İnsanat Kişinin Hayatı, Düşüncelerinin Rengine Boyanmıştır

İnsanın kendisiyle kurduğu ilişki, daha belirgin olandır. Derinde gerçekleşir. Bu nedenle daha etkilidir. Kişinin kendiyle kurduğu ilişkiyi belirleyen, iç konuşma ya da içsel konuşma olarak adlandırılan süreçtir.

İç konuşma, bilişsel (zihinsel) açıdan soyut bir işlemken, diğer taraftan doğal bir süreçtir. Düşünce sürecinin bir parçasıdır. Bir tür bilişsel direksiyondur desek yerinde olur. İç konuşma biçiminde kişi, kendi bilinçaltına gönderdiği programlama cümlelerini öncelikle kendi bilinç süzgecinden geçirir. Mevcut olan ses, zihni nereye yönlendirirse, insanların düşünce, tavır ve davranışları buna göre şekillenir. Kişinin iç konuşması, kişinin ruhsal şartlarını belirleyen tetikleyici durumundadır. Kişinin bilinçaltının programlanması ile inançlar teşkil olur; tutumlar duyguları belirler; inançlar tutumları oluşturur. Bunun sonucunda, duyguların davranışları doğurduğunu ve davranışların sonuçları yarattığını görürüz. Bu hususlarda iç konuşmalar, hep belirleyendir. Unutmayalım, beynimiz en çok ‘ söylediğimiz şeylere’ inanır.

Bu bir çeşit kendini programlamadır. Bir anlamda, beynimiz bir kovadır. Doldurduğumuz şey, geri alacağımız şeydir. Bilinçaltımız da sünger gibidir. İnançlar, bu kovada oluşur. Tutumlar ardından gelir. Tutumlar duyguları, duygular eylemleri doğurur.

Eylemler, sonuçlardır. Kişinin başarı ya da başarısızlığını, huzur ya da huzursuzluğunu belirleyen ise bu eylemlerdir. Bu süreci şöyle örnekleyebiliriz; insanoğlu, değerli olduğunu hissettiği oranda kendini mutlu hisseder, kendini gerçekleştirir, kendine güvenir. İç konuşma; hem kişinin kendisine ilişkin düşüncelerini (örneğin; ‘iyi ve doğru bir insanım’, ‘eğlenceliyim’), hem bu düşüncelerin ortaya çıkardığı duyguları (örneğin; gurur, kaygı, utanç vb.), son olarak da bu duygu ve düşüncelerin neticesi olan davranışları (örneğin; alıngan, tartışmacı, mantıklı, şüpheci olmak vb.) içerir.
 
Klinik psikolojide/psikiyatride böyle bir hastalık tanımlanmasa bile, olumsuz iç konuşmaların bazı psikolojik sorunları tetikleyebileceğinden bahsediliyor. Negatif içsesiyle sürekli kendini sabote eden birey, sorumluluk ve risk almaktan kaçmakta. Yapıcı değil, yıkıcı olma eğiliminde. Yersiz saldırganlaşabilir. Art niyetli ve kıskanç olabilir. Başarısızlıktan ve hata yapmaktan korktuğu için yeni deneyimlerden kaçınmak, başarı için motive olamamak, endişe, yüksek kaygı, sürekli huzursuzluk, umursamazlık gibi duygular, negatif iç konuşmanın doğal sonuçları arasında. Zorluklarla mücadele etmekten kaçınmak, hatalarında başkalarını suçlamak, kendini eksik görmek, eleştiriye aşırı duyarlılık, içe kapanma eğilimi, hayal dünyasında yaşamak, yine negatif iç konuşmalar nedeniyle gelişen durumsallıklar olabilir. Değişikliklerden hoşlanmaması, esnek olmaması, değişimlerden kaçması, diğerlerinin yaşadığı olumsuzluklarından ve mutsuzluklarından haz duyması da diğer olumsuz durumsallıklardır. Aslında şöyle diyebiliriz; kişinin hayatı, düşüncelerinin rengine boyanmıştır.


Yazılara Abone Olmak İsterseniz

E-Posta Adresinizi Yazın: