiçek tohumlarıyla büyüdüm. Zamanla tohumlarla yakın arkadaş oldum. Tohumları arkadaş bilenlerle arkadaş oldum. ‘Yazılı Karpuz’ ya da ‘Çekirdeği Oyalı’ denilen karpuzun çekirdeğini görür görmez aşık oldum. Gözümle fotoğrafını çektiğim tohum çok ama ilk hangi tohumu fotoğraflamak için deklanşöre bastığımı hatırlamıyorum. Tohumları ancak bu kadar yakın plan ve estetik kaygılarla fotoğraflarsam görünür olacaklarına inanıyorum. Çünkü çiçeğin, ağacın, meyvenin tohumlarının fark edilmesini istiyorum. Çocukların patatesin ağaçta değil toprakta yetiştiğini, yedikleri ve attıkları meyve çekirdeklerinin birer tohum olduğunu bilmelerini istiyorum. Ben sergi açmıyorum gözümüzü açıyorum” diyor Lalehan Uysal.

‘Makrografik’ olarak tanımladığı yediğimiz, öğüttüğümüz ya da çöpe attığımız tohumların çarpıcı fotoğraflarının yanı sıra tohumlara olan tutkusunu dile getirdiği metin, fotoğrafları kadar ilgi çekiyor:

“Çocukluğumdan beri tohum gözlemcisiyim. Karahindiba tohumlarının rüzgarla bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya uçuşunu, keçilerin yediği zeytin çekirdeklerini dağlara, tepelere taşıyıp toprakla buluşturmasını, ağacından yere düşen meyvenin çekirdeğini kırıp yeşermesini hayranlıkla izliyorum.

Umutsuzluğa kapıldığımda beni güçlendiren şey; gözümü kapatmak ve bir tohumun bir meyve ağacına dönüşünü düşlemek… O ağacın meyvesine dokunana kadar da gözümü açmamak!

Gezegenin toprağına her gün akıl almaz sayıda tohum düşüyor.

Görmediğim bilmediğim diyarlarda yeşeren, filizlenen, boy atan her tohumun nefesim olduğunu hissediyorum.

Bazen derin sessizliklerde bu tohumlardan birinin toprağa düştüğünde çıkardığı sesi duyar gibi oluyorum. Kabuğunu çatlatışını, güneşe boynunu uzatan filizin çıtırtısını…

Ben tohumun can seslerini gösteremediğim için fotoğraflarını çekiyorum. Onların bazen narin, ince, kırılgan, uçucu; bazen sert, iri, güçlü; bazen yeşil, kahve, siyah renkleri fark edilsin istiyorum. Fotoğraflarımdaki tohumların göze görününce ruhun toprağında yeşereceğine inanıyorum.

Her deklanşöre bastığımda toprağına tohum serpen Anadolu insanının ektiğinin sadece insan için değil, tüm canlılar için olduğuna dair niyetini tekrarlıyorum: Bu tohumlar kurda, kuşa, aşa… Ve bu kadim niyetin sonuna bir kelime daha ekliyorum; ‘…ve göze…’” 

  • Sergi Kapanış Tarihi: 3 Temmuz 2019
  • Mekan: Ark Kültür
  • Adres: Defterdar Yokuşu, Batarya Sok. No: 2 Cihangir-İstanbul

Ayşe Dural


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikPera’ya “Aralıktan Bakmak”
Sonraki İçerik“Sanata Bi Yer 19” Sergisi Yapı Kredi Bomontiada’da
Ayşe Dural
Saint Benoit mezunu. Bu okulda Fransızca ve İngilizceyi öğrendi ve çok sevdi; özellikle Fransızcayı. Sonrasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde devam etti. Çalışma hayatına Garanti Bankası Halkla İlişkiler Bölümü’nde başladı. Sonrasında dergiciliğe adım atarak Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Türkiye’nin ilk “copyright” dergisi Marie Claire’de çalıştı. Suha Arafat’tan Orhan Pamuk’a kadar pek çok kişiyle söyleşiler yaptı, kadın hakları konusunda araştırmalar yaptı, modayı yakından takip etti. AMICA, BIBA gibi dergilerde çalıştı. Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2000-2006 yıllarında The Gate dergisinin yayın yönetmenliği yaptı. Koç Holding’in Bizden Haberler dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra PR ajanslarında Medya İlişkileri Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Böylece artık haber yapmayacak, ama haberi gazetecilerle paylaşacaktı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin medya ilişkileri yönetmenliğini üstlendi. Yasemin Sungur’la birlikte Kültür Sanat Ajansı’nı kurdular. Kitap editörlükleri yaptı. Dural, basında ve halkla ilişkiler konusunda edindiği tecrübe, bilgi ve deneyimi, danışmanlık, eğitim ve seminerler aracılığı ile yeni nesillere aktarmakta ve martidergisi.com için röportajlar yapmaktadır.