Korona Günlüğü: Evde Kal Türkiye’de 2. Hafta

Bugün 27 Mart 2020.  Son 12 gün boyunca tanımadığımız bir virüse ve neden olduğu risklere adaptasyon sağlamaya çalıştık. İçinde bulunduğumuz 2. hafta her anlamda bizim en büyük sınavımız. Virüs nedeniyle evde sivil iradeyle kalmayı tercih edenler bir anlamda yorgun bedenlerimizi dinlendirdik, eksiklerimizi tamamladık, iyilik güzellikleri paylaştık, evleri temizledik havalandırdık asıl mesele bu hafta ve önümüzdeki iki hafta. Hem fiziksel hem ruhsal olarak sistemimizin zorlanacağı zamanlara yaklaşıyoruz.

Karantina Günlerini Nasıl Geçirelim?

İstatistikler bize kabaca her gün şüpheli vakalardan %16’sının virüs kaptığını gösteriyor. Bununla beraber, bugün negatif çıkan bir test sonucunun birkaç gün sonra pozitife dönüşüp dönüşmeyeceği de belli değil. O nedenle sivil irade ile evde kalmak ve karantina disiplinine çabuk adapte olmak bu anlamda oldukça değerli bir eylem.

Firmaların, esnafın çoğu iş yerlerini kapadılar. İnternet üzerinden uzaktan çalışabilecek firmalar çalışanları ile bir çalışma sistemine geçtiler. Diğer yandan, hala iş yerinde fiziksel olarak çalışanlar az değil, sağlık sektörü çalışanlarının da çalışma saatleri uzatıldı.  Diğer yandan birkaç gün önce 65 yaş ve üzeri vatandaşlara sokağa çıkma yasağı getirildi. Hal böyleyken büyük bir çoğunluğun evde olduğu bir ülkede çoğumuzun evde oturmaması için hiçbir neden kalmadı. İşin psikolojik boyutunun gerilmeye ve resmi kısıtlamaların kendini göstermeye başladığı eşikteyiz.

Bu hafta tahammülümüzü, irademizi, sabrımızı, kontrolümüzü hafifçe zorlayacak durumda olan bir sürece hazırlanalım. Benim bedenim her çalışma günümde ortalama 8.500-10.000 adım atmaya alışık, farklı işleri eş zamanlı düşünmeye ve çözmeye de. Biliyorum ki on beşinci günün sonunda vücut sistemim alarm verecek. Çünkü benim bedenim ve ruhum senelerdir iş ortamından ortalama en fazla on beş gün uzak kalma sistemine programlıdır.  Şimdiden rutine destek olacak farklı çözümler üretme peşindeyim. Kendime belli çalışma ve paylaşım programları yapıyorum. Her şeyi saatlik programla kısıtlamadan ama her gün yeni bir şey üreterek ve geliştirerek ilerlemeyi tercih ediyorum.

Herkes Evdeyken Kimse Birbirini Sıkmamalı

Evimin tatlı canları iki kızım ve iki kedimle yaptığım gözlemimde ev rutinimizde farklılaşan bir şeyler var. Normalde herkes evde kendi odasına ve köşesine çekilirdi. Ev karantinamızda ise evin genel kullanım alanında beraberce vakit geçirmeyi tercih ediyoruz. Demek ki şu anlarda ihtiyacımız hep beraber olmak. O nedenle büyük masamızı açtık ve beraberce çalışıyoruz. Anne babalara veya aynı evi paylaşan bireylere önerim kim nasıl kendini rahat hissediyorsa birbirinize destekle durumu akışa bırakmak. Bu süreçte kimse kimsenin yeme içme tercihlerine, günü değerlendirirken ağırlık verdiği konulardaki seçimlerine müdahale etmemeli. Birbirimizi rahatsız eden seçimler varsa (sesi çok açık müzik dinlemek, biri bir işe odaklanırken onunla ısrarla sohbet etmek istemek gibi) bunlar için ortak kararla sınırlarımızı ve tercihlerimizi önceden belirlememiz faydalı olacaktır.

Her Gün Saatlerce Temizliğe Gerek Yok

Temizlik konusuna gelince. Şayet evden sıklıkla çıkan bir birey yoksa ve herkes evdeyse her an sanki herkes dışarıdan yeni gelmiş ve tüm mikrobu getirmiş gibi elimizde bez ve dezenfekte edecek malzemelerle dolaşmamak önemli. Görüştüğüm çoğu arkadaşım günün ortalama 8 saatini temizlikle geçirmeye başladılar. Bu durum ileride farklı sorunlar oluşturacak sorunlar yaratabilir şimdiden bu duruma dur demek en güzeli.

Yeni hobi alanları geliştirmek, ev halkı ile beraber sohbet edebilmek, söylenmeyi terk edip olumlu dil kullanmaya özen göstermek, anın önemini ve bize sunacağı farklı güzellikleri kavrayabilmek hepimize iyi gelecektir.

Bu virüsü yeni yaşamımızda ancak tedbir, denge ve empati ile yeneriz.

Bu hafta için önerilerim:

65 yaş altı ve dışarı çıkma imkanı olabilen hiç kimse sanal marketleri kullanmasın sistemde yoğunluk yaratmasın mesela, hatta dışarı çıkabilen 65 yaş üstü komşusuna da sorsun ne ihtiyacı var diye. Çevremizde günlük çalışma sonucu kazanç elde edebilen kişilere farklı desteklerde bulunmanın çözümlerine odaklanmamız onlarında bu süreci en az zararla atlatmalarını sağlayacaktır.

Tahammüllü, anlayışlı, kontrollü ve anlık değişime çözüm odaklı, bol paylaşımlı günler dilerim.

İyi ve sağlıklı bir hafta dilerim.

Didem Yeşim Pektok


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın:




Önceki İçerikDijital İnsan Kaynakları Yönetimi: Idenfit
Sonraki İçerikOkurun Gözünden: Buna Hakkın Var, Haklar ve Sorumluluklar Etkinlik Kitabı
Didem Yeşim Pektok
“İşim: İnsan Konu: Le’biderya. Ufuk çizgisiyle arkadaşlığımda ‘İnsan’ a dair en güzel manzarayı mekan edindim. Olumlu fikir üretir, iyi paylaşım yaparım.” Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümleri mezunu Pektok, 1993 yılından beri reklam, satış, bankacılık ve eğitim alanlarında çalışmıştır. Bilişim teknolojileri alanında eğitim veren bir kurumun ortağıdır ve kurumun insan kaynağı, finansman, eğitim koordinasyon birimlerinden sorumlu yöneticisidir. Aynı alanlarda kurumsal eğitimler verir. Kadınların toplum içinde eşit haklara sahip olması için çalışan sosyal sorumluluk platformunun lideridir. 2014 yılından beri Martı Dergisi’nde insan, kadın, çocuk konularında yazar ve okuduğu kitaplarla ilgili okur gözünden yorumlarını paylaşır.