Kırkından Sonra Üniversiteli: Kodlanmamış Bir Şans Hikâyesi

Müjgan’la Yazı Kampı atölyemizde tanıştım, beni çok etkileyen, azmiyle ilham veren bir kadın. Bazen bir sınav kâğıdına yazılmayan kod, hayata yazılan en kıymetli not olur. Bu yazı, kırkından sonra yeniden “öğrenci” olma cesaretiyle başlayan bir yolculuğun, kaygı, umut ve insanlık dolu küçük ama unutulmaz bir anısına uzanıyor. Okurken hem gülümseyecek hem de içten bir teşekkürün gücünü bir kez daha hatırlayacaksınız.
Müjgan’ı ve yeteneklerini takip edin. Yazı Kampı’nda yaşadıklarımızın anıları hala çok canlı, herkese sevgiyle…
Yasemin Sungur 
Yazı Kampı, Tasarım Parkı’nda gerçekleşti. Aylar süren çalışmalarımızdaki anılar hala çok canlı… Nursema, Arzu, Yasemin, Müjgan ve Ayla,

Kütahya günlerim doludizgin geçiyordu. Ailemden uzak olmak en büyük eksiğim olsa da, içimdeki çini aşkının verdiği ışığı bir meşaleye dönüştürüyordum. Mutluydum; hayatımın en doğru kararlarından birini vermiştim.

Günler su gibi akıyordu. Vize zamanı gelmişti bile. Yıllarca sınav dediğimiz, bilgilerimizi notlarla ölçecek olan süreç başlamıştı. Derslerime çok iyi çalışıyordum. Üç dersim online olduğu için kaç kez dinlediğimi hatırlamıyorum bile ama anlayabiliyordum. Öğrenci olmak kolay değildi; hele kırkından sonra konuları kavramak daha da zordu ama pes etmiyordum.

İlk Akademik Deneyim

Hayatımın ilk akademik deneyimi olan Atatürk İnkılâpları vizesi Pazartesi günüydü. Nasıl bir heyecandı! Kâğıtlar dağıtıldı, kodlamalar yapıldı. Bildiklerimi kolayca yazdım ve sınavdan mutlu bir şekilde çıktım. Keyifle günümü tamamlamış, ertesi gün için arkadaşlarla sözleşerek ayrılmıştım.

Salı sabahı, İngilizce vizesinden önce okul kantininde heyecanla buluştuk. Gençlerle dünkü sınav hakkında sohbet ederken biri, “Hangi gruptaydın?” diye sordu. O an, kafamdan aşağı kaynar sular döküldü. Ne grubu? dedim. Meğer ben, sınav kâğıdıma grup kodunu yazmayı unutmuştum! Arkadaşlar, sınavımın geçersiz sayılacağını söyleyince şok oldum. Hemen Hüseyin hocama bir mail attım. Vize saatimiz gelmişti bile; karmaşık duygular içinde sınava girdim. Bu defa ilk iş olarak grup kodumu yazdım. Soruları kolayca çözüp sınavdan çıktım ama aklım hâlâ çözmem gereken sorundaydı.

Yanlış Kod

Tam o sırada, benim yaşlarımda olan sınıf arkadaşım Aynur’u telaş içinde koştururken gördüm.

“Aynur, ne oldu?” diye sordum.

“Dün girdiğimiz sınavda ben de sınıf numaramı kodlamamışım. Bugünkü İngilizce vizede hoca uyarınca fark ettim. Danışmanımız Fikret hoca, Hüseyin hocanın yanına gitmemi söyledi,” dedi.

Nasıl tarifsiz bir sevinçle “Ben de geliyorum! Ben de grubumu kodlamamışım!” dedim. O an, ikimiz de birbirimize güç olduk.

Farkındalık  Kazandırır

Güzel Sanatlar Fakültesi ile Sosyal Bilimler Fakültesi arası epey uzaktı. Biz, ilkokul çocuğu gibi el ele tutuşup, nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızı bilmeden, korku ve heyecanla yürüyorduk, hatta koşuyorduk. Arada gülüşüyor, “Bizi biri videoya çekse tıklanma rekorları kırardık!” diyorduk. Bildiğin saf, masum öğrenciler…

Hüseyin hocanın odasına nefes nefese vardık, kapıyı çalıp içeri girdik. Kendimizi tanıttık. Hocamız, “Buyurun, oturun, bir soluklanın,” dese de biz hemen anlatmaya başladık. Oysa hocam, benim mailime çoktan dönüş yapmış ama heyecandan bakmamışım bile!

Hüseyin hocamız idealist, samimi ve dersi adeta yaşayarak anlatan bir akademisyendi. Konular, onun anlatımı sayesinde zihnimize yerleşiyordu. Üniversitenin bana kattığı en değerli hocalardan biriydi.

Yaptığımız hatanın farkına varıp çözüm aramamız, Hüseyin hocamızı mutlu etmişti.

“Müjgan ve Aynur, oturun,” dedi. “Bu sizin şansınız mı bilemedim ama dün akşam çok ilginç bir şey oldu.”

Merakla, pür dikkat dinlemeye başladık.

“Vize zarflarının içinden rastgele kâğıt alıp sıraya sokuyordum. Müjgan ismi dikkatimi çekti. Bu ismi çok severim. Şöyle bir baktım, grup kodunu yazmadığını fark ettim. O günkü gözetmen hocanızın, soru kâğıtlarını üst üste koyması da sizin için büyük bir şans olmuş. Grubunun eksik olduğunu görünce, kâğıdını kontrol edip kodladım,” dedi.

O an nasıl hafiflediğimi tarif edemem! Aynur da tüm derslere katılan, hiçbir dersi kaçırmayan çalışkan bir arkadaşımızdı. Hocamızın aklında kalmış olmalı ki, onun da sınav kâğıdında sınıf numarasını yazmadığını fark edince tek tek kontrol edip kodlamış.

İkimiz de bir yandan özür diliyor, bir yandan sonsuz teşekkür ediyorduk. Saygıyla hocamızın odasından ayrıldık.

Derslerimiz sanat dolu bir salonda, neşeyle geçmişti… Bu kamptan yazarlar çıktı…

Nasıl mutluyduk, nasıl hafiflemiştik! Gelirken kaygıdan ezilmiş gibiydik, dönerken ise bambaşka bir rahatlık içindeydik.

Bu olay bize büyük bir ders oldu. Aynı zamanda şanslıydık; çünkü çok iyi bir insana denk gelmiştik. Hüseyin hocamız, anılarımızda hep en güzel şekilde hatırlanacak. Konuştukça keyif alacağımız bir anımız olmuştu.

Müjgan Balcı

Önceki İçerikNazım Hikmet’i Anmak – Bir Şairin İzinde
Sonraki İçerikNEKSUS: Yapay Zekâ Hem Lütuf Hem de Lanet mi?